Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2308 E. 2024/4945 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2308
Karar No
2024/4945
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/325 Esas, 2023/153 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1264 E., 2019/1137 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ....ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında akdedilen trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak davalının toplam 455.877,09 TL prim borcu bulunduğunu, davalıdan sözlü ve yazılı talepte bulunulmasına rağmen prim borçlarını ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, başta ticari araçlar olmak üzere riskli sürücüler için sigorta havuzu kurulduğunu, trafik sigortası satan tüm sigorta şirketlerinin bu havuza zorunlu olarak katıldıklarını, sigorta primlerinin de Hazine Müsteşarlığının 12.04.2017 tarihinde uygulamaya soktuğu tavan fiyatlar üzerinden belirlendiğini, primlerde oluşan artışların yasal uygulamadan kaynaklandığını, bu yeni tarifeli sigorta poliçelerinin davalı tarafından kullanıldığını, hasar tazminat ödemelerinin alındığını, davalıya yapılan ihtarlardan sonra davalının 28.05.2018 tarihli yazısı ile tarafların sözlü olarak anlaştığını ve mutabık kaldıklarını belirterek borcu kısmen kabul ettiğine ilişkin beyanda bulunduğunu, müvekkili ile davalının süresiz ve şifaen anlaşma yapmasının söz konusu olmadığını, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 2016 yılının Ekim ayında sözlü olarak araç sekmentinde geçerli olmak şartı ile araç başı 773,00 TL net prim ödemesi yapılmasında mutabık kalındığını, net prim ödemesi ile ilgili ilk başta belli araç adedinde daha sonra da araç limiti olmaksızın süresiz olarak anlaştıklarını, bu anlaşma 2017 yılının ilk ve ikinci yarısında davacı şirket çalışanlarının müvekkili şirkete yaptığı ziyarette sistemsel sıkıntılardan dolayı poliçelerin 773,00 TL olarak kesilemediği, poliçelerin normal tutardan kesilip sene sonunda 773,00 TL'ye denk getirmek için davacıya fark fatura kesilmesi noktasında mutabık kalındığını, 2017 yılının Aralık ayının son haftasında yapılan ziyarette davacı çalışanın daha önce mutabık kalınan tutarın geçersiz olduğunu, yeni çıkan kanun doğrultusunda tavan/taban fiyat uygulaması nedeniyle nisan ayından itibaren herhangi bir indirimin müvekkili şirkete yansıtılamayacağını belirttiğini, 2017 yılının Nisan ayında müvekkilinin yazılı veya şifahi olarak yeni çıkan kanun hakkında bilgilendirilmediğini, anlaşma sağlanan fiyat avantajından müvekkilinin yararlanma olanağının kaldırılması yaklaşık sekiz ay gibi uzun bir süre sonra bildirildiğinden müvekkilinin anlaşma dışında zorla yeni fiyatları uygulamaya çalıştığını ve tercih hakkının elinden alındığını, müvekkili şirketin, davacıdan 2018 yılı ocak ayında iade alması gereken 1.242.209,96 TL'lik Stop-Loss kasko iadesi ve 103.221,32 TL'lik servis anlaşması nedeniyle hakediş alacaklarının bulunduğunu, davacının söz konusu bedelleri müvekkiline ödemediğini ve cari hesaptan mahsup etmediğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının toplam prim üretiminin 1.375.345.46 TL olduğu, bu üretim tutarından davacının kullandığı/tahsil ettiği prim tutarının 919.468.37 TL olduğu, bu durumda davacının davalıdan bakiye 455.877,09 TL alacaklı olduğu alacağın likit olması ve itirazın haksız bulunması nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıdan 2018 yılı ocak ayında iade alması gereken 1.242.208,96 TL'lik Stop-Loss kasko iadesi ve 103.221,32 TL'lik servis anlaşması nedeniyle kesilen hakediş alacakları bulunduğunu, davacının söz konusu bedelleri müvekkiline ödemediğini, cari hesaptan da mahsup etmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar değerlendirilmeden hesaplama yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı Aydoğanlar Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. ile müvekkili şirketin carileri karıştırılmak suretiyle inceleme yapıldığını, 26.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu hususun belirtildiğini, davacının Aydoğanlar Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye karşı Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1229 E. sayılı dosyasıyla açtığı davanın sonucu işbu davayı etkileyeceğinden ilgili dosyanın beklenilmesi gerektiğini, cari hesaplar karıştırılarak hesaplama yapılmasının mükerrer ödemelere neden olabileceğini, davacı ile anlaşma yapılmasının nedeninin, diğer sigorta şirketlerine göre fiyat avantajı sağlamasından kaynaklandığını; ancak bahsi geçen fiyat avantajından müvekkili şirketin yararlanma olanağının kaldırıldığının bildirilmesinin yaklaşık 8 ay gibi uzun bir süre sonra yapıldığından müvekkilinin anlaşma dışında zorla yeni fiyatlar uygulanmaya çalışıldığını ve müvekkili şirketin tercih hakkının elinden alındığını, müvekkilinin kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmesi söz konusu olmadığını, alacak likit olmayıp icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı araçlarına yapılan trafik sigortaları kapsamında, primlerinin Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının 11.07.2017 tarih ve 30121 sayılı yazısı ile Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortalarında Tarife Uygulaması Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yayınlanan Yönetmelikte, aynı yönetmeliğe geçici 12 nci madde eklenerek başta hasar frekansı yüksek basamak ve/veya araç grupları için 12.04.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere "Risk Sigortaları Havuzu" kurulduğu, bu kapsamda trafik sigorta poliçelerine ilişkin pirim ve hasarlar Türkiye Motorlu Araçlar Bürosunca Ek-4'teki esaslar çerçevesinde paylaştırılmış olup, prim farklarının/artışların buna göre belirlendiğinin anlaşıldığı, davalı vekilince taraflar arasındaki ilişkide sözlü olarak araç segmentlerinde geçerli olacak surette araç başı 773,00 TL tutar üzerinden net prim ödemesi kararlaştırıldığı iddia edilmiş ise de bu yöndeki iddianın kanıtlanmadığı, davalı vekilince Stop- Loss kasko iadesi ve servis anlaşması nedeniyle davacıdan hakediş alacaklarının bulunduğu, bu alacakların cari hesaptan mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bilirkişi rapor içeriğinden Stop-Loss hesabında kasko ürününde davalı şirket açısından hasar oluşmadığı, oluşan 67.567,07 TL'lik hasarın dava dışı ayrı tüzel kişiliği bulunan grup şirketi Aydoğanlar... Tic. A.Ş. için söz konusu olduğu, 39.393,86 TL tutarındaki iptaller acentelik partajından üretilmiş olan dava dışı Aydoğanlar... Tic. A.Ş.'ye ait olup, prim tutarı 39.393,86 TL olan 63 adet poliçenin sigorta ettireninin de Aydoğanlar... Tic. A.Ş.'e olduğu, bu tutarın da 25.06.2018 tarihli olarak cari hesaba yansıtıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu konudaki istinaf nedenin yerinde görülmediği, davalı vekilince davacının davalı ile grup şirketi olan dava dışı Aydoğanlar... Tic. A.Ş'ye karşı açtığı Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1229 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de Aydoğanlar... Tic. A.Ş.'nin ayrı tüzel kişiliğe sahip şirket olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olmadığı, takip ve dava konusu alacak likit olup, haksız itiraz ile duran takibin devamına karar verildiği anlaşılmakla davalı aleyhine inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, hükme esas alınan bilirkişi raporun yetersiz olduğunu, raporda ulaşılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarının gösterilmediğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davalının takibe itirazında haksız olup olmadığı, alacağın likit bulunup bulunmadığı ve icra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci ve davamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2308, K. 2024/4945, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2308-e-2024-4945-k-9cbeba1e1b74