Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2191 E. 2024/3845 K. – Menfi
Konu: Menfi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2191
- Karar No
- 2024/3845
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1708 Esas, 2022/1743 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/63 E., 2021/335 K. Taraflar arasındaki menfi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, 04.03.1992 tanzim, 10.10.2020 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yaptığını ancak söz konusu bono üzerinde tahrifat yapıldığını, müvekkillerinin çocuğu olan davalının bilgisizliklerinden yararlanarak müvekkillerini dolandırdırdığını, davaya konu bononun tanzim tarihi ile vade tarihi arasında 30 yıl olmasının hayatın olağan akışına aykırı olup sadece bu durumun bile davalının sahtecilik yapıp müvekkillerini dolandırdığını gösterdiğini, kaldı ki 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun ile (5083 sayılı Kanun) 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere Türk Lirasından altı sıfır atıldığını, bu kapsamda davaya konu bononun güncel altı sıfır atılmış değerinin 0,20 TL olduğunu ancak davalının senedi 200.000,00 TL üzerinden kötü niyetle takibe koyduğunu, bir an için bu husus göz ardı edilecek olsa bile; müvekkillerinin evladı olan davalının ebeveynini güvenlerini kötüye kullanıp onları kandırarak açık bono imzalattığını, ilgili bononun takibe koyulduğu şekliyle doldurulması hususunda müvekkilleri ile davalı arasında anlaşma olmadığını, anlaşmaya aykırı doldurulan bono kambiyo vasfına haiz olamayacağından takibin iptali gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin davaya konu bonoya dayalı olarak başlatılan takipten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, tüm savunmaları saklı kalmak kaydıyla, senedin gerçek değerinin 0,20 TL olduğunun tespiti ile fazla kısmın iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların müvekkilinin annesi ve babası olduğunu, 1992 yılında ihtiyaçları nedeniyle müvekkilinden borç para isteyen davacıların isteklerini müvekkilinin 60 cumhuriyet altını vererek karşıladığını, davacıların da dünya ölümlü sana senet verelim diyerek icra takibine konu senedi imzalayarak müvekkiline verdiklerini, davacıların rahatsız olan müşterek çocukları ...'in masraflarını sonra ödemek üzere tedavi edilmesi için müvekkiline gönderdiklerini, müvekkilinin 15.000,00 Alman markı karşılığı TL ödeyerek Çapa Tıp Fakültesinde kardeşi ...’i tedavi ettirdiğini, davacıların bu bedeli ödemeyi de müvekkiline borçlandıklarını, ihtiyaçları oldukça müvekkiline verdikleri senedi diledikleri şekilde doldurup tahsil edebileceklerini söyleyerek müvekkilinden borç para ve altın talebinde bulunduklarını, davacıların anne ve babası olması sebebiyle müvekkilinin de taleplerini karşılamaya çalıştığını, toplamda 2.500,00 USD, 2 adet reşat altın, 100'er gramdan olmak üzere 4 adet bilezik, 1 adet osmanlı tuğralı kolyeyi de davacılara verdiğini, müvekkilinin elindeki senede güvenerek davacılara istedikleri parayı vermeye devam ettiğini, müvekkili tarafından alacağının talep edildiğinde ise, davacıların senedin geçerli olmadığını, zamanaşımına uğradığını, takip yapması halinde şikayetçi olacağını, hapis cezası ile cezalandırılacağını söyleyerek müvekkilinin korkutmaya çalıştıklarını, çaresiz kalan müvekkilinin, alacaklarının bir kısmını alabilmek için işbu senedi icra takibine koyduğunu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını, senedin müvekkili tarafından doldurulması konusunda her iki borçlunun da açık veya zımni muvafakatlarının olduğunu, senet üzerinde tahrifatın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5083 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin, "Kanunlarda ve diğer mevzuatla, idari işlemlerde, yargı kararlarında, her türlü hukuki muamelelerde kıymetli evrak ve hukuki sonuç doğuran diğer belgeler ile ödeme ve değişim araçlarında Türk Lirasına veya liraya yapılan atıflar, 2 inci maddede de belirtilen değişim oranında Yeni Türk Lirasına yapılmış sayılır" hükmünü haiz olduğu, 5083 sayılı Kanun'un ilgili maddesi 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, dava konusu senedin düzenlenme tarihi olan 04.03.1992 tarihi ilgili yasanın yürürlüğe girmesinden daha önce olduğundan senet üzerindeki meblağın Yeni Türk Lirası olmadığı, senet üzerindeki 200.000,00 TL'nin 0,20 YTL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıların, davaya konu bonoya dayalı olarak yapılan icra takibi sebebiyle 199.999,80 TL asıl alacak ile 1.976,71 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini zira davacı yanca dava dilekçesinde, senet üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edildiği halde, senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmadığını, yine dava dilekçesinde evrakta tahrifat ve sahtecilik, suiistimal, kandırma ve dolandırma iddialarında bulunulduğunu, Mahkemece bu hususta bir araştırma veya incelemede bulunulmadığını, davacıların müvekkilinin anne babası olduklarını, müvekkilinin anne ve babasına mütemadiyen para verdiğini, onlara itimat ederek senedin müvekkili tarafından doldurulmasına muvafakat ettiklerini belgeleyen bir sözleşme yapma gereği duymadığını, müvekkilinin davacılar tarafından imzalanarak verilen açık senedi alacağı olan 200.000,00 TL'yi senet bedeli olarak yazıp doldurarak takibe konu ettiğini, açık senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat külfetinin davacılarda olup bu iddianın da ancak yazılı delillerle ispatlanabileceğini, bu yönde bir çok içtihat bulunduğunu, senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasındaki zamanın süresinin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayacağını, keza senedin bazı unsurları boş olarak düzenlenmesine de bir engel bulunmadığını, müvekkilinin borçlu anne ve babası tarafından kendisine verilen senedi zaman içerisinde onlara verdiği borç para ve altın karşılığı olarak doldurup takibe koyduğunu, senetteki imzaların davacılara ait olup senet üzerinde herhangi bir tahrifat söz konusu olmadığını, açık senedin sonradan doldurulmuş olması senedi geçersiz kılmayacağı gibi tanzim tarihinden sonra paradan altı sıfır atılması uygulamasının müvekkiline ait senede uygulamasının da mantıklı bir açıklaması olmadığını, Mahkemece, gösterdikleri tanıklar dinlenilmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 5083 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, keşidecisi davacı ... ..., avalisti davacı ... ..., lehtarı davalı ... ... olan, 04.03.1992 keşide, 10.10.2020 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. 3. İlk Derece Mahkemesince, senedin düzenleme tarihi gözetildiğinde senet üzerindeki 200.000,00 TL'nin 0,20 YTL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak senedin davacılarca, bedel hanesi boş olarak düzenlenip davalıya verildiği, başka bir deyişle, senedin bedel hanesinin düzenleme tarihinde değil sonradan doldurulduğu tarafların kabulündedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince başkaca hiç bir değerlendirme yapılmaksızın senet bedelinin düzenleme tarihine göre belirlenmesi ve salt bu gerekçeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 4. Davalı cevap dilekçesinde; senedin düzenlendiği tarihte davacılara 60 adet cumhuriyet altını verdiğini senedin bu nedenle düzenlendiği savunmuş, davacılar vekili ise replik dilekçesinde, davalının savunmasının gerçeği yansıtmadığını, senedin düzenlendiği tarihte davalının müvekkillerine iki adet çeyrek altın verdiğini, senedin verilen bu iki adet çeyrek altın sebebiyle düzenlendiğini ileri sürmüştür. Bu hale göre İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacıların davaya konu senedin iki adet çeyrek altın karşılığında düzenlendiğini ikrar ettikleri gözetilerek 2 adet çeyrek altının keşide tarihindeki değerinin belirlenmesi ve bu şekilde belirlenecek değeri aşan kısım için menfi tespit hükmü kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.