Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2081 E. 2024/4493 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit Ve Tapu İptal Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2081
Karar No
2024/4493
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit Ve Tapu İptal Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/162 Esas, 2022/480 Karar HÜKÜM : Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava ret Taraflar arasındaki menfi tespit ve tapu iptal tescil davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.05.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Merve Seher Öcalan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Asıl dava ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların davacı adına sahte çeke ve sahte bonolara dayalı icra takibine giriştiklerini, usulüne uygun tebligatları yapmadan gıyabında yürüttükleri iki ayrı icra dosyası ile sahibi bulunduğu ve konut olarak kullandığı taşınmazının usulsüz ihaleyle davalılardan ... adına tescil edildiğini ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile sahte çeke ve bonoya dayalı takip ve ihalenin iptaline, ihale ile davalı ... adına tapuda yapılan tescilin iptaline, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı adına girişilen icra takibinde çıkarılan ödeme emrini bizzat davacının aldığını, borca itiraz etmediğini, davacının Cumhuriyet Savcılığında hazırlık soruşturması aşamasında verdiği ifadesinde davalı olan eşi ...’ya genel vekâletname verdiğini açıkça beyan ederek davalı ... aleyhine yaptığı şikayetten vazgeçtiğini, davacının icra takibine konu borcu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur. 3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının haklı olduğunu, davalı ...’dan alınan borca karşılık ödeme yapıldığı halde sonradan alınan imzası davacıya ait olmayan çeke dayalı takip yapıldığını, davalı ...’ın aynı alacak için mükerrer takip yaptığını ve usulsüz olarak diğer davalıya taşınmaz satışının gerçekleştiğini savunarak davalı ...’dan alınan 18.000,00 TL’lik borç için iki ayrı takip yapıldığının tespiti ile kendisine yönelik davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 04.12.2012 tarih, 2012/100 E. ve 2012/599 K. sayılı kararı ile davalının giriştiği kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte davacının ödeme emrini tebliğ aldığı, taşınmaz üzerine haciz konulup kıymet takdiri yapıldığı, kıymet takdirinin davacıya tebliğ edildiği, taşınmazın ihale ile satıldığı davacının taşınmazın ihale edilen bedelinin düşüklüğüne dayanarak açtığı davanın reddedildiği, ödeme emrinin 15.11.2006 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 02.06.2011 tarihine kadar çeke dair itirazda bulunmadığı, davacının çek karnesinin davası tefrik edilen davalı ...'da bulunduğu, adı geçenin genel vekaletname gereğince kullanımda bulunduğu, bu kullanımın davacının bilgisi ve rızası dahilinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Birinci Onama Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 07.04.2014 tarih, 2013/8536 E.ve 2014/6596 K. sayılı kararıyla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. C.Karar Düzeltme Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 15.12.2014 tarih, 2014/15408 E. ve 2014/18001 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, dava konusu çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmayıp davacının eşi ... tarafından atılmış olduğunun dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi esasen bu hususun yerel mahkemenin de kabulünde olduğu, hükmün gerekçe bakımından davalı tarafça temyiz edilmediği, her ne kadar mahkemece davacının, çekin eşi tarafından imzalandığı hususunda bilgi sahibi olduğu ve ödeme emrinin davacıya tebliğinden itibaren uzun süre itiraz edilmemiş olmasının icazet anlamına geldiği yönünde gerekçe oluşturulmuş ise de ödeme emrine karşı bir süre suskun kalınmış olmasının icazet anlamına gelmeyeceği gibi davacının savcılık soruşturmasındaki ifadesinde de bu anlama gelebilecek beyanlarına rastlanılamadığı, öte yandan dosyaya sunulan vekaletnamede de davacının eşine çek düzenleme yetkisi verildiğine dair bir açıklık da bulunmadığı, hal böyle olunca somut olay bakımından dava konusu çekin davacının eşi tarafından vekil sıfatı ile imzalandığının da kabul edilemeyeceği, bu durumda mahkemece dava konusu çekten dolayı borçlu bulunulmadığına ilişkin talebin kabulü gerekirken davanın tümden reddinde isabet görülmediği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 31.03.2016 tarih, 2015/43-2016/16 E. ve K. sayılı kararı ile İstanbul (Eski Şişli 2. İcra Dairesi) 2006/10547 sayılı takip dosyasından dolayı davacının davalı ...'a borçlu olmadığına ilişkin davası temyiz üzerine Yargıtay'ca davacının temyiz isteklerinin reddedilmiş, olması nedeniyle bu talep yönünden verilen hüküm kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...'ın davacı hakkında başlattığı İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 sayılı takip dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davalı ... yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı Faik Kılıç vekili tarafından temyiz edilmiştir. E. İkinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 07.02.2017 tarih, 2016/15437 E. ve 2017/859 K. sayılı kararı ile bozma kararından sonra yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken mahkemece hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, birleşen davalar bağımsızlıklarını koruyacağından davalı ... hakkında bir karar tesis edilmemesi ayrıca davalı ...'ın taşınmazı ihale suretiyle satın aldığı ve ihalenin feshi davasının red ile sonuçlanmış olmasına ve bu kararın maddi anlamda yasa gereğince kesin hüküm teşkil edileceği dikkate alınmadan tapunun iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.07.2019 tarih, 2019/210 E. ve 2019/309 K. sayılı kararı ile asıl davada; İstanbul 6. İcra dairesinin 2006/20640 E. sayılı dosyasında takibe konu çekin davacının eşi ... tarafından kendisine verilen vekaletname içeriğinde yetki olmadığı halde imzalandığı ve imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle bu çekten dolayı borçlu olmadığı, İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2008/28401 E. sayılı dosyasında ise davacının avukatına verdiği vekaletname ile dosyaya borcu kabul ettiğine dair vekilinin beyanının davacıyı bağladığı gerekçesiyle bu dosya yönünden borçlu olduğu, birleşen dosyada; davalı ...’ın taşınmazı ihale ile aldığı ve davacının ihalenin feshine dair açtığı davada verilen davanın reddine dair kararın kesinleştiği, HMK 114/1-i bendi gereğince işbu ihalenin feshi davasının dosyamız yönünden kesin hüküm olması nedeniyle dava şartı noksanlığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden; İstanbul 26. İcra Dairesinin 2008/28401 (Kapatılan Şişli 2. İcra dairesinin 2006/10547) sayılı takip dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik davanın reddine, İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 sayılı takip dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davalı ... yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının kesin hüküm olması karşısında usulden reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. D. Üçüncü Bozma Kararı Dairemizin 31.03.2021 tarih, 2020/5000 E. ve 2021/3119 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 E. sayılı takip dosyasından dolayı açılan menfi tespit davası kabul edilmiş ise de davacıya ait taşınmazın satılmak suretiyle borcun ödendiği görülmekle talebin istirdat davası olarak nitelendirilerek istirdat hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalılar ... ve ... yönünden; İstanbul 26. İcra Dairesinin 2008/28401 (kapatılan Şişli 2.İcra Dairesi 2006/10547) sayılı takip dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik davanın reddine, İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 sayılı takip dosyasından dolayı davacı talep alacaklısına borçlu olmadığından icra dosyası kapsamında davalı ...'a ödenen 70.847,48 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının kesin hüküm nedeniyle dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın davalıların emellerine ulaşması sonucunu doğurduğunu, istirdat hükmünün taşınmazın güncel değeri esas alınarak yapılacak hesaplamaya göre tesis edilmesi gerektiğini, ihalenin feshi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, müvekkilinin mağduriyetinin denkleştirici adalet ve munzam zarar hükümleri çerçevesinde giderilmesi gerektiğini, duruşmada bu yönde talepte bulunduklarını, müvekkilinin bir daha ev sahibi olma şansının elinden alındığını, en azından ödeme tarihi ile günümüze kadarki işlemiş faize hükmedilmesi gerektiğini, faiz taleplerinin bulunup bulunmadığının sorulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava menfi tespit ve tapu iptal tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davası olup, anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca menfi tespit davası açıldıktan sonra borç ödenmiş olursa, mahkemece davaya ödenen miktar üzerinden resen istirdat davası olarak devam edilmesi ve bu şekilde karar verilmesi gerekmekte olup istirdatına karar verilen tutarın icra takip dosyasına yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yalnızca ana para üzerinden tahsil hükmü kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ''B'' fıkrasında yer alan yer alan “70.847,48 TL'nin” ibaresinden sonra gelmek üzere “icra dosyasına yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2081, K. 2024/4493, T. 30.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2081-e-2024-4493-k-213dfcea56fc