Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2045 E. 2024/4961 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2045
Karar No
2024/4961
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/327 Esas, 2022/1720 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/224 E., 2020/161 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 2013/57958 sayılı “İstanbul Medeniyet Üniversitesi” ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "Medeniyet" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı TÜRKPATENT YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili olan üniversitenin 21.07.2010 tarihli ve 27648 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6005 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6005 sayılı Kanun) ile kurulduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, markanın tanınırlığının müvekkili sayesinde olduğunu, müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğunu, ayrıca davalı şirketin kendi adına tescil ettirdiği markayı 5 yıllık sürede fiilen kullanmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesi koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, YİDK'nın 10.09.2019 tarih ve 2019-M-7352 sayılı kararının iptaline ve davalı şirkete ait 2013/11302 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, kullanmama nedeniyle iptal davası tefrik edilmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Diğer davalı şirket vekili,dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile iltibas oluşturduğunu, "Medeniyet" ibaresinin ilk olarak müvekkili tarafından kullanıldığını ve bu ibareyi taşıyan birden fazla markanın da sahibi olduğunu, bu markaların seri marka niteliği taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden ayniyet/benzerlik şartının gerçekleştiği, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, zira karşılaştırılan markaların esas unsurunu "Medeniyet" ibaresinin oluşturduğu, bu ibarenin davaya konu hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, tasviri nitelikte olmadığı, soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, davacı marka başvurusunda yer alan "İstanbul" ibaresinin ilgili tüketici kesiminde hizmetin verildiği yer olarak algılanacağı, bu nedenle ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yukarıda ifade edildiği şekli ile "Üniversite" ve "Kolej" ibarelerinin de davaya konu hizmetler bakımından tanımlayıcı vasıflarının bulunduğu, bu nedenle bu ibarelerin de ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınamayacağı, davacının marka başvurusunda yer alan şekil unsurunun da iltibas tehlikesini bertaraf etmeye yeter derecede ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira 41 inci sınıf hizmetlerin hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin bu şekil unsurunu "İstanbul Medeniyet Üniversitesi" kelimelerinin baş harfleri olan "İMÜ" nün stilize edilmiş yazı biçimi olduğunu algılayabilecekleri, bu nedenle bu şekil unsurunu dava konusu "İstanbul Medeniyet Üniversitesi" kelime anlamından farklı bir şekilde değerlendirmeyecekleri, şekil unsurunu bu ibare içinde eritecekleri, "Medeniyet" kelimesi her ne kadar tek başına 41 inci sınıfta bulunan hizmetler bakımından ayırt ediciliği güçlü bir ibare olmasa da, karşılaştırılan markalar arasında ayırt ediciliği bulunan en önemli unsurun bu kelime ibaresi olduğu, markalar genel görünüş olarak karşılaştırıldığında yukarıda izah edilen gerekçelerle "Medeniyet" ibaresi haricinde ayırt ediciliği sağlayan bir unsur bulunmadığı, bu nedenle redde mesnet alınan önceki tarihli markaları gören, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, davacıya ait marka başvurusu ile karşılaştığında, bu hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markanın, davalı şirkete ait markaların serisi bir marka olduğunu düşünebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markalar arasındaki farklılıkları kavrasa bile, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, bu nedenle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yalnızca 556 sayılı KHK hükümlerini göz önünde bulundurduğunu, özel nitelikteki 6005 sayılı Kanun'u dikkate almayarak hatalı bir karar verdiğini, müvekkilinin dava konusu markasının kaynağını anılan Kanun'dan aldığını, bu ibarenin marka olarak kullanımının engellenemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, her biri 41 nci sınıf hizmetlerde tescilli olan, 2013/57958 sayılı "İstanbul Medeniyet Üniversitesi" ibareli başvuru ile redde mesnet 2013/11302 sayılı "Medeniyet Üniversitesi" ve 2007/34993 sayılı "Medeniyet Koleji" ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunun "Medeniyet" ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan "İstanbul" ibaresinin tescil ettirilmek istendiği sınıf bakımından hizmetin verildiği yer algısını oluşturduğu, bu nedenle ibarenin başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, davacı üniversitenin kanunla kurulmuş olmasının da doğrudan üniversite isminin marka olarak tesciline imkan vermeyeceği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve gerek İlk Derece Mahkemesinin gerekse de Bölge Adliye Mahkemesinin eksik incelemeyle karar verdiğini, "Medeniyet" ibaresinin zayıf olduğunu, nitekim bu durumunda tespit edildiğini, başvuru markasındaki şekil unsurunun değerlendirilmediğini, bütüncül değerlendirildiğinde marka işaretlerinin benzer olmadığını, bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını, "İstanbul" kelimesiyle de ayırt edicilik sağlandığını, mesnet markadaki "kolej" ve "üniversite" ibareleri üzerinde de durulmadığını, ortalama tüketici algısının hangi unsurlar dikkate alınarak belirlendiğinin açıklanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2045, K. 2024/4961, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2045-e-2024-4961-k-1b366e5c59de