Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1689 E. 2024/4271 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1689
- Karar No
- 2024/4271
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3 Esas, 2023/49 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/364 E., 2020/396 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.05.2024 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı şirketin uzun yıllardan beri 81 vilayette satış yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile 2015 yılı için sözleşme yapıldığını, sözleşmenin 2016 yılında da devam ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya mal teslim ettiğini ve fatura düzenlediğini, davalıdan 507.114,28 TL alacaklı olduğunu, davalıya alacağının ödenmesi için noter ihtarnamesi gönderdiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davalı tarafından müvekkiline herhangi bir hizmet verilmemesine rağmen aktivite bedeli adı altında fatura düzenlendiğini, müvekkilince faturaların süresi içerisinde iade edildiğini, her ne kadar sözleşmede davalının prim alacağının olacağı, müvekkilinin 300.000,00 TL+KDV tutarında fatura bedeli ödeyeceği kabul edilmiş ise de, bu ücretlerin hangi hizmetlere ilişkin olduğunun sözleşmenin tanımlar kısmında açıklandığını, aktivite bedelinin satışları artırmak için tüm ... mağazalarında yapılan reklam vs. için ödenecek bedel olduğunu, davalının söz konusu hizmetlerin hiçbirini vermediğini, kaldı ki Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışı ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca tütün mamüllerinin satışı için reklam ve benzeri şeyler yapılamayacağını, dolayısıyla aktivite bedellerine ilişkin sözleşme hükümlerinin başlangıçtaki ifa imkansızlığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, ayrıca ilgili hükümlerin genel işlem şartı olarak da geçersiz sayılması gerektiğini, davalının fatura borçlarını süresinde ödememesi nedeniyle faiz ödemekle yükümlü olduğunu, itirazı haksız olduğundan aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek davalının İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/12491 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yerleşim yeri Maltepe İlçesinde bulunduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, müvekkilinin davacıya icra takibinde talep ettiği şekilde bir borcunun bulunmadığını, davacının alacağını ispat ile yükümlü olduğunu, uyuşmazlığın davacının ticari defterlerini hatalı ve usulüne uygun tutmamasından kaynaklandığını, sözleşme uyarınca müvekkilince harcamalar yapıldığını ve davacı şirketin bu kapsamda aktivite bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, raf katkı payı faaliyetleri için ödenen tutarın da aktivite bedeline dahil edildiğini, davacının sözleşmede yer alan aktivite bedellerine ilişkin hükümlerin genel işlem şartı olduğuna yönelik iddialarının haksız olduğunu, davacının basiretli tacir olarak sözleşme hükümlerini müzakere ettiğini, icra takibinin cari hesap alacağından kaynaklanması ve alacağın varlığının yargılamaya ve teknik bilirkişi incelemesine tabi olmasından dolayı davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacının ürünlerinin reklamını, teşhirini ve birden fazla yerde satışa sunamayacağı sonucuna varıldığından davalı tarafça düzenlenen aktivite faturalarından kaynaklanan herhangi bir alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, davalının düzenlemiş olduğu aktivite faturaları hariç her iki tarafın defterlerinde yer aldığı şekilde davacıya 501.488,00 TL borçlu olduğu, bu borcun 31.12.2017 tarihinde kesilen 2.693,00 TL malzeme iade faturası ile davacı alacağının 498.795,00 TL olduğu, davalının temerrüdü icra takibi ile oluştuğundan alacağa takip tarihinden faiz yürütüldüğü, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı, hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle ve eksik inceleme sonucu verilmiş olmakla usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle işbu karara ilişkin istinaf talebinin kabulü ile kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, düzenlenen faturaların yerel Mahkeme tarafından hatalı olarak nitelendirildiğini, müvekkili şirket tarafından faturaların raf katkı payı bedeline ilişkin olarak düzenlendiğini, yasaya uygun olarak düzenlenen faturalar dikkate alınmadan ve dosya sektör bilirkişisine gönderilmeden karar verildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaların mevzuata aykırı iş ve işlemler olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğunu, aktivite bedelinin sözleşmede, "Satıcı'dan satışı artırmak için tüm ... mağazalarında yapılan Alle Centrale, Gondolbaşı, Podyum teşhiri, Reklam, Katalog, Şömine, Palette Teşhir, Sepette Teşhir, Raf Katkı payı faaliyetleri için Alıcı'ya ödenen tutar" olarak tanımlandığını, ilgili bedeller, sigara satış panelindeki raf yeri için alınan bedel olup TAPDK prosedürüne uygun olarak imza altına alındığını, sigara firmaları ile yapılan anlaşmalarda reklam ve teşhirin yasaya aykırı olduğunu, hemen hemen her markette bulunan genelde kasa üzerinde yer alan check-out boxların (sigara kutularının yer aldığı ve satışa sunulduğu 70 slotlu kapaklı panel) içerisinde hangi markaya ait sigaranın kaç sıra alanda bulunacağının belirlendiğini, örneğin, X firması için taraflar arasındaki anlaşma kapsamında 1 yıl için 2 sıra verilirken diğer bir firma için anlaşma gereği 1 yıl için 3 sıra verilebildiğini, söz konusu raf katkı payının ilgili sigara alanı içerisinde kaç raf kullanıma tabi ise kullanılacak o alan için tarafların serbest iradesi ile anlaşılan yere ilişkin olduğunu, bu bedelin reklam ve teşhir için değil, sigaranın satılacağı check out box içerisinde yer alan raf sıra ve sayısına ilişkin olarak faturalandırma olduğunu, raf payı bedelinin, bir ürün/ürün grubunun tanıtımı için belirlendiğini, bir perakende kanalında (online veya mağazada) mağazada yer alma bedeli olup Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, fiyat bildirimleri başlıklı 18 inci maddesi ve 19 uncu maddesinde raf bedeli kapsamının, "Perakende satıcılarca işyerlerinde satışa arz edilen tütün mamullerine ait fiyat bildirimleri; A) Her bir tütün mamulü markasının bulunduğu rafın altına gelecek şekilde, beyaz zemin üzerine en fazla yirmi punto büyüklüğünde siyah renkli harf ve rakamlarla markanın ve güncel fiyatın yazılması veya B) Satışa sunulan her bir tütün mamulünün birim fiyatının ve markasının yer aldığı, dikdörtgen beyaz zemin üzerine ve en fazla yirmi punto büyüklüğünde siyah renkli harfler ve rakamlar ile hazırlanan listelerin tütün mamullerinin satış ünitelerinde/alanlarında bulundurulması suretiyle uygulanır." denilmek suretiyle düzenlendiğini, Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un "prim ve bedel talebi" başlıklı 4 üncü maddesinde, büyük mağaza ve zincir mağazalar ile bayi işletme ve özel yetkili işletmelerin, üretici veya tedarikçiyle yaptıkları sözleşmede üretici veya tedarikçiden aktivite primi ile reklam, dergi, anons, raf tahsisi, gondol ve kasa önü bedeli gibi prim ve bedel talep edebileceğinin düzenlendiğini, aynı maddede, prim ya da bedel talebine konu ürünün perakende işletmenin palet, sepet, stant ve diğer teşhir ünitelerinde satışa sunulması halinde, raf tahsisi hizmetinin verildiğinin kabul edildiğini, düzenlemenin, büyük mağazalar veya zincir mağazaların, sağlayıcılarından ancak aralarındaki sözleşmelerde öngörülmüş ise hizmet, raf ve anons bedeli veya çeşitli adlar altında prim talep edilebileceğini belirttiğini, sözleşmede belirlendiği takdirde perakendeci grupların sağlayıcılardan raf bedeli ve aktivite primi talep edebilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını, beyan dilekçesinde belirttikleri üzere söz konusu bedellerin kanun kapsamında talep edilip edilemeyeceğini değerlendirecek olan tarafın bilirkişiler olmadığını, tütün mamülleri ile ilgili şirket bakımından 2018 yılında sektörde farklı şirketlerle de çalışılmış olup diğer şirketlere de benzer şekilde aktivite bedeli/raf katkı payı bedeli için faturalar düzenlendiğini ve herhangi bir itiraz ile karşılaşılmadığını, reklam ve teşhirden bağımsız olarak sigara alanı karlılığı yok denecek kadar az bir alan olduğundan sigara satışının gerçekleşeceği raf alanının kullanımı için kesilen fatura olduğunu, dosyanın sektör bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini, ilgili teşhir ve reklam yasağının yönetmelik ile getirilebilmesi mümkün olmayıp böyle bir kısıtlamanın ancak kanun ile yapılması halinde taraflar arasındaki ilişkide bu hususun dikkate alınabileceğini, yönetmelik ile getirilen durum yalnızca idari bir husus olup bu durumun taraflar arasındaki ticari ilişkideki hükümlerin geçersizliğine yol açacak nitelikte olmadığını, işbu sebeple davanın reddi gerektiğini, taraflarca sözleşme kapsamındaki tüm edimlerin yerine getirilmesi akabinde davacının sözleşmenin hükümlerinin hukuka aykırı olduğundan bahisle ifadan imtina etmesinin kötü niyetli olduğunu, hukuken kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, somut olayda davacının aktivite bedeli adı altında fatura edilen tutarlara ilişkin sözleşme hükmünün emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenle ilgili tutarlar bakımından borçlu bulunmadığını iddia ettiğini, emredici hükümlere aykırı hükümler, kural olarak mutlak butlanla batıl olsalar dahi geçersizliğin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olabileceğini, burada emredici olan dürüstlük kuralının diğer emredici hükme üstünlük sağlayacağını ve sözleşmenin geçerli olmaya devam edeceğini, borcun ifasından çok zaman sonra butlan iddialarının dinlenemeyeceğini, somut olayda davacıdan tedarik edilen ürünlerin rafta tüketiciyle buluşturulduğu hususunun tartışmasız olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirketin ilgili hizmeti verdiğinin açık olduğunu, davacının ilgili bedeli ödeme borcunun sözleşme uyarınca doğduğunu, söz konusu bedelin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle karşı edimin talep edilemeyeceğinin iddia edilmesinin de hukuka aykırı olacağını, taraflarca sözleşme edimlerinin yerine getirilmesinden sonra davacı tarafça sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu iddia etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, sözleşmesel ilişkinin teşhir ve reklam olduğu kabul edilse dahi, karşı tarafın da lehine hükümleri kabul edip tamamlandıktan sonra hukuka aykırılığı ileri sürmesinin kötü niyet teşkil edeceğini, müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının işbu davaya konu icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak başlattığını, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu tüm bedelleri süresi içerisinde ödediğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, satmak üzere satın aldığı tütün mamullerini satış için bir yerde bulundurması bir zorunluluk olmakla birlikte bulunduracağı yeri Yönetmelik hükmü uyarınca düzenleyeceği, herhangi bir markaya sıra, sayı olarak üstünlük tanıyamayacağı gibi reklam da yapamayacağı, ürünleri teşhir edemeyeceği, dolayısıyla aktivite bedeli kapsamında bir faaliyette bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığı, bu şekilde bir faaliyette bulunduğunu da ispat edemediği, ifa edilmeyen hizmete ilişkin fatura bedelini davacıdan talep edemeyeği, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, davalının istinaf başvurusunun haksız olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.