Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1668 E. 2024/4853 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1668
Karar No
2024/4853
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/88 Esas, 2023/28 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/785 E., 2020/892 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aralarındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı tarafından, borcun bir kısmının ödenebilmesi için davalının dava dışı ... Gıda'dan olan alacağını 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesi ile davacıya temlik ettiğini, temlik sözleşmesinin düzenlendiği sırada davalı şirket hakkında iflas erteleme davasının mevcut olduğunu, bu davada verilen tedbir kararları gereğince temlik sözleşmesinin davalıya atanan kayyım tarafından da tasdik edildiğini, daha sonra davalı hakkındaki iflas erteleme davasının reddine karar verildiğini, dava dışı ... Gıda'ya temlik sözleşmesinin gönderilerek, davalı şirketin kendilerinden olan 6.600.000 TL'ye kadar olan alacağının davacı alacaklı şirkete gönderilmesinin istenildiğini, dava dışı şirketin ise A.Ş.'nin, temlik sözleşmesine konu borcunu temlik sözleşmesi gereğince davacı şirkete ödemek yerine, davalı şirkete OHAL kapsamında kayyım tayin edildiği gerekçesiyle Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.08.2016 gün ve 2016/45 D.İş 2016/45 K. sayılı tevdi yeri tayini kararı gereğince kararda belirtilen banka şubesine depo ettiğini, temlik sözleşmesinin kayyım atanmadan önce yapıldığını, temlik sözleşmesinin geçerli olduğunu, borcun ödenmesi için TMSF'ye başvurulduğunu, TMSF tarafından davalı şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğinin, taleplerin davalı şirkete yöneltilmesi gerektiğinin bildirildiğini belirterek temlik sözleşmesinin geçerliliğinin tespitine, depo edilen ve edilecek olan bedellerin müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkili şirketçe, 04.08.2015 tarlhinde borç ödeyemez duruma gelmiş olması sebebiyle iflas erteleme başvurusu yapıldığını, başvuruyu değerlendiren Konya 2. Asliye Ticaret Mahkeme'sinin 15.06.2016 tarihinde bu başvuruyu reddettiğini, mahkemenin bu kararının 26.07.2016 kesinleştiğini, Konya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.09.2016 tarih va 2016/3506 D.İş sayılı kararlarıyla Sembol Ambalaj Sanayi Anonim Şirketi'ne ...'nun kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, söz konusu bu kayyımlığın 23.09.2016 tarihinde Ticaret Sicil'e tescil edilip 30.09.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesl'nde ilan olunduğunu, Resmi Gazete'nin 01.09.2016 gün ve 29818 sayılı 2. mükerrer nüshasında yayınlanan 674 sayılı KHK'nin 20 nci maddesine göre, TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıkların bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağının düzenlendiğini, dava konusu yapılan temlik sözleşmesi'nin tarihinin ise 14.12.2015 olduğunu, bu tarihte müvekkili tarafından Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir iflas erteleme talebi mevcut olduğunu ve müvekkili şirkete iflas erteleme başvurusu sonuçlandırılıncaya kadar bir kayyım atandığını, bu kayyımın en önemli görevinin alacaklıların teminatını teşkil eden şirket aktiflerinin iflas erteleme süresince azaltılmamasına özen göstermek olduğunu, İİK'nın 179/b maddasine göre erteleme kararı ile borçlu alayhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağını, evvelce yapılmış takiplerin de duracağını, müvekkili şirket tarafından yapılan iflas erteleme kararı akabinde mahkeme tarafından müvekkili şirket Için koruyucu tedbirler alındığını ve ve bu hususun tensip kararı ile birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, dolayısıyla İflas Erteleme başvurusu o dönem değerlendirilmekte olan müvekkil şirketin alacaklarının temlik edilmesi söz konusu olamayacağını, bu aşamadan sonra temliknameler geçerli olsa bile davacı tarafından temlike konu olan alacakların davacı şirkete ödenmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, müvekkili şirketin iflas erteleme dosyasının Konya 2. Asliye Ticaret Mahkamesi'nde görüldüğü dönemde yapılmış oları Alacağın Temliki Sözleşmesi'ni geçerli olmadığını, bu sebeple söz konusu alacağın müvekkili şirket yerine davacı ... A.Ş.'ye ödenmesinin mümkün olmadığını, iflas erteleme başvurusu değerlendirme safhasında alınan bilirkişi hesap raporlarında müvekkil şirketin alacağı ve bu alacağın temlikine ilişkin hiç bir bilgi ve belge bulunmadığını, müvekkili şirkete ait ticari defterler incelendiğinde müvekkili şirketin davacı ... A.Ş.'ye alacak temliki yapmasını gerektirecek herhangi bir borçlandırıcı işlemi olmadığının görüleceğini, dava konusu alacağın temliki de müvekkili şirkete ait ticari defterlerde yer almadığını, ilas erteleme aşamasında usul ve yasaya aykırı olarak yapılmış olan söz konusu temlik işleminin muvazaalı olduğunu ve şirket alacaklarını kaçırmak amacıyla yapıldığını, müvekkili şirkete FETÖ iltisakı sebebiyle Kayyum atandıktan sonra, davaya konu temlik sözleşmesi benzeri birçok usulsüz işlem ortaya çıkmış, bu işlemlere dayalı olarak müvekkili şirkete davalar açıldığını, bu işlemlerin tamamının amacının TMSF'ye devredilmiş olan müvekkili şirketirn alacaklarını kaçırmak suretiyle devleti zarara uğratmak olduğunu, 17-25 Aralık 2013'den sonra FETÖ/PDY üyesi şirket yöneticilerinin şirketlerin içini boşaltabilmek için iflas erteleme yöntemini kullanıp şirketlerin içini boşalttıklarını, bu olayda da aynı yöntemin kullanıldığı düşünüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin yapıldığı tarihte davalı şirket tarafından Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/827 E. sırası üzerinden açılan iflas erteleme davasının mevcut olduğu, iflas erteleme davası içerisinde Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.08.2015 tarihli ara kararıyla davalı şirket hakkında bir kısım tedbirlere hükmedildiği, bu tedbirler içerisinde "alacaklıların maddi hukuktan doğan hakları tedbir yoluyla engellenemeyeceğinden ve bu kapsamda kalan; iflasın ertelenmesi istenen şirket ile ilgili çeklerin ilgili bankalara ibrazı, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi, protesto çekilmesi, ihtarname ve ihbarname gönderilmesi, temerrüte düşürülmesi, yeni dava açılması, görülmekte olan davaların görülmeye devam olunması, hapis, takas, mahsup haklarının kullanılması, alacaklar hakkındaki zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin ilgili yasa hükümlerine tabi olması gibi haller hariç olmak üzere... iflasının ertelenmesi istenilen şirketin malvarlığına dahil bulunan taşınmazlarının tüm motorlu taşıtlarının, sahibi bulunduğu hisse senetlerinin, marka patent, endüstriyel tasarım, faydalı model, ruhsat, makina, tesis, teçhizat, büro malzemesi ve demirbaş gibi taşınır eşyalarının her ne sebeple olursa olsun 3. kişilere devir ve temliklerinin ve ayrıca her hangi bir mükellefiyetle yükümlendirilmesinin tedbiren önlenmesine..." de karar verildiğinin görüldüğü, bu tedbir kararından sonra düzenlenen 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesi iflas ertelemesi davası içerisinde kayyım olarak atanan ... da "uygundur" şerhiyle imzalamış ise de; yukarıda yazılı Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.08.2015 gün ve 2015/827 E. sayılı ara kararındaki tedbire istinaden davalı şirketin "alacağın temliki sözleşmesi" yapamayacağı, kayyımın onayının da bu sözleşmeyi mevcut tedbir kararı karşısında geçerli hale getirmeyeceği, baştan geçersiz olan alacağın temliki sözleşmesinin, iflas erteleme davasının reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesi ile de geçerli hale gelmeyeceği sonucuna varıldığı, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 gün ve 2017/1 E. 2018/8 K. sayılı kararı ile diğer hükümlerin yanında "davalı şirketin bütün malvarlığıyla birlikte müsaderesine" de karar verildiği, bu kararın müsadere yönünden henüz kesinleşmediğinin görüldüğü bu ceza ilamının müsadere yönünden kesinleşmesi bir süre beklenilmiş ise de, alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna varılması ve bu şartlar altında ceza mahkemesi ilamının kesinleşmesinin beklenilmesinin esasa etkili görülmemesi nedeniyle, bu ceza ilamının müsadere yönünden kesinleşmesinin beklenilmesinden vazgeçildiği, davacı şirket yetkilileri hakkında da Fetö terör örgütünden dolayı soruşturma veya bir kısıtlama olup olmadığının araştırıldığı, herhangi bir soruşturmanın olmadığı ancak, davacı şirket yöneticilerinin Bank Asya A.Ş.'ye geçmiş tarihlerde yatırdığı paralar hakkında bilgi bulunduğunun bildirildiği, tarafların maddi hukuktan doğan hak ve borçları saklı kalmak kaydıyla, 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin geçersiz olması ve geçersiz temlik sözleşmesine istinaden depo edilen bedelin istenemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bedelin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu temliğin, ihtiyati tedbir kapsamında kaldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu temlik mahkemece görevlendirilen kayyım ...'ın bilgisi dahilinde ve kendisi tarafından "uygunluk" verilerek yapılması nedeniyle geçerli olduğunu, dava konusu temliğin, ihtiyati tedbir kapsamında kaldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu temliğin davalının pasiflerini artırmaması tam aksine pasiflerini azaltıcı nitelikte olmasına rağmen geçersizliğine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, dosyaya celbedilen tüm deliller kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçek bir ticari ilişki olduğu, söz konusu alacağın sabit olduğu ispatlanmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 12.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilin davalı şirketten 26.882.245,34 TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalının ticari defterlerinin de incelenmesi neticesinde; temlik tarihi itibariyle davalının dava dışı ... Gıda'dan 6.731.946,16 TL alacaklı olduğu, ayrıca müvekkil şirkete temlik tarihi itibariyle 21.270.235,21 TL borcunun bulunduğu açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında, taraflar arasındaki işlemlerin gerçek bir ticari ilişki olduğunun tespit edildiğini, gerekçeli kararda dava konusu ile ilgili olmayan ve niçin yazıldığı anlaşılmayan ibareler hukuk güvenliği ve hak arama hürriyetinin açıkça ihlali olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... A.Ş.'nin dava dışı ... Gıda A.Ş.'den olan alacağını davacıya temlik ettiği 14.12.2015 tarihinde davalı şirket hakkında Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/827 E. sırasında iflas erteleme davasının mevcut olduğu, bu dava kapsamında verilen tedbir kararı nedeniyle davalı şirket tarafından yapılan temlikin geçersiz olduğu, alacağın temliki hususunda kayyıma verilmiş bir yetki bulunmadığından kayyım onayının alacağın temliki işlemini geçerli hale getirmeyeceği, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bzoumasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temliknameye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1668, K. 2024/4853, T. 10.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-1668-e-2024-4853-k-18f8599af66e