Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1482 E. 2024/4698 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1482
Karar No
2024/4698
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2619 Esas, 2022/2683 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/354 E., 2022/311 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında 17.10.2019 tarihinde davalı tarafından cari hesaba dayalı ilamsız icra takibi başlattıldığını, icra takibinin taraflar arasında gerçek bir borç alacak ilişkisine ve cari hesaba dayanmadığını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki ve alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defterlerinin, muhasebe kayıtlarının ve banka hesap hareketlerinin incelenmesinde davalı ile müvekkili arasında hiçbir ticari yahut kişisel alacak borç ilişkisi bulunmadığının ortaya çıkacağını, davalıya ait Hollanda merkezli ... isimli şirket ile ... Yatak Baza San.Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı hukuki ihtilafın varlığından bahsedilebilirse de bu şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu ileri sürerek müvekkilinin anılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin yetkilisi ve sahibi ...'nun, müvekkilinin dayısı olduğunu, müvekkilinin yurt dışında ikamet etmekte olduğunu ve yıllardan bu yana ...’nun şirketi olan davacı şirketle aynı adreste faaliyet gösteren ve organik bağı olan ... Yatak Baza Mobilya Tek. Day. Tük. Mal.Yapı Mal.San. ve Tic. Ltd. Şti’nin yapmış olduğu ürünleri... isimli kendisine ait şirketi aracılığıyla yurt dışında sattığını, ... ve ... şirketlerinin Türkiye’de vergi, ihracat ve KDV hususundaki menfaatlerinden ötürü davacı şirketin ürünlerini ... şirketine sattığını ve ... şirketinden de müvekkilinin alıp yurt dışındaki şirketine satışı şeklinde gerçekleşmiş olduğunu, her iki şirketin aynı adreste faaliyet gösteren organik bağlı şirketler olduğunu, davacı şirket yetkilisi ...'nun hem şirket hem de şahsi olarak müvekkiline aşırı borçlanması üzerine, müvekkili tarafından borcun ödemesinin istendiğini, anılanın hem şahsi hem de şirketi adına senet düzenleyerek müvekkiline verdiğini, şahsi senetlerinden ötürü takip yapıldığını ve kesinleştiğini, davacı şirketle aynı adreste faaliyet gösteren ......Ltd. Şti’nin de ....’na ait olduğunu, bundan dolayı incelemelerin sadece davacının ticari kayıtları üzerinde değil ......Ltd. Şti’nin kayıtları üzerinde de yapmasının gerektiğini, davacıya ait Yapı Kredi Bankası .... hesap numaralı hesaba ... şirketi tarafından gönderilen paraların da görünmekte olduğunu, ... şirketine ait muavin defter kayıtları da ekte sunulmuş olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından dava dışı ......Ltd. Şti'ye düzenlenmiş faturalar olduğu, yine bu iki şirket arasında mal ve hizmet hareketlerinin bulunduğu, dönem sonu cari hesap kapanış kaydında ...ünvanlı şirketin 536.156,49 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğine dair rapor sunulduğu, bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak belirlendiği üzere davacı şirket ile davalı arasında ve yahut davalının temsilcisi ve ortağı olduğu şirketler arasında herhangi bir şekilde ticari ilişkinin mevcut olmadığı, kaldı ki davacı şirketi le dava dışı ......Ltd. Şti'nin temsilcisinin aynı olması durumunda dahi bu iki şirketin sorumluluklarının birbirlerine yüklenemeyeceği, her ne kadar şirket temsilcilerinin aynı olsa da her şirketin ayrı bir tüzel kişiliği mevcut olduğundan diğer şirketin borçlarından sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/95676 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 350.000,00 TL takip miktarı üzerinden %20'sine denk gelen ‭70.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esasen müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari yahut kişisel alacak borç ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkiline ait Hollanda merkezli ... isimli şirket ile ......Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkisinden kaynaklı hukuki ihtilafların mevcut olduğunu, davacıyla bu şirket arasındaki organik bağın varlığının her somut olayda Mahkemece araştırılması gerektiğini, zira anılan şirketler arasında iktisadi ve ticari bağımlılığın mevcut olduğunu, mail hesabı sahiplerinden Selçuk Acer'in tanık olarak dinlenmesini talep etmelerine rağmen Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmayarak tanığın dinlenmediğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olayda her ne kadar davalı taraf davacı şirket ile dava dışı ......Ltd.Şti üzerinden ticaret yaptıklarını, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğunu savunmuş ise de davacı şirket ile işbu dava dışı şirketin borçlarını ödememek amacıyla muvazaalı işlemler yaptığına(muvazaalı biçimde borç ilişkileri oluşturduğuna) dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığının anlaşıldığı, şirketler arasında organik bağ bulunsa dahi tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirir durum olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla ve bunlara ek olarak, davacı şirketin muvazaalı işlemlerle mal kaçırmaya başladığını ve buna ilişkin tasarrufun iptali davalarının derdest olduğunu, karar aşamasına geldiğini, davacı ve ... şirketlerinin aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, yıllardır davacının ürünlerini ... şirketine onunda müvekkilinin şirketine sattığını, müvekkilinin şahsen ... şirketinden alacaklı olduğu hususunda ihtilaf olmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında işaret edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla çelişkiler olduğunu, dinlenmesini talep ettikleri tanıkların dinlenmediğini, bu tanıkların anılan tasarrufun iptali davasında her iki şirketin grup şirketi olduğunu birinin üretim diğerinin ihracat yaptığını belirttiğini, müvekkiline gönderilen faturaların ve sipariş maillerinin bir kısmının davacı çalışanlarınca gönderildiğini, her iki şirketin adresinin, temsilcisinin, faaliyet alanının, çalışanlarının, muhasebecilerinin aynı olduğunu, ortakları arasında muvazaalı işlemlerin olduğunu, Mahkemece gerekli inceleme yapılmadan eksik araştırmayla karar verildiğini, yemin delilinin dahi değerlendirilerek hatırlatılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı şirketle davacı şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla dava dışı şirketin davalıya olan borcu nedeniyle başlatılan takip nedeniyle davacı şirketin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupdavalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1482, K. 2024/4698, T. 05.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-1482-e-2024-4698-k-fa5a3a15aac9