Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/7654 E. 2024/3768 K. – Marka Hükümsüzl

Konu: Marka Hükümsüzlüğü

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7654
Karar No
2024/3768
Karar Tarihi
Konu
Marka Hükümsüzlüğü

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2075 Esas, 2022/1834 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/224 E., 2020/218 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sektöründe tanınmış ürünler ürettiğini, müvekkili olan şirketin "Teclub" ve "Ardına" markalarının gerçek hak sahibi olduğunu ve "Ardına" markaları için WIPO ve OAPI aracılığıyla dünya çapında koruma sağladığını, müvekkili ile Ardina Car Care B.V. şirketinin aynı grup şirketin iştiraki olan kardeş şirketler olduğunu, müvekkili olan şirket ile davalı arasında 2009 yılından beri müvekkiline ait "ardına car care" markalı ürünlerin Türkiye'ye ithalatı satışı konusunda ticari ilişkilerinin olduğunu, davalının "ardina car care” markasının asıl hak sahibinin müvekkili olan şirket olduğunu bilmesine rağmen 2014 yılında haksız, yetkisiz ve kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili olan şirketin davalının marka tescillerini öğrendikten sonra bu uyuşmazlığı çözmek için davalı yan ile irtibata geçtiği ve davalı yanın sulhe yanaşmadığını, müvekkili olan şirketi oyaladığını, müvekkili olan şirketin davalı ile aralarında yazılı bir distribütörlük sözleşmesi bulunması adına 2015 ve 2017 yıllarında uğraşlar verdiğini fakat davalının bu uğraşları sonuçsuz bıraktığını, davalının taslak sözleşmelerinin imzalanması hususunda yapılan toplantılarda davaya konu markaların davacıya ait olmadığını iddia etmediğini, müvekkilinin davaya konu olan markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının kötü niyetle bu markaları kendi adına tescil ettirdiğini, davaya konu markaların gerçek hak sahibi olan müvekkiline devrini, bu talep kabul görmezse markaların hükümsüz kılınması gerektiğini, "ardina car çare" markası ile "ardina" markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, davalının markaları kendi adına tescil ettirecek herhangi bir geçerli nedene sahip olmadığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisine başlamadan önce de marka haklarına sahip olduğunu, müvekkili olan şirketin "ardına car care" markası adı altında ürettiği malları bir çok ülkeye ihraç ettiğini ve piyasaya sürdüğünü, müvekkili olan şirketin ''ardina" markasını Avrupa Birliği markası olarak tescil edilmesi için ilk başvurunun 2005 yılında yapıldığını, markaların davalının tescil başvurusundan önce müvekkili olan şirket tarafından kullanıldığını, "ardina car care" markasının müvekkili olan şirketin sahibi olan grup şirketin diğer bir iştiraki olan "Ardina Car Care BV" nin ticari unvanı olduğunu, davalı yanın müvekkili olan şirketin ticari unvanını kendi markası olarak tescil başvurusunda bulunduğunu ve müvekkili olan şirketin bu marka başvurusuna karşı itirazda bulunduğunu, müvekkili olan şirketin markasının birebir kopyalanması ve markanın aynı ürünler için tescilli olması, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalini arttırdığı ve bu durumun davalıya haksız fayda sağlayacağını ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/58681 no.lu "ARDİNA CAR CARE", 2014/71188 nolu "ARDİNA CAR CARE" markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre davacıya devri, bu mümkün olmadığı takdirde markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının "Ardina Car Care" markasını 2009 yılından beri kullandığını, markanın piyasada tercih edilir hale gelmesi için 2014 yılında marka tescili yaptırıldığını, "Ardina Car Care" markası üzerinde hak sahibi olduğunu, markalarını sınıfları ve görselleri ile tescil ettirdiğini, ürünlerinin tanıtımının www.ardinatr.com web sitesi üzerinden yapıldığını, sitenin 10 senedir faaliyette bulunduğunu, davalının markaları Türkiye pazarında bilinir ve tercih edilir marka yapmak için çaba ve emek harcamış olduğunu, davacının da bu süreçlerden haberdar olduğunu, davacı tarafın Türkiye'de tescilli herhangi bir markası bulunmadığını, davacı tarafla distribütörlük anlaşması yapmadıklarını ve marka devri istenmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davalının 2009 yılından beri "Ardina Car Care" markasını kullandığını ve ürünlerinin satışını bu markayla yaptığını bilmesine rağmen davacının 9 yıllık süre boyunca bu duruma rıza göstermiş olduğunu, davalının tescilli markasıyla davacı tarafın yurt dışı markaları arasında benzerlik bulunmadığını; logo, görsellik ve sınıf farklılarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı adına tescili yapılan 2014/71188 sayılı "ardina car care" ibareli ve 2014/58681 sayılı "ardina car care" ibareli markaların tescili olduğu aynı ve benzer sınıflar bakımından gerçek hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli 2014/71188 ve 2014/58681 sayılı markaların tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından hükümsüz kılınabileceği, davalının, davacı yanın marka kullanımına uzun süre sessiz kaldığı iddialarının yerinde olmadığı, davacıya ait "ARDİNA CAR CARE" markalı ürünlerin Türkiye'deki pazarlamacısı olan davalının, davacının ticari vekili veya temsilcisi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden hareketle 6769 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı adına tescilli 2014/71188 ve 2014/58681 sayılı markaların hükümsüz kılınmasının gerektiği, davacı yanın ARDİNA CAR CARE B.V unvanlı firmanın tek hissedarı olduğu ve ARDİNA CAR CARE ibaresi üzerinde sınai hak sahibi olduğu, davalının ticari ilişki içerisinde olduğu davacının dava konusu markaların gerçek hak sahibi olduğunu bildiği, bu nedenle davalının marka tescili anında kötü niyetli olduğunun dosya kapsamında toplanan deliller ile sabit olduğu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası kapsamında davalı adına tescilli 2014/71188, 2014/58681 sayılı markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden tümden hükümsüzlüğünün gerekeceği, davacının davasını terditli olarak açmış olması sözlü yargılama aşamasında da 6769 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında markanın devrine karar verilmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2014/58681 nolu "ARDİNA CAR CARE" ve 2014/71188 nolu "ARDİNA CAR CARE" markalarının karar kesinleştiğinde davacıya devrine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "Ardina Car Care" markasını piyasada bilinir tanınır hale getiren kişi olduğunu, markanın yaratılması da müvekkil tarafından yapıldığını, Ardina ismi Peygamberin şifa olarak hastalara okuduğu duadan kaynaklandığını, hatta bu sure müvekkilinin araçlarına dahi şifa ve bereket olması amacıyla asıldığını, yurt dışı fimasının Arapça bir sureden haberinin olmayacağını, markanın yaratıcısı da haklı sahibinin de davalı olduğunu, müvekkili şirketin davacının ticari vekilliğini veya ticari temsilciliğini yapmadığını, geçmişte şirketler arasında belli bir süre devam eden bir ticari ilişkinin olduğunu, ancak bu ticari ilişkinin niteliğinin ticari vekillik veya temsilcilik olarak değerlendirilemeyeceğini, markaya müvekkil tarafından 2009 yılından beri reklam yatırımları da dahil olmak üzere bir çok yatırım yapıldığını, müvekkilinin davacıdan ürün satın aldığını ve bu ürünlere kendi markasını basarak kullandığını, davacının sanki bu kullanımdan ve müvekkil markalarından hiç haberi yokmuş gibi müvekkilin markalarının devrini istediğini, müvekkilin bu markaları Türkiye pazarında bilinir ve tercih edilebilir bir marka yapmak için yoğun çaba ve emek harcadığını, davacının bu süreçler boyunca müvekkilin marka kullanımına ses çıkarmayıp aradan yaklaşık 9 yıl geçtikten sonra markanın devrini istemesinin son derece kötü niyetli bir girişim olduğunu, müvekkil adına markalar 01, 04 ve 35 inci sınıflar için tescil edildiğini, davacının iş alanı ise motor koruyucu yağları ile ilgili sınıf olan 04 üncü sınıf olduğunu, tescilli markanın devredilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi tüm sınıflar bakımından devredilmesinin de hukuka aykırı olup, 1, 4 ve 35 inci sınıfların da birbirleriyle benzer sınıflar olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yaaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; yargılamanın aşamalarında ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının markalarının hükümsüzlüğüne ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7654, K. 2024/3768, T. 09.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-7654-e-2024-3768-k-9adc67b5c858