Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/7590 E. 2024/3727 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7590
- Karar No
- 2024/3727
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/342 Esas, 2022/1365 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/220 E- 20219/817 K Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığını, takip konusu senet üzerindeki imza haricindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, borca konu senedin zorla müvekkilinin elinden alındığını ve müvekkilinin dolandırılarak borçlandırıldığını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin elinden zorla alınan senet nedeniyle borçlu olmadığı senedin karşılıksız kaldığı senedin kendisine teslim edilmesini karşı tarafa bildirildiğini, buna rağmen karşı tarafın icra takibi başlattığını beyan ederek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine dayanak senedin borçlusu olmadığının ispatının davacı tarafa ait olduğunu, senetle ispat edilmesinin zorunlu olduğunu,icra dosyasına dayanak kambiyo senedinin müvekkili lehine düzenlendiğini, davacının sunduğu delillerin hiçbirinin müvekkiline olan borcunu ödediğine ilişkin olmadığını, müvekkiline karşı kötü niyetli olarak dava açıldığını beyan ederek, haksız ve dayanaksız davanın reddine, müvekkili lehine %20 oranından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddialarını senet ile aynı güçteki delil ile ispat etmesi gerektiğinden davacı tarafa verilen süre içinde yemin deliline başvurulduğu, yemin teklif edilen davalı ... duruşmada alınan yeminli beyanında; dava konusu edilen senedin taşınmaz satışı ile alakası olmadığını, kendisinin davacıya borç verdiği için bu senedin düzenlendiğini ve borcunu ödemediğini belirttiği, davacı tarafından, davalının yalan yere yemin ettiğine ilişkin suç duyurusunda bulunulmuşsa da; Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/25430 E. sayılı dosyasında yapılan soruşturma neticesinde "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildiği, ayrıca, davacının bu davadaki iddiaları kapsamında dolandırıcılık suçunun işlendiğinden bahisle yapılan Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/11820 sayılı dosyası ile yapılan soruşturma sonucunda da "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildiği, davacı tarafından dava konusu senedin taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine istinaden verildiği, anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğu ve zorla alındığı ileri sürülmüşse de bu iddiaların, senetle aynı değerdeki kesin delillerle ispatlanamadığı, ceza soruşturması kapsamında da "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildiği, davalının yemin beyanının da davacının iddialarını ispatlamadığı anlaşıldığından, senedin soyut borç ikrarını içeren özelliğinin aksi ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyası içerinde mevcut dekontlardan da anlaşıldığı üzere davalının müvekkil hesabına yatırığı parayı çok kısa süre sonra geri aldığının anlaşıldığını, dosya kapsamında gerek davalıca gerekse sayın mahkeme tarafından da tespit edildiği üzere davaya konu senedin, dosyada mevcut sözleşme aslının ekinde bulunan senet ile aynı olduğunu, bu sebeple davalının herhangi bir zararının olmadığını, yerel mahkeme tarafından dava konusu senet ile teminat senedi olarak bahsedilen senedin aynı senet mi yoksa farklı senet mi oldukları yönünde bir değerlendirmede bulunulması gerektiğini, suç duyurusu kapsamında dinlenen tanıklar, delil olarak sunulan sözleşme aslı ve yemin sonucu oluşan çelişki nedeniyle yerel mahkemece verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Taraflar arasındaki sözleşme başlıklı belge ile bağlantılı olarak verildiği ve bu belgede belirtilen senet olduğu anlaşılan dava konusu senedin verilme nedeni olan taşınmaz devrinin gerçekleşmemiş olduğu dikkate alındığında mahkemece verilen ret kararı sonucu itibariyle doğru bulunmuştur. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.