Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6743 E. 2023/6353 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6743
Karar No
2023/6353
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/56 Esas, 2022/284 Karar HÜKÜM : Dava ret Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının bankadan kredi çeken dava dışı üçüncü kişinin kefil olması nedeni ile ödenmeyen krediden dolayı başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, yapılan itirazın iptali ile davalının %40 dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcun ödendiğini, dava konusu kredi sözleşmesinde kefil olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 14.02.2023 tarih, 2010/238 E. ve 2013/53 K. sayılı kararı ile davacının icra takibine konu ettiği alacak için 20.03.2006 tarihli ve davalının müteselsil kefil olan genel kredi taahhütnamesinden kaynaklı borcun 1996 yılında tamamen ödenmiş olduğu, davalının genel kredi sözleşmesinden doğan kefaletinin de sona ermiş olduğu, davalının taşıt kredisi nedeniyle kefaletinin bulunmadığı, bilirkişi raporuyla takip dayanağı borcun önceki 1996 yılında düzenlenen kredi sözleşmesinden doğmadığı, davacının önceki tarihli kefaleti nedeniyle dava konusu taşıt kredisinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca %40 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 31.03.2014 tarih, 2013/8314 E. ve 2014/6078 K. sayılı kararıyla mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine karar verildiği, ancak gerekçeli kararda 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca %40 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine denildiği, böylece kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile davacının icra takibine konu ettiği alacak için 20.03.2006 tarihli ve davalının müteselsil kefil olan genel kredi taahhütnamesinden kaynaklı borcun 1996 yılında tamamen ödenmiş olduğu, davalının genel kredi sözleşmesinden doğan kefaletinin de sona ermiş olduğu, davalının taşıt kredisi nedeniyle kefaletinin bulunmadığı, bilirkişi raporuyla takip dayanağı borcun önceki 1996 yılında düzenlenen kredi sözleşmesinden doğmadığı, davacının önceki tarihli kefaleti nedeniyle dava konusu taşıt kredisinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığından %40 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığını, aleyhine kötü niyet tazminatına hüküm kurulamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehine maktu vekâlet ücreti yerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kefaletten dolayı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2. İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar davacının icra takibine konu ettiği alacak için 20.03.2006 tarihli ve davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi taahhütnamesinden kaynaklı borcun 1996 yılında tamamen ödenmiş olduğu, bu nedenle de davalının genel kredi sözleşmesinden doğan kefaletinin de sona ermiş olduğu, kaldı ki davalının taşıt kredisi nedeniyle kefaletinin bulunmadığı, önceki 1996 yılında düzenlenen kredi sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle taşıt kredisinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Kars 2. İcra Müdürlüğünün 2010/1108 E. sayılı dosyasından, takibin ...8001 nolu kredi alacağı için 19.798,80 TL ve ....000031 nolu kredi için 60.646,30 TL olmak üzere toplam 80.332,93 TL üzerinden yapıldığı ve davalının sorumluluğunun ise 60.534,13 TL olduğunun belirtildiği, davalının ise ilamsız takibe itiraz dilekçesinde borcu 19.798,80 TL bakımından kabul ettiği ve takibin kabul edilen miktar yönünden devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dava açılırken davalı tarafından kabul edilen ve takibin durmadığı miktar düşülerek dava açılması gerekirken, toplam 80.332,93TL üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır. Dolayısıyla davacının kabul edilen ve itiraz edilmeyen miktar bakımından hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın tümü bakımından reddi kararı verilmiş olması doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından gerekçenin düzeltilmesi gerekmiştir. Öte yandan, davalının takip miktarını 19.798,80TL bakımından kabul ettiği ve 20.03.2006 tarihli genel kredi taahhütnamesini de müteselsil kefil olarak imzaladığı değerlendirildiğinde davacının takibe koymada kötü niyeti sabit olmadığından, hüküm fıkrasından “İİK 67/2 maddesi uyarınca hesaplanan 24.213,65 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğinden çıkarılması, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. 3.Esastan reddedilen miktar üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve kabul ettiği miktar bakımından da davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (A.A.Ü.T) 7 nci maddesinin ikinci bendine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın hüküm fıkrasında “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” hükmedilmesi doğru olmayıp, “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan hesaplanan 2.970,00 TL vekâlet ücreti ve 8.669,00 TL nispi vekâlet ücreti olmak üzere toplam 11.639,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine”şeklinde karar verilmesi gerekir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “İİK 67/2 maddesi uyarınca hesaplanan 24.213,65 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılmasına, “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresi yerine “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. göre hesaplanan 2.970,00 TL vekâlet ücreti ve 8.669,00 TL nispi vekâlet ücreti olmak üzere toplam 11.639,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6743, K. 2023/6353, T. 01.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-6743-e-2023-6353-k-9e4060093d17