Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6323 E. 2024/2588 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6323
- Karar No
- 2024/2588
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/270 Esas, 2022/656 Karar Avukat ... DAVALILAR : 1- İnka Ulusal İstihdam Organizasyon ve İnsan Kaynakları Turizm Ltd. Şti. vekili Avukat ... 2-Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat ... HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/35 E., 2016/285 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2006/27135 sayılı ve “İNCA" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “İNKA extra” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2012/79209 numarasını alan başvurunun, ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu marka ile karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2014-M-14913 sayılı YİDK kararının iptalini, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı İnka Ulusal İstihdam Organizasyon ve İnsan Kaynakları Turizm Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasında geçen "İNKA" ibaresinin insan kaynaklarının kısaltması olduğunu, tarafların markalarının kapsamlarının farklı bulunduğunu, davalının 2006 yılından beri kullandığı "İnka Genç İnsan Kaynağı" ibareli markası bulunduğunu, markalar arasında hiçbir benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun "İNKAextra" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 35. sınıftaki "iş ve işçi bulma acenteliği hizmetleri" hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise “inca always the best quality şekil”, “inca always the best quality şekil”, “inca always the best quality şekil”, “inca şekil”, “inca always the best quality şekil” ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 03, 05, 07, 08, 09, 12, 25, 28, 35, sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalının dava konusu marka başvurusunun yöneldiği 35 inci sınıf “iş ve işçi bulma acenteliği hizmetleri” ile davacının adına tescilli markalarından 2012/36011 sayılı markası 35 inci sınıf “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık” hizmetlerinin aynı tür hizmet olduğu, somut olayda emtia benzerliğinin davacının markalarından 2012/36011 sayılı markasında aynı tür hizmetler yer aldığı için gerçekleştiği, taraf markalarının sesçil ve görsel olarak benzer bulunduğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) madde 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının somut olayda gerçekleştiği, ancak davalının dava konusu markası ile müktesep hak iddia edilen tescilli markası arasında asli unsurların muhafaza edildiği, eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak 5 yıllık sürenin de dolduğu ve bu konuda bir çekişmede olmadığı, zira önceki tarihli markanın tescil tarihi 12.03.2009 olup 12.03.2014 tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için gerekli süre de sona erdiği, dolayısı ile davalının dava konusu marka başvurusu açısından davalının önceki tarihli markasının müktesep hak oluşturduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markaların benzer olduğunun ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin de aynı veya benzer türden olduğunun İlk Derece Mahkemesi tarafından tespit edildiğini, davalılar tarafından hiçbir suretle müktesep hak iddiasında dahi bulunulmadığını, kaldı ki davalı markanın sonraki markasında asli unsurlarını barındırmadığı ve yeni bir marka oluşturduğu bu nedenle müktesep hak iddiasında dahi bulunamayacağını, hizmetler sınıfı incelendiğinde de görüleceği üzere dava konusu marka, müvekkilinin markası ile aynı türde mal ve hizmet için kullanılmakta olup davalının daha birçok ibareyi marka olarak seçebilme imkanı var iken özellikle "İNKAextra" şeklinde çok benzer bir ibareyi seçmesi iyi niyet ile dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yerinde olarak taraf markalarının sesçil ve görsel olarak benzer bulunduğu, kapsamlarının benzer olduğu, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının somut olayda gerçekleştiği yerinde olarak belirlendiği, ancak İlk Derece Mahkemesince davalının kazanılmış hakkının bulunduğu kanaati ile davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince, davalının dava konusu markası ile müktesep hak iddia edilen tescilli markası arasında asli unsurların muhafaza edildiği, eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak 5 yıllık sürenin de dolduğu ve bu konuda bir çekişmede olmadığı, zira önceki tarihli markanın tescil tarihi 12.03.2009 olup 12.03.2014 tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için gerekli sürenin de sona erdiği, belirlenerek bu doğrultuda hüküm kurulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.09.2019 tarih, 2018/1155 E., 2019/5473 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir başvuru için daha önceki bir markanın kazanılmış hak teşkil edebilmesi için söz konusu başvuru tarihi itibariyle önceki markanın tescilinin üzerinden 5 yıl sürenin geçmesi gerektiği, yani somut uyuşmazlıkta bu sürenin dava konusu başvuru tarihi itibariyle dolmadığının görüldüğü, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde, dava konusu marka başvurusu için davalının önceki markasının kazanılmış hak oluşturmayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2014-M-14913 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2012/79209 sayılı marka tescil edilmediği için hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı İnka Ulusal İstihdam Organizasyon ve İnsan Kaynakları Turizm Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markaları ile başvuru arasında kısmen benzerlik olmasına rağmen bu markaların kapsadıkları ürünler incelendiğinde başvuru konusu markanın kapsadığı hizmetler ile hiçbir şekilde ilişki kurulamayacak derecede farklı ürünlerde tescilli olduklarını, markalar arasında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığını, kapsadıkları ürünler itibariyle hitap ettikleri tüketici kitlesi tamamen farklı olduğunu, önceki tarihli markanın tescil tarihi 12.03.2009 olup 12.03.2014 tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için gerekli sürenin dolmuş olduğunu, İlk Derece Mahkemesine 23.01.2015 tarihinde dava ikame edildiğini, davacının, tüm bu süreler boyunca müvekkil firmanın kullanımına da herhangi bir itirazda bulunmadığını, Müvekkile ait önceki tarihli tescilli markanın esas unsurunun "İNKA" ibaresi oluşturmakta olup markaların tescilli oldukları emtia listesi de aynı olduğunu, istinafa konu marka başvurusu 18.09.2012 tarihinde yapıldığını ancak müvekkilinin önceki tarihli "İNKA" esas unsurlu 2008/08546 sayılı markası 12.03.2009 tarihinde tescil edildiğini, müvekkiline ait önceki tarihli markası 2012/36011 sayılı itiraz gerekçesi markadan 4 yıl önce ve davanın ikamesinden 5 yıl önce tescil edildiğinden bu husus göz önüne alındığında, tescilde önceliği olan ve kazanılmış hakkı bulunan müvekkiline ait markanın, 2012/36011 sayılı markaya dayalı olarak reddinin mümkün olmadığını, kaldı ki, benzer yönde Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2015/6 E. sayılı dosya kapsamında inceleme yapıldığını ve bu kararın 23.07.2020 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilin önceki marka asli unsuru, imajı, işletmesel köken algısı ve kapsadığı ürünler korunarak yeni bir imaj ile yaratılan başvuru konusu marka üzerinde müvekkilin öncelik hakkı bulunduğunu, taraflar arasında görülen benzer bir yargılamada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/9120 E. 2018/1926 K. sayılı kararında taraf markaları arasında benzerlik olsa bile, davalı adına tescilli 2008/08546 sayılı markası nedeni ile kazanılmış hakkının bulunduğuna işaret edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markaları ile başvuru arasında kısmen benzerlik olmasına rağmen bu markaların kapsadıkları ürünler incelendiğinde başvuru konusu markanın kapsadığı hizmetler ile hiçbir şekilde ilişki kurulamayacak derecede farklı ürünlerde tescilli olduklarını, markalar arasında karıştırma ihtimali söz konusu olmayacağını, diğer taraftan davacının 2012/36011 sayılı "inca always the best quality" ibareli itiraz gerekçesi marka başvuru ile aynı tür hizmetleri içermekle birlikte, başvuru sahibinin "inka" asli ayırt edici unsuruna sahip 2008/8546 sayılı markayı itiraz gerekçesi markadan 4 yıl önce tescil ettirmiş olması karşısında başvurucunun önceki tarihli markaya dayalı kazanılmış öncelik hakkı bulunduğunu, başvurucunun önceki tarihli markası ile verilen imajın ve işletmesel köken bağının korunarak başvuru konusu markanın oluşturulduğu net bir şekilde görüldüğünü, buna göre başvurucunun önceki tarihli markasından faydalanacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.