Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/5979 E. 2023/5500 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5979
- Karar No
- 2023/5500
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/748 Esas, 2022/1040 Karar DAVA TARİHİ : 29.04.2014 HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ticari satımdan kaynaklı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine hükmolunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, aralarındaki ticari iş kapsamında davalı şirkete 70.000,00 TL teminat senedi ile şahsi senetler verdiklerini, bu senetler haricinde davacılardan ...’in davalılara teminat amaçlı olarak kendisine ait taşınmazın tapu kaydını dava dışı ... ... isimli şahsa devrettiğini, cari hesap usulüne göre, alınan maldan fazla ödeme yapıldığını, davalı şirketin teminat senedi dolayısıyla takip başlattığını, rehin bedeli ödenen 81 ... ile 81 ... plakalı araçların sahte belgeler ile satıldıklarını, davacıların yaklaşık olarak toplamda 600.000,00 TL zarara uğratılması üzerine davalıya ihtarname keşide edildiğini, ancak ihtarın gereğinin yerine getirilmediğini, davalı şirketin bu şekilde teminat olarak aldığı senedi alacağı olmadığı halde takibe koyması, müvekkilinin babasına ait evleri sattırması ve satılan malların karşılığı yerine daha fazlasını alması ile iadeye yanaşmaması üzerine eldeki davayı açtıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafça aradaki ticari ilişkinin gerekçe gösterilerek müvekkillerinden haksız şekilde fazladan alınan 10.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren ticari faizi ile alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 10.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 300.000,00 TL ile sınırlayarak bu değer üzerinden harcı tamamlamıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacılara bir borcunun bulunmadığını, davacıların müvekkiline borçlu olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.2018 tarih ve 2014/356 E., 2018/60 K. sayılı kararı ile; davacı tarafça ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraflar vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2019 tarih ve 2018/931 E., 2019/1540 K. sayılı ilamı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davanın reddi halinde dahi nispi vekalet ücretine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, maktu vekalet ücretine hükmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra davalının kendisini vekille temsil ettirmesi nedeni ile nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2019 tarih ve 2018/931 E., 2019/1540 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.01.2022 tarih ve 2020/4443 E., 2022/248 K. sayılı kararıyla; borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin açılan davada davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yalnızca vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılması sureti ile bu kısma ilişkin hüküm kurulmuş ise de infaza tereddüde neden olmamak için tarafların tüm yükümlülüklerini gösterir şekilde hüküm oluşturulması gerekirken bu hususa uyulmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2022 tarih ve 2022/748 E., 2022/1040 K. sayılı kararı ile; davaya konu senet ihbarnamelerinde senet türü teminat açıklaması mevcut ise de bu senetlerin neyin teminatı olarak verildiklerinin açıkça yazılmadığı, kambiyo senedinin borç ikrarı olduğu gözetildiğinde davacı yanın senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı; davacı tarafın incelenen ve usulüne uygun tutulmayan kendi aleyhine davalı lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde de dava konusu fatura ve senetlerle ilgili herhangi kayıt bulunmadığı, davacı tarafça senetlerin malların bedeline karşılık teminat olarak verildikleri, mal bedelinden daha fazla senedin ödendiği hususunun ispatlanamadığı dikkate alınarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması sureti ile davanın reddine ve davalı lehine nispi vekalet ücreti hükmolunmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2022 tarih ve 2022/748 E., 2022/1040 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davayı açan avukatın davayı titizlikte takip etmediğini, sürekli mazeret dilekçesi gönderdiğini, delillerinin yeterince toplanmadığını, tarafların her ikisinin de kayıtlarında usule ilişkin eksikliklerin bulunduğunu, davacılarca ciro tarihleri itibari ile işletme defterinin tutulmadığını, defterin tasdiksiz olması ve borç kayıtlarının olmaması sebebi ile delil niteliğinin bulunmadığını, davalı tarafça defterlerin ibraz edilmediğini, yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, önceki avukatın davayı 10.000,00 TL’den açıp, 600.000,00 TL zarardan bahsetmesine rağmen bilirkişi raporunun verilmesinden önce dava değerini 300.000,00 TL’ye çıkarmak sureti ile müvekkilleri lehine fazla vekalet ücreti hükmedilmesine yol açtığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticari satımdan kaynaklı davalıya fazla yapıldığı iddia edilen ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.