Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/5686 E. 2024/2100 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5686
Karar No
2024/2100
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/266 Esas, 2022/1025 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/794 E., 2020/782 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının Gaziantep ilinde bulunan Holiday Inn Otelinin edinimi ve inşasının finansmanı kapsamında ING Bank A.Ş. ile Avrupa Yatırım Bankası (AYB) kredisi kullanım görüşmeleri yaptığını ve AYB alt kredi sözleşmesi imza ettiğini, davalı banka tarafından müvekkili şirkete 5.900.000,00 Euro AYB kredi tahsis edildiğini, 03.03.2014 tarihinde yatırıldığını, aynı tarihte rehin sözleşmesi kapsamında hesaba bloke koyulduğunu, davalı banka tarafından herhangi bir yazılı bildirim olmadan davalı bankanın otel hariç başkaca taşınmazları ipotek vermesi gerektiğinin müvekkili şirkete sifahi olarak bildirildiğini, bu talebin müvekkili tarafından reddedildiğini, davalı bankanın uzun bir süre krediyi kullandırmamasına karşın müvekkilinin hesabına KMH tanımlayarak 52.500,00 TL AYB kredi komisyonunu haksız olarak tahsil ettiğini, müvekkili şirketin AYB kredisinin aktarıldığı vadesiz hesabının şirketin bir talebi olmadan vadeli hesaba dönüştürüldüğünü, bu işlemlerin AYB kredisinin kullanımını imkansız yapmasına rağmen söz konusu krediye faiz ve BSMV işletmeye devam ettiğini, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname gönderildiğini, cevabi ihtarnamede ödeme yapılması sonrası kredinin kapatılacağının belirtildiğini, kredinin ilk taksidi olan 31.03.2015 tarihli 361.813,81 Euro tutarlı taksitin ihtirazi kayıt ile ödendiğini, davalı bankanın 01.04.2015 tarihinde erken ödeme cezası ve BSMV olarak 28.091,29 Euro talep edildiğini ve ihtirazi kayıtla 28.100,00 Euronun ödendiğini, davalı bankanın hukuka aykırı olarak müvekkili şirketten AYB kredisi kapsamında faiz, BSMV, erken kapama ücreti ve kredi komisyonu tahsil ettiğini ileri sürerek davanın kabulü ile, davalı bankadan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin tahsiline, alacağa haksız ödemenin yapıldığı günden itibaren reeskont faizi yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 21.06.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile de 1.519.614,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili banka ile davacı şirket arasında görüşmelerin yapıldığını ve Genel Kredi Sözleşmesi ekinde AYB Alt Kredi Sözleşmesinin imzalandığını, hukuki müzakereye açık ve müvekkili banka internet sitesinde de incelemeye hazır Genel Kredi Sözleşmesinin 11 nci maddesinin oldukça açık bir şekilde davacının kötü niyetli ve gerçeğe aykırı iddiasını bertaraf eder nitelikte olduğunu, bankanın ilgili şubesi dahil gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı şubelerinde açılmış veya açılacak tüm nakit ve gayri nakdi kredileri kapsayacak şekilde Genel Kredi Sözleşmesi ekinde işbu rehin sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili bankanın iyi niyetli yaklaşımıyla kredi tutarı üzerindeki blokeyi kaldırarak kredinin fiilen kullandırılmasını sağlayabilmek adına bir başka krediyi teminatlandırma şekli olarak davacıdan ipotek almaya çalıştığını, ancak müvekkili bankanın iyi niyetli çabalarının sonuçsuz kaldığını, davacı şirketin dava konusu kredi sözleşmesi sebebiyle uğramış olduğu zararlardan dolayı müvekkili bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, davacının sözleşme müzakereleri ve imzalanması aşamalarında gözden kaçırdığı yahut öncesinde anlaşmaya vardığı, ancak değişen koşullar sebebiyle inkar etmek durumunda olduğu kusurlarından yararlanmasının hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bankacılık usul ve teamülleri uyarınca bankaların davaya konu miktarda krediler verdiklerinde, krediler için yeterli miktarda teminat aldıkları, kredinin kullandırılması öncesi bu teminatların alınması yükümlülüğü tamamen bankaya ait olduğu, davalı banka gerek AYB kredi sözleşmesinin ve rehin sözleşmesinin akdedildiği anda gerekse kredi aktarımı öncesi, teminat olarak alması gereken teminatları almadan verdiği krediyi teminat olarak görerek hareket ettiği, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeden krediyi kullandırdığı ve daha sonra bunu telafi etmek adına işlemler yapıp resmi olarak kullandırılan krediyi fiilen kullandırılmadığı, davalı bankanın hem bankacılık teamüllerine hem de MK 2 ye aykırı hareket ettiği, daha sonra davacı taraf krediyi kapatmaya çalışmış ise de fiilen hiç kullanamadığı kredi nedeniyle 361.820,00 işlemiş faiz ve 28.100,00 Euro erken kapama ücreti ödemek zorunda bırakıldığı, davalı bankanın kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmemiş olması nedeniyle riski ortadan kaldırmak için attığı adımlar haksız tahsil ettiği 361.820,00 işlemiş faiz ve 28.100,00 euro erken kapama ücretini iade etmekle yükümlü olduğu kabul edildiği, nitekim mahkemece alınan her iki raporda da esasa ilişkin benzer değerlendirmeler yapıldığı, davacı taraf her ne kadar ödemeleri yaparken itirazi kayıt ile ödeme yapmış ise de bunu temerrüt ihtarı olarak kabul edebilmeye imkan olmadığı, bu nedenle faiz başlangıcı olarak dava ve ıslah tarihleri esas alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.519.614,00 TL'nin; 50.000,00 TL'sinin dava tarihinden (02.06.2015), bakiye 1.469.614,00 TL'sine ise ıslah tarihinden (21.06.2017) işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı bankanın haksız surette tahsil ettiği tutarların müvekkili şirkete ödenmesine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak, kararda müvekkili şirkete ödenmesine hükmedilen tutarlara haksız ödeme tarihlerinden, bunun kabul görmemesi halinde ise davalı bankaya gönderdikleri ihtarnamelerin tebliğ tarihlerinde davalı bankanın temerrüde düştüğü nazara alındığında, bu tarihlerden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatinde olduklarından, kararın faiz başlangıç tarihi bakımından kısmen kaldırılması gerektiğini, belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığını, dava değerinin ıslahla artırılmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davanın 02.06.2017 tarihinde açılmış olduğunu, ıslah tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde, ödeme tarihindeki TCMB kurlarını değil de, ıslah tarihindeki TCMB kurlarını esas alarak TL' ye çevirmesinin de hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olarak işbu sözleşme maddesinden bihaber olduğunu iddia edemeyeceğini, davacı şirketin dava konusu kredi sözleşmesi sebebiyle uğramış olduğu zararlardan müvekkili bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, basiretli bir tacir sıfatıyla hareket etmesi gereken davacı şirketin sözleşme müzakereleri ve imzalanması aşamalarında gözden kaçırdığı yahut öncesinde anlaşmaya vardığı ancak değişen koşullar sebebiyle inkar etmek durumunda olduğu kusurlarından yararlanmasının hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişi heyeti adeta bir hukukçu gibi inceleme yaparak dava konusu sözleşmelerde müvekkil bankanın imzalarının olmaması nedeni ile tarafları bağlamadığı bu sebeple geçerli olmadığı yönünde bir tespitte bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkil banka arasında akdedilen sözleşmeler karşılıklı yapılan müzakereler neticesinde akdedilmiş olduğunu, değişen koşullar sebebiyle davacı şirketin müvekkil bankadan yapmış olduğu ödemeleri talep etmesi hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, davacı şirketin kendi kusurlarından dolayı uğramış olduğu zararlardan müvekkil bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bilirkişi heyetinin görev sınırlarını aşarak bir hukukçu edasıyla yapılan değerlendirmelerin haksız ve hukuku aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ... davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsil edilen faiz, BSMV ve erken ödeme komisyonunun iadesi talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5686, K. 2024/2100, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-5686-e-2024-2100-k-87a0fbce016e