Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4515 E. 2023/5411 K. – Şirketin İhyası
Konu: Şirketin İhyası
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4515
- Karar No
- 2023/5411
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirketin İhyası
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/351 Esas, 2022/491 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2021/227 E., 2021/554 K. Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin emekli olduktan 9 yıl sonra sahte sigorta gösterilmesi nedeniyle emeklilik hakkının iptal edilip emekli aylığının kesildiğini, müvekkilinin iptal edilen dönemde dava konusu şirketlerde çalışmış olması nedeniyle, İzmir 9. İş Mahkemesinin 2020/980 E. sayılı dosyasında, ESB Giyim Sanayi Tic.Ltd. Şti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek hizmet tespit davası açtıklarını, şirketlerin terkin edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden terk sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde münfesih sayılarak şirketlerin tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil kaydının resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu yasal hasım olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, kusur bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ihyası talep edilen şirketlerin 25.03.2015 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen silindikleri, davanın terkin edilen şirketlerin davacı tarafından İş Mahkemesinde açılan hizmet tespiti istemli olarak açıldığı, dava tarihi olan 08.04.2021 tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin aşılması yanında bu davanın dayanağı olan davanın da 25.09.2020 tarihinde yasal süre aşılarak açıldığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ESB ve BNM Tekstil isimli şirketlerde 1996-2009 yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin sahteliği öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir hak düşürücü süreye değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir zamanaşımı yada hak düşürücü süreye tabi değilken ihya davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de kısıtlanmasına sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı. 3. Değerlendirme 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi (ihya) de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazete'nin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derhal etkisi tartışılarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.