Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4174 E. 2024/155 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4174
Karar No
2024/155
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1006 Esas, 2022/285 Karar A.... mirasçıları: B.... C.... D.... E.... F.... vekilleri Avukat Hüsamettin Bıyıkloğlu HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/306 E., 2019/433 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın “çağrıbey” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "Çağrı" ve "Çağrım" ibareli tanınmış markalarının benzer olup iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, başvurunun tescilinin haksız rekabet teşkil edeceğini ileri sürerek 2017-M-6068 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı gibi tescil kapsamlarının da farklı olduğunu, davacı markalarının uyuşmazlık konusu 25 inci sınıf mallarda kullanılmadığını, müvekkillerinin önceki tarihli markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında davaya konu markanın başvuru listesinde yer alan bütün mallar açısından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında iltibas tehlikesinin bulunduğu ancak davalı tarafın 2006/38822 sayılı markası nedeniyle dava konusu başvuru bakımından müktesep hakkının bulunduğu, kötü niyet iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilmekle birlikte müktesep hakka dayalı tespit ve değerlendirme ile aleyhe hüküm kurulmasını kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın 2006/38822 sayılı markasının müktesep hak teşkil etmeyeceğini, davalı tarafa ait gerek 2006/38822 sayılı marka gerekse 2016/52275 sayılı dava konusu marka sözcük olarak aynı olmakla birlikte şekil unsuru itibariyle tamamen farklı olduğundan müktesep hak koşullarının oluşmadığını, öte yandan müvekkilinin müktesep hak teşkil ettiği kabul edilen marka tescilinden önce tescil edilen markaları bulunduğunu, bu yönden bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu markanın haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "Çağrı" ve Çağrım" ibareli markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 25 inci sınıf mallar yönünden 556 sayılı KHK'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında iltibas tehlikesi bulunmakla birlikte davalı ... adına tescilli 2006/38822 sayılı markanın dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil ettiği, zira 2006/38822 sayılı marka ile dava konusu başvurunun asli unsurlarının aynı bulunduğu, başvuru kapsamında yer alan 25 inci sınıf mallar ile 2006/38822 sayılı markanın kapsamında yer alan malların da aynı tür olduğu, dava konusu başvuru sahibi davalının davacının itirazına mesnet markalara yanaşma kastının da bulunmadığı, dolayısıyla davacı yararına müktesep hak koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilmekle birlikte müktesep hakka dayalı tespit ve değerlendirme ile aleyhe hüküm kurulmasını kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın 2006/38822 sayılı markasının müktesep hak teşkil etmeyeceğini, davalı tarafa ait gerek 2006/38822 sayılı marka gerekse 2016/52275 sayılı dava konusu marka sözcük olarak aynı olmakla birlikte şekil unsuru itibariyle tamamen farklı olduğundan müktesep hak koşullarının oluşmadığını, öte yandan müvekkilinin müktesep hak teşkil ettiği kabul edilen marka tescilinden önce tescil edilen markaları bulunduğunu, bu yönden bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu markanın haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nin 8 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4174, K. 2024/155, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-4174-e-2024-155-k-64248631d45b