Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3763 E. 2024/2416 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3763
- Karar No
- 2024/2416
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2225 Esas, 2022/593 Karar HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/462 E., 2019/580 K. Taraflar arasındaki asıl davada cezai şart alacağı, karşı davada istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile 20.01.2011 tarihinde ön protokol, 15.03.2011 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ile davalıya 5 yıllık bayilik hakkı tesis edildiğini, Ön Protokol ile Bayilik Sözleşmesine ek olarak imzalanmış olan 20.01.2011 tarihli Taahhütname uyarınca sözleşme süresince her yıl için 1200 m3 beyaz ürün (benzin ve mazot), 1 ton madeni yağı müvekkili şirketten satın almayı taahhüt ettiğini, bu taahhütün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %5'inin şirkete cezai şart olarak ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalı ...’in de anılan protokol, sözleşme ve taahhütnameyi imzalayarak bayinin garantörü- müşterek müteselsil kefili olduğunu, davalı tarafın taahhütlerini yerine getirmemesinden dolayı müvekkili şirketin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hesaplanacak kâr mahrumiyeti ve cezai şarttan doğan alacağın 15.03.2011 tarihinden 15.03.2016 tarihine kadar olan dönem için şimdilik 25.000,00 TL’lik kısmının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve satış taahhütnamesine bağlı olarak aylık %5 akdi faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap, davalı şirket karşı dava dilekçesinde; davacı tarafça keşide edilen 11.03.2016 tarihli ihtarnamesinde belirtilen 538.848,47 TL cezai şart alacağının dava sırasında 25.000,00 TL olarak talep edilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, 15.03.2011 tarihinde başlayan akaryakıt bayilik ilişkisinin 15.03.2016 tarihinde müvekkili şirketin başka bir dağıtım şirketi ile çalışacağı gerekçesiyle süresi sonunda feshedildiğini, davacının sözleşme süresi içinde cezai şart alacağı için herhangi bir talepte bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre dönemsel ifa içeren sözleşmelerde cezai şartın kararlaştırılması halinde dönem sonunda çekincesiz ifaya devam edilmesinin cezai şarttan vazgeçildiği sonucunu doğurduğu, 11.03.2016 tarihinde şirket yetkilisi ... 'in oğlu vasıtasıyla 59 YY 737 plakalı araç ile Sultanköy'de bulunan tesisten motorin almak için davacı şirketin irtibat bürosuna başvuruda bulunarak sipariş verdiğini, irtibat bürosunda bulunan görevlinin siparişin onaylanması için kredi kartı ile ödeme yapılması gerektiğini söylemesi üzerine şirkete ait kredi kartı ile öncelikle 20.000,00 TL ödeme yapıldığını, siparişin onaylanması için 500,00 TL daha ödeme yapıldığını,müvekkili şirket tarafından ürün almak için davacı şirkete 21.500,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davacı şirketin ürünü vermeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin davacı şirketten 21.500,00 TL alacağının bulunduğunu, alacağın iadesi için ihtarname gönderildiğini ancak iade edilmediğini savunarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 21.500,00 TL'nin 18.03.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete iade edilmesine karar verilmesi istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketler arasında 20.01.2011 tarihinde ön protokol ve 15.03.2011-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere akaryakıt bayiliği sözleşmesi imzalandığı, ayrıca yine taraflar arasında 20.01.2011 tarihinde çeşitli ceza koşulu düzenlemelerini ihtiva eden taahhütnamenin imzalandığı, sözleşmenin süresi sonunda 15.03.2016 tarihinde sona erdiği, eldeki asıl davanın davalı tarafça taahhüt edilen ürünün alınmaması nedenine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemiyle açıldığı, davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen taahhütname başlıklı sözleşme asgari alım taahhüdüne ilişkin olup, bu sözleşmelere göre kâr mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlal edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunmasının gerektiği, somut olayda davacı ihtirazi kayıt koymadan mal vermeye devam ettiğinden dava konusu dönem için ceza-i şart talep etmesinin mümkün olmadığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.02.2018 tarih ve 2016/725 E. - 2018/913 sayılı ilamı), 15.03.2011 tarihli bayilik sözleşmesine istinaden ilk sözleşme periyodu 15.03.2012 tarihinde tamamlanmış olmasına rağmen, bu ilk periyod tamamlandıktan sonra her hangi bir ihtirazi kayıt konulmadan veya ihtar çekilmeden davalı şirkete ürün verilmeye devam edildiği, her ne kadar davacı tarafça 21.06.2012 tarihinde davalı tarafa Kadıköy 24. Noterliği'nin 15572 yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilmiş ise de, bu ihtarnamenin ilk periyodun tamamlandığı 15.03.2012 tarihinden yaklaşık üç ay sonra çekilmiş olması ve arada geçen süre içerisinde davalı şirkete ürün verilmeye devam edilmesi nedeniyle bu ihtarnamenin usulüne uygun olmadığı, sözleşme süresince davalı şirkete çekilen başkaca usulüne uygun bir ihtarname de bulunmadığı gibi faturalara konulmuş herhangi bir ihtirazı kayıt da yer almadığı, 5 yıllık bayilik sözleşmesinin son periyodunun 15.03.2015 - 2016 tarihleri arasında olduğu, Kadıköy 32. Noterliğinin 11.03.2016 tarih ve 7993 yevmiye nolu ihtarnamesinin henüz son periyod dolmadan çekildiği ve 15.03.2011-2012-2013- 2014-2015 dönemlerine ilişkin toplam 538.848,47 TL cezai şart alacağının talep edildiği, 15.03.2016 tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermesi ile davalıya ürün verilmediği, bu nedenle son döneme ilişkin cezai şart alacağının talep edilebileceği, Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/28 Talimat sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, son döneme ilişkin cezai şart alacağının 74.560,20 TL olarak hesaplandığı, ekonomist bilirkişi tarafından hazırlanan 25.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda cezai şartın davalı şirketin ekonomik yönden mahruma neden olacağının tespit edildiğinden cezai şart alacağından takdiren %20 oranında indirim yapıldığı ve netice olarak davacının 59.648,16 TL cezai şart alacağının bulunduğu, bu miktardan cezai şart alacağına mahsup edildiği davacı tarafın da kabulünde olan 21.500,00 TL davalı şirket alacağı tenzil edildiğinde davacının bakiye 38.148,16 TL cezai şart alacağı bulunduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği, 25.000,00 TL cezai şart alacağın hüküm altına alındığı, karşı dava yönünden talep edilen 21.500,00 TL'nin davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilmesi nedeniyle davalı alacağının bulunmadığı ve bu nedenle karşı davanın yerinde olmadığı, ayrıca her ne kadar davalı ... 'in taahhütnameye müteselsil kefil olduğu beyan edilmiş ise de, taahhütnamede azami sorumluluk limiti yer almadığından davalı ...'in kefaletinin usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla davalı ...'in cezai şart alacağından dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın davalı ... yönünden reddine, davalı Sağlık Pet. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulüne; karşı davanın reddine, cezai şart alacağı olan 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 faizi ile birlikte davalı Sağlık Pet. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden davalı ...’in taahhütname ile müteselsil kefil olduğu dikkate alınarak iş bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafından ödenen 21.500,00 TL'nin davalı alacağı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bedelin cezai şart ödemesi olarak yapıldığını ve mahsup edildiğini, mükerrer mahsup yapılamayacağını, yerel mahkemenin gerekçesinde müvekkili şirketin 2011-2015 arası dönem yönünden cezai şart alacağını talep etme hakkının olmadığı yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, hatalı değerlendirme yapıldığını, mahkemenin gerekçesinde son dönem cezai şarttan %20 oranında indirim yapılmasına ilişkin tespit ve değerlendirmenin de hukuka aykırı aykırı olduğun ileri sürerek kararın davalı ... yönünden reddi kararının ortadan kaldırılması suretiyle davanın kabulüne, davalı şirket yönünden davanın kabulü kararında yer alan gerekçenin ileride açacakları davalar yönünden kesin hüküm teşkil etmemesi açısından düzeltilmesini talep etmiştir. 2. Davalı-karşı davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketten 11.03.2016 tarihinde tahsil edilen 21.500,00 TL mal bedeline ilişkin bir tahsilat olduğunu, bu ödemenin davacının iddia ettiği 08.04.2016 tarihli cezai şart faturasına mahsup edilmesinin mümkün bulunmadığını, 21.500,00 TL'nin davacı şirketten istirdadı ile müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, cezai şart hesaplamasının hatalı olduğunu tenkis edilen %20’lik oranın, somut ve objektif bir kriter belirlenmeksizin uygulandığını ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada, kefalet sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmiş olup, kefalet limitinin gösterilmediği anlaşılmakla, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, bu durumda davacı vekilinin kefaletin geçerli olduğuna ve davalı ...'in kefil olarak sorumlu olduğuna yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davacı her ne kadar ilk dönem/yılın bitiminden yaklaşık altı ay sonrasında davalı şirketi ihtar etmişse de, 3 ay 6 gün süre boyunca çekince koymaksızın mal satıp teslim ettiği ve mal vermeye devam ettiği, faturalar düzenlediği anlaşılmakta olup bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunu yerine getirmediği, ikinci, üçüncü ve dördüncü dönemlere ilişkin ihtar/çekince bulunmadan ürün verilmeye devam edildiğinin tespit edildiği, buna bağlı olarak da ilk dört döneme dair çekince bulunmamakla eksik alım nedeni ile cezai şart alacağının doğmadığının kabulü gerektiği, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, ancak davacının davalı şirkete son dönem/yıla dair 15.03.2015-15.03.2016 tarihleri arasında 745.602 litre eksik alım nedeni ile çekinceli 74.560,20 TL cezai şart isteminin bulunduğu, davacının talebinin bu kısım için yerinde olduğunun değerlendirildiği, kâr kaybına ilişkin yapılan hesaplama, sözleşmenin geçerli olduğu dönemde taraflarca baz alınan ve yapılan ödemeler değerine göre belirlendiği, davalı şirketin cezai şart hesabının hatalı olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olacak derecede yüksek olup olmadığı hususunda davalının ekonomik durumunu ayrıntılı olarak değerlendiren bir bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, yerleşik uygulamaya göre takdir ile somut olayın özelliği de dikkate alınarak istenebilecek toplam cezai şart miktarı üzerinden %20 oranında indirim yapıldığının anlaşıldığı, ancak, davacı tarafça kısmi dava açılmış olup,davacının talebinin 25.000,00 TL olduğu, davacı davalı şirketin yaptığı 21.500,00 TL ödeme için de mal vermediği gibi iade etmediği, cezai şart faturası tanzim ederek bu ödemeyi cezai şart alacağından mahsup ettiği, buna göre davacının 21.500,00 TL cezai şart alacağını tahsil etmiş durumda olduğu, bu durum da davacının cezai şart talebinde tenkis değerlendirmesi yapılırken tahsil ettiği bu bedelin gözönünde bulundurulması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince; son yıla ait cezai şart tutarı 74.560,20 TL olarak hesaplanarak bu miktar üzerinden tenkise gitmiş ise de henüz talep olunmayan cezai şart dışında bir miktar üzerinden tenkis yapılmasının doğru olmadığı, tenkis yapılırken; somut talebin dikkate alınması gerektiği, somut olayda; 21.500,00+25.000,00=46.500,00 TL cezai şartın fahiş olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, tenkisin henüz talep olunmayan, talep edilip edilmeyeceği de belirsiz olan tutar üzerinden tenkis yapılmasının doğru görülmediği, ancak tahsil olunan ve kısmi dava da talep olunan toplam 46.500,00 TL tutarın da miktar olarak fahiş, tenkisi gerektiren bir miktar olarak görülmediği, davalı- karşı davacı 21.500,00 TL'nin ürün alımı için ödendiğini, ürün almadığını bu nedenle istirdadının gerektiğini ileri sürdüğü; davacı ise, davalının bu ödemesini cezai şart ödemesi olduğunu belirtmiş yani mahsuptan bahsettiği, cezai şart; tazminat kabilinden olması nedeniyle ödenip ödenmeyeceği hususunda bir hakim kararı gerektirdiği, cezai şart miktarını da hakimin belirlediği, salt mahsup hakkının bulunması davacının cezai şarta hak kazandığını göstermeyeceği, bu sebeble davacının tahsil olunan bu miktara hak kazanıp kazanmadığı yönünden inceleme yapılması gerektiği, gerektiğinde mahsup edilen bu tutarın yargılama sonunda iadesine hüküm verilmesinin de kural olarak mümkün olduğu, davacının 74.560,20 TL cezai şart tazminatı talep edebileceği belirlendiğinden ve tahsil olunan 21.500,00 TL'nin fahiş sayılamayacak bir tutar olduğu gözetildiğinde davalı tarafından ödenen bedelin cezai şart tutarından mahsup edilebileceği yönündeki İlk Derece Mahkemesinin kabulünün yerinde görüldüğü, davalı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, karşı davanın mahsup nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, açıklanan nedenlerle, davacının 15.03.2015-15.03.2016 dönemi için 74.560,20 TL cezai şart alacağının hesaplandığı, önceki -4- yıllık döneme ilişkin cezai şart talep hakkı bulunmadığı, davalının mal bedeli ödemesi 21.500,00 TL'nin cezai şart alacağından mahsup edilebileceği, kısmi dava da talep olunan 25.000,00 TL ile birlikte toplam 46.500,00 TL cezai şartın iktisadi yıkıma yol açacak bir tutar olarak değerlendirilemeyeceği, dava açılmayan miktar için tenkisin değerlendirilmesinin yerinde görülmediği verilen hükümde sonuç itibariyle bir hata bulunmamakta ise de hükmün gerekçesi değiştirildiğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne hükmün gerekçesi bakımından kaldırılmasına yeniden hüküm verilmesine asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı/karşı davalı ... davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, asıl davanın davalı ... yönünden reddine, davalı Sağlık Pet. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulüne; davacının cezai şart alacağı olan 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 faizi ile birlikte davalı Sağlık Pet. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı - karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin davalı ... Yönünden davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’in her ne kadar taahhütname ile kefil olduğu görülmekle birlikte, taahhütnamede azami sorumluluk limitinin yer almaması nedeniyle, bu davalı yönünden davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesi hukuken geçerli bir sözleşme olup, davalı ...'in kefil olarak borçtan sorumlu olduğunu, İsitnaf Mahkemesinin hatalı bir değerlendirme yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı- karşı davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkili şirketin, davacı/karşı davalı şirketten 21.500,00 TL alacaklı olduğunın tespit edildiğini, 11.03.2016 tarihinde müvekkil şirket tarafından ürün bedeli olarak 21.500,00 TL davacı/karşı davalı şirkete ödeme yapıldığını, ancak davacı/karşı davalı şirketin söz konusu bedelin cezai şart alacağı olduğu gerekçesiyle ürün vermediğini, 21.500,00 TL'yi de iade etmediğini, müvekkili tarafından ödemenin yapıldığı tarihte müvekkil şirketin davacı/davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı- davalı şirketin 21.500,00 TL'yi haksız bir şekilde tahsil edildiğini, müvekkil şirketin 21.500,00 TL'lik alacağı ispat olmasına rağmen aksi yönde düşüncenin hatalı olduğunu, davacı şirketin cezai şart alacağının iddia edilen ve hüküm altına alınan tahakkuk ettiği 2015-2016 dönemi için ise hesaplanan cezai şartın ise fahiş olduğunu, herhangi bir objektif ve somut bir tespit yer almadan %20’lik takdiri indirim sebebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan cezai şart hesaplamasına esas alınan fiyat kriteri sözleşmeye değil tamamen takdiri dayalı olarak tespit edilmiş bir kriter olduğunu, her iki raporda da tespit edildiği üzere; müvekkil şirketten 11.03.2016 tarihinde kredi kartı vasıtasıyla tahsil edilen 21.500,00 TL mal veya hizmet bedeline ilişkin bir tahsilat olmadığı için 18.03.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacı şirketten tahsili ile müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiğini, cezai şart hesaplaması konusunda, fiyat kriteri net olmadan hesaplama yapıldığını, Mahkemece uygulanan takdiri indirim olan %20’lik oran, somut ve objektif bir kriter belirlenmeksizin uygulandığını, İstinaf Mahkemesinin gerekçesi yerinde olmadığından ve Yargıtay kararları ile farklılık gösterdiğinden kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, cezai şart alacağı istemine, karşı dava ise, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 26, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Asıl dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğindeki protokol hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından taahhüt edilen ürünün eksik alımı nedenine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, karşı dava ise, karşı davacı şirketin ürün alımı bedeli olarak ödediği ancak ürünlerin teslim edilmediği iddiasına dayalı 21.500,00 TL'nin iadesi istemine ilişkindir. Asıl davada harca esas değerin 25.000,00 TL olarak gösterildiği, bu miktarın ıslah edilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının cezai şart alacağının bu miktar üzerinden değerlendirilmesi gerekirken karşı davanın konusunu oluşturan tutarın da asıl davada davacının isteyebileceği son bir yıllık cezai şart alacağının içinde değerlendirilmesi doğru değildir. Zira, karşı dava asıl davadan müstakil bir davadır. Kaldı ki asıl davada talep edilen tutar ıslah edilmediği halde karşı dava konusunun, asıl davada ıslah edilmemiş tutardan mahsup edilerek her iki davada karışık hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine aykırı şekilde talep aşılarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi karşı davanın konusunu oluşturan tutarın mahsup edilmesine rağmen karşı davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.