Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3238 E. 2023/5552 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3238
- Karar No
- 2023/5552
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/645 Esas, 2022/161 Karar DAVA TARİHİ : 05.10.2017 HÜKÜM : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekilince ve duruşma istemi olmaksızın davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile müvekkili arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, asıl borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının keşide ettiği bononun asıl borçlu şirket tarafından müvekkiline verildiğini, müvekkilinin bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, ayrıca davalının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin kambiyo senetlerinin de teminatı olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu ipoteğin dava dışı şirketten dolayı verilmediğini, alacağın doğrudan doğruya bankaya olan müvekkili borcuna dayanmadığını, dava dışı şirkete inşaat projesi kapsamında satın alınan daire nedeniyle verilen bonoya dayandığını, ciro yoluyla bononun davacı bankaya geçtiğini, bono aslının davacı tarafından ibraz edilmesi gerektiğini, davacının bononun verilme nedenini oluşturan temel ilişkiyi ve bu ilişki çerçevesinde bir borcun bulunup bulunmadığını ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin senetten kaynaklanan bir borcunun da bulunmadığını bildirerek davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminata karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talep dayanağının bono ve dava dışı şirket ile olan genel kredi sözleşmelerinin geri ödemelerine dayandığı, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda dava dışı şirketin davacı bankaya toplam 293.157,54 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, borcun ipotek miktarını aşmadığı, davalının borcun tamamından sorumlu olduğu, alacağın likit olduğu, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı bono hamili şirketine kefil olmadığını, şirket lehine ipotek vermediğini, müvekkilinin davacı bankanın kredili müşterisi olduğunu, bankayla akdettiği kredi sözleşmelerinin teminatı olarak dava konusu ipoteği tesis ettiğini, kendi kredi ilişkisinin teminatı olmak üzere ipotek verdiğini, kurulan ipoteğin dava dışı şirket ile hiçbir bağının bulunmadığını, şirket ile banka arasında imzalanan sözleşmelerde müvekkilinin herhangi bir sıfatının olmadığını, davacının bonoyu icra takibine koyduğunu, icra müdürlüğünce bono aslı sunulmadığından ödeme emri çıkarılması talebinin reddedildiğini, takibin o haliyle kaldığını, bankanın kambiyo senetlerine mahsus icra takibiyle sonuç elde edemeyeceğini görmesi üzerine müvekkilinin kendi kredi ilişkisinin teminatı olarak verdiği ipoteğe ilişkin resmi senetteki düzenlemeden hareketle bonoyu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaparak tahsil etmeye çalıştığını, bononun temel ilişkide bedelsiz olduğunu, davacının yargılama aşamasında takipteki alacağın dayanağı olarak gösterilen bononun aslını ibraz edemediğini aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının herhangi bir sıfatla imzası bulunmadığı, takip konusu ipoteğin davalının keşide ettiği/edeceği kambiyo senetlerinden kaynaklanan borçlar da dahil olmak üzere kendisinin davacı bankaya doğmuş ve doğacak alacaklarının teminatı olmak üzere tesis edildiği, davacı banka tarafından bono aslı ibraz edilmediğinden bononun zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davacının bonoya dayalı alacak talep edip edemeyeceği hususlarının değerlendirilmesinin yapılamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının bonoyu inkar etmediğini, bononun protesto edildiğini, davalının doğmuş doğacak tüm borçları sebebiyle ipotek tesis edildiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile bu talep yönünden bölge adliye mahkemesince red kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 148 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Aşağıda yazılı harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.