Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3172 E. 2023/5584 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3172
Karar No
2023/5584
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. Sema Kaya ile davalı vekili Av. Furkan Şahinkaya dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 25.01.20609 tarihinde İstanbul'da evinde duş alırken tüpgaz zehirlenmesinden dolayı müvekkillerinin müşterek çocuğu Yeşim Kaya'nın vefat ettiğini, olay yeri inceleme raporu ve fotoğraflara göre tüpün markası Aygaz olduğunu, şirket ile yapılan görüşmeler sonucu Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortasının Allianz Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığı bilgisinin verildiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatlarının ödenmesi için sigorta şirketine başvurulduğunu ancak taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri Hatice Demirtaş için şimdilik 40.100,00 TL ve Ali Kaya için 40.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, başvuru sahiplerinin taleplerinden dolayı müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, havalandırmanın yeterli olmaması nedeniyle vefat olayının yaşandığını, tüpgaz sahibinin sorumluluğundaki illiyet bağının böylelikle kesildiğini savunarak başvurunun reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10.01.2022 tarihli, K-2022/8734 sayılı kararı ile Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (Genel Şartlar) 17 nci maddesi uyarınca sigorta sözleşmelerinden doğan ve uyuşmazlığa neden olan tüm hak ve menfaatlerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, sigortacılık mevzuatında tazminat talepleriyle ilgili ceza zamanaşımından kaynaklanan uzamış zamanaşımının uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, sigortacıya karşı anılan zamanaşımı süresinin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle başvuranların taleplerinin usulden reddine karar verilmiş, bu karara davacılar vekili tarafından süresi içinde itiraz edilmiştir. IV. İTİRAZ HAKEM HEYETİ KARARI Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482 nci maddesine göre sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) kusursuz sorumluluğa ilişkin 72 nci maddesinde tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağı hükmüne de yer verildiği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 1482 nci maddesinin 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre özel hüküm niteliğinde olduğu, bu sebeple on yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan başvurunun usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüpgaz sorumluluk sigortasına dayalı davada müvekillerinin poliçenin tarafı olmayıp 3. kişi konumda olduğunu, mevzuatta ceza zamanaşımının uygulanmayacağına dair bir düzenlemeye yer verilmediğini, ceza zamanaşımına ilişkin sürenin on yıldan uzun olması halinde ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, başvurunun usulden reddinin hatalı olduğunu belirtmiş, ayrıca esasa ilişkin beyan ve itirazlarda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tüpgaz sorumluluk sigorta poliçesine dayalı açılan davada sigortacının sorumluluğu için uygulanacak zamanaşımı süresine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi. 2.6102 sayılı Kanun'un 1420, 1472, 1478 ve 1482 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. Genel Şartlar 17 nci maddesi. 3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi. 4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 17.01.1972 tarih, 1970/2 E. ve 1972/1 K. sayılı kararı. 5. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarih, 1939/37 E. ve 1944/9 K. sayılı kararı. 6. Dairemizin 08.03.1979 tarih, 1979/495 E., 1079/1127 K. sayılı ve 01.02.2002 tarihli, 2002/5325 E., 2002/8477 K. sayılı ilamları. 3. Değerlendirme 1.Dava, tüpgaz zorunlu sorumluluk poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacıların tahkim heyetine başvuru tarihi itibariyle somut kaza olayı üzerinden on yılı aşkın süre geçmiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı defini ileri sürmesi ve bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde de uyuşmazlık hakem heyeti ve itiraz hakem heyetince başvuru tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Davacılar ise ölüme sebebiyet veren ve cezayı gerektiren olayda, davalı sigortacı hakkında 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini savunmaktadır. 2. Tüpgaz sorumluluk sigortası zorunlu sigortalardan olup, Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, bu sigorta, likit petrol gazı (LPG) tüpleyen firmaların, doldurdukları veya doldurttukları ve yetkili bayileri vasıtasıyla veya doğrudan tüketiciye intikal ettirdikleri tüplerin kullanılmak üzere bulundurdukları yerlerde infilakı, gaz kaçırması, yangın çıkarması sonucu (kusurları olsun veya olmasın) verecekleri bedeni ve maddi zararlara karşı sorumluluklarını genel şartlarda ifade edilen şartlar dairesinde temin eder. Sigorta ettiren, sigorta teminatına girebilecek herhangi bir olay vukuunda sigortacıyı haberdar etmekle yükümlüdür. Sigortacı, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigorta ettiren yerine geçer. Sigorta sözleşmesinden doğan ve uyuşmazlığa neden olan tüm hak ve menfaatler iki yılda zamanaşımına uğrar. 3. 6102 sayılı Kanun'un Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420 nci maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fırkasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Sorumluluk sigortalarına ilişkin zamanaşımı ise ayrıca 1482 nci maddede düzenlemiş olup buna göre, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrayacaktır. 4. Uygulamaya ışık tutan Dairemizin 08.03.1979 tarih, 1979/495 E. ve 1079/1127 K. sayılı ve 01.02.2002 tarih, 2002/5325 E. ve 2002/8477 K. sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde (mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci maddesi) düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan davacılar tarafından, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada da ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda, tüpgaz sızıntısı nedeniyle davacıların müşterek çocuğunu vefat etmiş olup, temelde haksız fiilin varlığı söz konusudur. Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteme hakkına sahiptir. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçecektir. 6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile halefiyet tanzim edilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalı, kendisine halef olan sigortacıya sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi sigortacının durumunu da ağırlaştıramaz. Halef, halefiyet yoluyla nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olur. 5. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalının sorumluluğunun temeli haksız fiile ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. O halde, somut olayda taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 25.01.2009 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, halef sıfatıyla davada yer alan sigortacı yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. O halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle başvurunun usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, tüpgaz zorunlu sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup çoğunlukla aramızda ortaya çıkan uyuşmazlık ise, sigorta sözleşmesine taraf olmayan ancak, destekten yoksun kalmaları nedeniyle zarar görenler tarafından tüpgaz zorunlu sorumluluk sigortacısına karşı açılan tazminat davalarında ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresinin uygulama yeri olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, bu sigorta türü, likit petrol gazı (LPG) tüpleyen firmaların doldurdukları veya doldurttukları ve yetkili bayileri vasıtasıyla veya doğrudan tüketiciye intikal ettirdikleri tüplerin kullanılmak üzere bulundurdukları yerlerde infilakı, gaz kaçırması, yangın çıkarması sonucu (kusurları olsun ya da olmasın) verecekleri bedeni ve maddi zararlara karşı sorumluluklarını genel şartlarda belirtilen şartlar kapsamında temin eder. Belirtmek gerekirse, Türk Borçlar Kanunu m. 71 hükmü ile düzenlenen tehlike sorumluluğunun teminat altına alınması ve böylece zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesine ve dolayısıyla mağduriyetlerinin önlenmesine hizmet etme amacıyla benimsenen bu sigorta türünün tesis edilmiş olduğu söylenebilir. Sigorta hukukundan doğan talep haklarına ilişkin zaman aşımı genel olarak Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde (m) 1420 hükmü ile sorumluluk sözleşmeleri yönünden ise özel olarak TTK m. 1482 hükmü ile düzenlenmiştir. Genel nitelikli olan m. 1420 hükmüne göre, diğer kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere; sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ve m. 1482 hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler ise rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Sorumluluk sigortalarında zamanaşımını özel olarak düzenleyen m. 1482 hükmüne göre ise, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Genel nitelikli olan TTK m. 1420 hükmü ile zamanaşımı yönünden ikili süre öngörülmüştür. Biri, sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması, diğeri ise, sigorta tazminatı ve bedeline ilişkin taleplerin her halde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması halidir. Özel nitelikli olan TTK m. 1482 hükmü ile de sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımının üst sınırı on yıl olarak belirtilmiştir. Sigortaya ilişkin olarak TTK’da bu sürüler dışında başka bir süre öngörülmemiştir. TTK m. 1420’de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları yönünden getirilmiş olduğundan, sorumluluk sigortalarından doğan tüm talepler bakımından da uygulanması söz konusudur. Bu bağlamda, sorumluluk sigortaları kapsamında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayan iki yıl ve her halde teminat altına alınan olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. O nedenle sorumluluk sigortalarında zamanaşımının üst sınırı on yıldır (bkz. Emine YAZICI/Zehra, Ş. ÖĞÜZ, Sigorta Hukuku, 3. Bası, Filiz Kitapevi, İstanbul 2020, s. 173-179; Tamer BOZKURT, Sigorta Hukuku, 12. Bası, Onikilevha, İstanbul 2021, 248). Zira anılan düzenlemenin aksine bir düzenleme bulunmadığı gibi bu hususta TBK’nın ilgili hükümlerine de yollama yapılmamıştır. Nitekim Dairemizin 04.05.2017 gün ve 2016/14304-2644 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince, 6102 ayılı TTK’da sorumluluk sigortasının düzenlendiği ve bu sigortalardaki zamanaşımı süresinin TTK’nın 1482 inci maddesinde olay tarihinden itibaren 10 yıl olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru bulunmuştur. Hâl böyle olunca, sorumluluk sözleşmelerinden doğan talep haklarının sigortacıya karşı ileri sürülmesinde ceza zamanaşımının uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle, sigorta sözleşmelerinde zamanaşımını düzenleyen TTK’nın yukarıda belirtilen hükümleri dikkate alınarak, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından dolayı itiraz hakem heyeti kararının ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun BOZMA yönündeki görüşüne katılmamaktayız.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3172, K. 2023/5584, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-3172-e-2023-5584-k-843d77c991ac