Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2971 E. 2023/5430 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2971
Karar No
2023/5430
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2397 Esas, 2022/374 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/139 E., 2021/196 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. .... ile Av. ....., davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; emlakçı olan davalının müvekkiline ve müvekkilinin ailesine ait birçok taşınmazı sattığını ve ailede güven telkin ettiğini, müvekkiline ait son dairenin satışı esnasında tapuda kaparo karşılığı ödeme adı altında müvekkiline imza attırdığını ve bu imzayı kullanarak dava konusu senedi tanzim ettiğini, bono bedelini müvekkiline ödediğini davalının yazılı delil ile ispatlaması, paranın kaynağını açıklaması ve belgelendirmesi gerektiğini, davalının ya boş kağıtlar arasına senet yerleştirerek imzanın üzerinden geçerek senet düzenlendiğini ya da bu imzaya benzeterek senet tanzim ettiğini, bu durumun imza incelemesinde ortaya çıkacağını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek menfi tespit davasının kabulü ile müvekkilinin dava konusu senetten dolayı davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine, dava konusu 10.03.2016 tarihli 2.200.000,00 TL bedelli senedin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ait arsanın on dönümünü satın aldığını, süreç zarfında davacının paylı maldan dolayı satışı gerçekleştiremediğini ileri sürerek müvekkilinin yaptığı ödemelere istinaden davacının takibe konu senedi imzalayarak kendisine verdiğini, parayı davacıya yaklaşık altı seferde elden ödediğini, davacının imzaladığını iddia ettiği belgenin tapu başvuru formu olduğunu, olağan hayatta senetten başka hiç bir evraka iki adet imza atılmadığını savunarak davanın reddine, asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bono altındaki imzaların davacıya ait olduğu, davacının mevcut davada hile hukuksal nedenine de dayandığı, davalı alacaklının, alacağı olduğu iddiasını dava konusu bonoyu sunarak ispatladığı, ispat yükünün bunun aksini iddia eden davacı borçlu üzerinde olduğu, davacının hile iddiasına ilişkin olarak bildirilen tanıkların mahkeme huzurunda ve talimat yoluyla beyanlarının alındığı, dinlenen davacı tanıklarının davaya konu bononun düzenlenmesine ilişkin görgüye dayalı, somut verilerle desteklenen bir bilgilerinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarının davaya konu bononun hile ile düzenlendiği iddiasını ispata elverişli olmadığı, ceza soruşturma dosyası da nazara alınarak iddia olunan hile olgusunun kesin, net ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, mahkemece icra takibinin durdurulmasına yönünde herhangi bir tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararından sonra mahkemece sadece tanıkların dinlendiğini, diğer delillerin değerlendirilmediğini, tanık ...'ın beyanının görgüye dayalı olmasına rağmen mahkeme gerekçesinde hiç değinilmediği, diğer tanıkların da davacının iddiasını desteklediklerini, davalının savcılık aşamasında ve dava dosyasında müvekkiline senet karşılığı ödemiş olduğu paranın 1.500.000,00 TL'sini ortağı Hasan Karacaoğlan'dan aldığını ifade etmiş olduğu halde Hasan Karacaoğlan'ın soruşturma dosyasında davalının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ifade ettiğini, yine davalının senedin imza aşamasında yanında Hasan Karacaoğlan ve ...'in ofiste olduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin malvarlığı araştırmasında o dönemlerde bir artış olmadığının ortaya çıktığını, davalının mali durum araştırmasının yapılmadığını, yapılan imza incelemelerinde imzaların müvekkilinin eli ürünü olduğu ancak yazı kısımlarının imzalar atıldıktan sonra tamamen davalı tarafından yazıların yazıldığının ortaya çıktığını, bu durum da davalının senede istediği gibi bir rakam yazdığını ortaya koyduğunu, 2015 yılında aldığını iddia ettiği 10 dönüm arsanın değerinin o tarihlerde 450.000,00-500.000,00 TL civarında olduğunu, parayı müvekkiline altı seferde elden ödediğini beyan etmiş olduğu halde bu ödemelere dair hiçbir delil ibraz etmediğini, sadece paranın 1.500.000,00 TL kısmını ortağı Hasan Karacaoğlan'dan aldığını, kalan 700.000,00 TL için ise evdeki altın ve dövizlerini bozdurduğunu belirttiğini, Hasan Karacaoğlan'ın davalıya 1.500.000,00 TL vermediğini savcılıkta belirttiğini ve bu durumun da davalının hile ile müvekkilinden senet aldığını, para vermediğini doğruladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hile iddiasına dair dinlenen davacı tanıklarının da görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, yazılı beyanda bulunan ...'ın da beyanının davacının hile iddiasını ispata elverişli olmadığı, ceza soruşturma dosyası da nazara alınarak iddia olunan hile olgusunun kesin, net ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, her ne kadar davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de bu hususun davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde açıkça istinafa konu edilmediği, istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olmadığı, bu nedenle resen bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; senedin hileyle tanzim edildiğini, tanık beyanlarının müvekilinin iddialarını doğruladığını, davalının beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bazı tanıklar dinlenmeden karar verildiğini, müvekkili ile davalı arasında borçlanmaya temel teşkil edecek bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2971, K. 2023/5430, T. 28.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-2971-e-2023-5430-k-3d1981b0a14e