Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2463 E. 2023/6228 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2463
Karar No
2023/6228
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1820 Esas, 2022/236 Karar DAVA TARİHİ : 23.02.2016 (Asıl), 05.04.2016 (Birleşen) HÜKÜM : Asıl dava ret, birleşen dava kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/268 E., 2018/246 K. Taraflar arasındaki asıl tasarıma ve markaya tecavüz, haksız rekabetin tespiti, birleşen tasarımın hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 40 yılı aşkın süredir seramik porselen üretim ve satışını sürdürdüğünü, ... Porselen ibaresi ile özdeşleştiğini, tanınır hale geldiğini, davalının fatura karşılığında ürünler üzerinde ... ibaresine yer verdiğini, kase ürünün müvekkiline ait 2009/05078-5 kodlu tasarıma tecavüz oluşturduğunu, haksız rekabet hükümlerine de aykırı davranıldığını, tespit yapıldığını, bu tespitte davalıya ait iş yerinde yaklaşık 3000 adet ürünün davacının markasına benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin taşıdığının belirlendiğini, davalının kullanımının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markalarının seri marka oluşturduğunu, davalının ... ibaresi ile iltibas yarattığını, hem marka hem tasarım haklarının ihlali olduğunu ayrıca haksız rekabet teşkil ettiğini, müşterilerin yanıltılarak karıştırılmaya sebebiyet verilme amacı taşıdığını, davalının tasarıma ve markalara vaki tecavüzünün tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesini, davalının haksız rekabet teşkil edem eylemlerinin tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; tespite konu 2009/05078-5 ve davaya konu 2009/05075-5 kod nolu endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğü için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, zira bu ürünlerin tasarımcısının davalı şirket olmadığını, ayrıca ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmadığını belirterek söz konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu ettiği tasarımların tasarımcısı olmadığını, dolayısıyla hak sahibi de olmadığını, tespite konu olan 2009/05075-5 ve 2009/05078-5 kodlu ürünlerin tasarımcısının davacı olmadığını, ayrıca yenilik ve ayırt edicilik karakteri olmadığı için hükümsüzlük yaptırımı ile karşı karşıya olduğunu, dava konusu tasarımların kamuya mal olmuş 40, 50 yıldır piyasada olan ürünler olduğunu, başka pek çok firmanın bu tasarımları kullandığını, dünyanın pek çok ülkesinde de üretildiğini, malzeme değil görsel önemli olduğundan aynı görselin melamin olarak pek çok firmada üretildiğini, marka tecavüzü açısından ... markasının tek başına tescil edilemeyeceğini, il ismi olduğunu, tek başına ... ibaresini kullanmanın ürünlerin üreticisi değil satıcısı olduğunu, ürünleri Tulu Porselen adlı yerden aldığını, bunu bildirdiğine göre cezai sorumluluğu olmayacağını, zaten artık ... markasının üretici olan Tulu Porselen tarafından büyük harflerle kullanılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hukuki mesnetten yoksun davası ile müvekkilinin tasarımlarını sicilden terkin ettirerek hukuka aykırı tecavüz teşkil eden faaliyetlerini hukuki zemine oturtmaya çalıştığını, tespit dosyasında davacının tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespit edildiğini, davacının hükümsüzlük ile ilgili iddialarının haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafa ait ... Porselen ve seramik markası dikkate alındığında davalı tarafın ... ibaresinin ön plana çıkartmak suretiyle davacıya ait tescilli markasal kayda benzer şekilde kullanımda bulunulduğu, ortalama tüketici nezdinde kullanımın karıştırılma ihtimali ve benzerlik ihtimali söz konusu olduğundan, davalı tarafın ticari dürüstlüğe uygun daha küçük harfler ile ... ibaresini kullanma imkanı varken davacı markasının tanınmışlığı ve halk tarafından bilinilirliği dikkate alındığında kullanım direk olarak davacı markasını akla getirdiğinden söz konusu markanın kullanım şeklinde ve ... ibaresi büyütülmek şekli ile davacı markasına yönelik tecavüz olduğunu yine başkasına ait ibarenin izinsiz kullanımı haksız rekabet olduğu, davacı tarafa ait 2009/05078-5 nolu tescilli tasarım ile davalının kullanımda bulunduğu ürünler arasında bir farklılık bulunmadığı benzer olduğu söz konusu bu tasarımın başvuru tarihi 28.10.2009 tarihinden önce kamuya sunulduğu yenilik ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığı, 2009/05075-5 nolu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfına sahip olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile tasarıma yönelik tecavüz ve haksız rekabet yönünden 2009/05078-5 nolu tasarım yenilik ve ayırt edicilik vasfı olmadığından hükümsüz sayıldığından buna dayalı hak elde edilmesi mümkün olmadığından söz konusu kasenin benzerlerinin piyasada daha önce var olup haksız rekabette söz konusu olmadığından bu talep yönünden davanın reddine, markasal kullanım yönünden davacı tarafın ... markasının normal kullanım dışında ön plana çıkarılmak suretiyle kullanımının markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti menine, davalı tarafın ürünler üzerinde ... ibaresini büyük punto ile ön plana çıkaracak kullanımının engellenmesine, ürünler üzerindeki ... ibaresinin silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, silinmesi mümkün değil ise ürünlerin imhasına, birleşen dava yönünden davacı tarafın davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalıya ait 2009/05078-5 nolu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığından hükümsüzlüğüne, 2009/05075-5 nolu tasarım yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı- birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının 2009/05078-5 sayılı tasarıma ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu tespit edilmişse de, tasarımların yeni olmadığına ilişkin değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığını, tespit dosyasında da tasarıma tecavüzün tespit edildiğini, bilirkişi heyetinin kase tasarımında tasarımcının seçenek özgürlüğünün dar olduğunun dikkate alınmadığını, davacı tarafından sunulan 96/00399 sayılı tasarımın müvekkilinin tasarımı ile benzer olmadığını, tasarımın yalnızca teknik çizimleri bulunduğunu, bütünsel karşılaştırmada farklı algılanacağını, davalının markasal kullanımları dikkate alındığında kötü niyetli olduğunun irdelenmediğini, ek inceleme taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, karşı tarafın kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğini, tasarımların bütün olarak karşılaştırılması gerektiğini, aradaki küçük farklılıkların tasarımı yeni kılmayacağı belirtilmişse de, aradaki küçük farklılıktan kastın ne olduğunun sorulması gerektiğini, karşılaştırılan tasarımlar kase tasarımları olduğundan bahse konu farklılıkların müvekkilinin tasarımına yenilik ve ayırtedicilik kattığını, ilk alınan bilirkişi raporunda gerekse Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka ve tasarımlarından kaynaklanan haklarını ihlal ettiğinin tespit edildiğini beyanla, kararın 2009/05078-5 sayılı tasarımlar ile ilgili kısmının kaldırılarak asıl davanın bu tasarım yönünden de kabulünü, birleşen davanın tümüyle reddini istemiştir. 2.Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kural olarak Türkiye'deki il adlarının marka niteliğini haiz olmadığını, söz konusu markaların içerisinde bulundurdukları coğrafi yer adları bakımından bir başka markanın tesciline engel olamayacakları gibi, tescilli bir markanın hükümsüz kılınmasını da sağlamayacaklarını, bilinen şehir isimlerinin tek bir kişi adına tescilinin mümkün olmamasına karşın kullanılacağı ürünlerin adının bunların yanına eklenmek suretiyle tescilinin mümkün bulunduğu, davacının kötü niyetli olarak ... ibaresini 283 değişik formda tescil ettirerek aynı sektörde faaliyette bulunan diğer firmalara seçenek bırakmadığını, 2009-5 numaralı tasarım yönünden aynı şekerliği toplumda yaşayan herkesin başvuru tarihinden önce gördüğünü, kamuya mal olduğunu, bunun ispatlanmasının beklenmemesi gerektiğini beyanla kararın lehine bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu ve 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince hükümsüzlük kararının etkisi geçmişe yönelik olarak etki edeceğinden, davacı-birleşen davada davalı vekilinin, birleşen davadaki bu tasarımın hükümsüzlüğü kararı ile asıl davadaki tasarıma tecavüz talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacının tanınmış markası ve tescilli markalarının şekil unsuru ile birlikte ... PORSELEN markası olduğu ve markanın davacı yönünden ... şehir ismi üzerinde tekel hakkı sağlamayacağı, markaya tecavüz incelemesinde, davacı tanınmış markasının tamamının değerlendirmeye alınması gerektiği, davalının "Tulu Porselen ..." şeklindeki markasal kullanımının davacının markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmadığı kanaatine varıldığı, davaya konu kase ürünü üzerinde kullanımının da haksız rekabet yaratmayacağı, markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan asıl davanın da reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin haksız rekabete yönelik asıl dava için ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatiyle istinaf başvurusunun esastan reddine,mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın tümüyle reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden davalının hem tasarıma hem de markaya tecavüzünün bulunduğunu, bu hususun bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının dosyadaki belgeler ve bilirkişi raporları ile çelişkili olduğunu, birleşen dava yönünden ise incelemede seçenek özgürlüğünün kısıtlı olmasının dikkate alınmadığını, yalnızca tasarım formatı üzerinden değerlendirme yapıldığını, bilirkişilerce küçük farklılıklar bulunduğu belirtilmiş olmasına karşın bu hususta açıklama yapılmadığını, müvekkiline ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterini taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, tasarımına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile ... ibareli markalarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi, birleşen dava tasarımların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 554 sayılı KHK 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2463, K. 2023/6228, T. 26.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-2463-e-2023-6228-k-f20dcd534e57