Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1933 E. 2023/5796 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1933
- Karar No
- 2023/5796
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2312 Esas, 2021/2509 Karar DAVA TARİHİ : 03.09.2014 HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/363 Esas 2019/254 Karar Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkiler olduğunu, bazı ticari ilişkileri nedeni ile karşılıklı olarak birbirlerine senet alışverişinde bulunduklarını, müvekkili tarafından keşide edilen ve davaya konu ettiği 15.09.2014 vadeli, 300.000,00 TL bedelli, 30.09.2013 keşide tarihli lehtarı davalı ... olan senedin bedelsiz kaldığını ve müvekkiline iade edileceği hususunda davalı tarafından bedelsiz kaldığı ve iade edileceği konusunda bir belge imzalanarak müvekkiline verildiğini, müvekkilinin davalı ...'a senetten dolayı borçlu olmadığını, ekte sunulan belgeden de anlaşılacağı üzere davalı bizzat müvekkili huzurunda belgeyi imzaladığını, senet bedelini alan davalının senedi yanında bulundurmadığını beyan ederek eldeki belgeye imza attığını, senedin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi ihtimaline binaen Cihanbeyli Noterliği'nin 07.05.2014 keşide tarihli ihtarnamesi ile davalıda bulunan senedin bedelsiz kaldığını ve iade edilmesini ihtar ettiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen davalıdan olumlu bir cevap alamadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkili ile davacı arasında taşınmaz satım ilişkisi olduğunu, davacı tarafın senedi nasıl ödediği hususunda hiçbir açıklama yapmadığını, yalnızca 300.000,00 TL ödendiğine dair özensiz bir yazının olduğu ve bir ihtarname sunulduğunu, zaten senedin borcunun ödenmediğini, davacı borcun ödendiğine ilişkin iki belgenin dışında başkaca bir belge de sunmadığını, davacı tarafın dayandığı ikinci belgenin sahte olduğunu, şöyle ki davacının yukarıda belirtildiği gibi hazırlamış olduğu sahte evraktaki senedin vadesinin 2016 yılı sandığını ve daha sonra yanlış yaptığını, menfi tespit davası açacağı senedin 2014 yılı vadeli senet olduğunu fark ettiğini, bu sebeple senedin 2016 kısmındaki 6 hanesini 4 olarak davacının kendisinin değiştirdiğini, bu değişikliğin müvekkili davalının rızası ile yapılmadığını, müvekkilin bu değişikliğe ilişkin bir parafı da olmadığını, yazıyı yazan davacı tarafın bununla yetinmeksizin müvekkilinin adını ve soyadını da yazdıktan sonra müvekkilinin yerine de imza attığını, imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddine ve dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davacıya tazminat yükletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın ispatına yarar belge üzerinde imza incelemesi yapılan tüm bilirkişi raporlarında imzaların aidiyetinin ... ve ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, dosyada son alınan 15.03.2018 tarihli Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin raporunda ise, inceleme konusu belge üzerinde bulunan söz konusu yazının ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, dava konusu olayda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının dava konusu bononun bedelsiz kaldığına ilişkin iddiasına dayanak gösterdiği belgedeki imzaya itiraz üzerine yapılan imza incelemelerinde, imzanın davalı ...'a ait olduğu sonucuna varılamadığı, davacı taraf iddiasını ispatlayacak usulüne uygun başkaca bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu ettikleri ibranamedeki imzalar her ne kadar davalı ... tarafından inkar edilmiş ise de bu belgenin sahteliği konusunda, yine davalı ... tarafından yapılan sahtecilik iddiası ile dava açıldığını, ibraname ile ilgili ceza davasının söz konusu olduğunu, dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele olarak kabul edilmeksizin ayrıca dosya kapsamında dava dilekçelerinin delil kısımında tanık deliline dayanmalarına rağmen bu delil hakları kullandırılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince her ne kadar ceza dosyasının sonucu beklenmeden karar verilmiş ise de istinaf incelemesi sırasında söz konusu ceza dosyasının kesinleşmiş olduğu, davacı hakkında verilen beraat kararının belgenin iğfal kabiliyeti olmadığı gerekçesiyle verildiği, hem mahkemece hem de ceza soruşturma ve kovuşturmasında alınan raporlarda ve gözle görünür şekilde söz konusu belgede eklemeler ve düzeltmeler olduğunun belirlendiği, tüm raporlarda belgedeki imzanın davalıya ait olduğu yönünde de bir tespit yapılamadığı, davacının ödeme iddiasını yazılı delille ispat edemediği, miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceği, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık dinlenilmesi gerektiğini, bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono bedelinin ödendiği iddiasına dayalı olarak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.