Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1716 E. 2023/3989 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1716
- Karar No
- 2023/3989
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1696 Esas, 2021/2408 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/335 E., 2019/488 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya akaryakıt sattığını, fatura bedellerini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı FME şirketinin müvekkiline olan borcunu ödemek için davalıdan akaryakıt alarak müvekkiline gönderdiğini, davacı ile müvekkili arasında ikili bir ticari ilişkinin ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının yetkilisi tarafından imzalanan taahhütnamede de durumun açıklandığını, davacı tarafça taahhütnameye istinaden FME şirketinden alınan çeklerin icra takibe konu edildiğini, çekler üzerindeki ciro imzaları müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığından menfi tespit davası açıldığını, ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının çeklerle tahsil etmiş olduğu alacakları bu kez faturalarla tahsil etme yoluna gittiğini savunarak davanın reddine, davasında kötü niyetli olan davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı bakımından satış, davalı bakımından alış belgesi olan faturaların taraf defter kayıtlarına göre toplam tutarının 1.140.513,16 TL olduğu, tarafların ticari ilişkileri neticesinde davacı bakımından tahsil, davalı bakımından ödeme belgesi olan ve uyuşmazlığa konu 6 adet çek bedelleriyle ilgili davacı bakımından tahsil edilemeyen tutarın 1.070.357,33 TL olduğu, taraf defter kayıtları ve uyuşmazlık konusu çeklerin bedellerinin tahsil edilip edilmediği konusu birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın toplam 1.066.425,64 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 1.066.425,64 TL'lik kısım yönünden iptali ile bu miktar asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, bu şekilde takibin devamına, 1.066.425,64 TL alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin iddianın genişletilmesi yasağına aykırı hareket ettiğini, asıl rapor ile ek raporlar arasında çelişki bulunduğunu, çeklere dayalı takip ile fatura takibi aynı alacağa ilişkin olduğundan mükerrer tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılması ve anılan menfi tespit dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, taahhütnamenin davacı adına verildiğini, bu çeklerle ilgili olarak müvekkil davalının sorumlu olmadığını, davacının çeklerden dolayı yaptığı resmi ve harici tahsilatların araştırılmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını ileri sürerek bu ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taahhütnamenin davacı şirketi bağlamayacağı, belge tarihinde ve alacağın doğduğu tarihlerde ...'ın şirketin yetkili müdürü veya şirket vekili ya da şirket mümessili durumunda olmadığı, yine davalının iddiasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 195 nci ve devam eden maddelerinde düzenlenen borcun üstlenilmesi mahiyetinde olduğu, bunun da geçerli olabilmesi için taraflar arasında iç üstlenme ve dış üstlenme sözleşmelerinin yapılması gerektiği, davalı tarafın böyle bir sözleşmenin yapıldığını iddia etmediği gibi varlığını da ispatlayamadığı, kaldı ki tarafların ticari alış verişlerini kendi defterleri ile tevsik ettikleri, davacının takip dosyasından 1.066.425,64 TL alacaklı olduğu, alacağın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, alacağın hesaplanabilir mahiyette bulunması nedeniyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fatura alacağından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.