Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1675 E. 2023/3924 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1675
Karar No
2023/3924
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/489 Esas, 2021/2271 Karar DAVA TARİHİ : 31.07.2018 HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/568 E., 2020/17 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü hazır bulunan davacı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin avukat, davalının ise müvekkilinin vekâlet görevini yürüttüğü dava dışı Birlik Hazır Beton ve Prefabrik A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin anılan şirketin vekili sıfatıyla faaliyetleri kapsamında icra takip dosyasından 881,00TL üzerinden Avukatlık Kanunu gereği, hapis hakkını kullanmak istediğini, davalı ve ortağı olduğu şirket tarafından müvekkili aleyhine güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle ceza yargılamasına başlandığını, yargılama neticesinde müvekkilinin eyleminin suç teşkil ettiğinin kabulü halinde mesleğini kaybetme riski ile karşı karşıya kalan müvekkilinin geleceğinin davalının şikayetinden vazgeçmesine bağlandığını, davalının müvekkilinin zor durumunu kullanarak şikayetinden vazgeçmesi karşılığında 35.000,00 USD bedelli 20.09.2017 tanzim tarihli senedi, aldığını, davalının vazgeçme edimi karşılığında senedin alınmasının aşırı oranda dengesizlik oluşturduğunu, bu durumun gabinin objektif unsurunu oluşturduğunu, mesleğini kaybetme tehdidi ile karşı karşı kalması nedeniyle çaresizlik duygusu ile senedin düzenlenmesinin de gabinin subjektif unsurunu oluşturduğunu ileri sürerek senedin gabin hukuki sebebine bağlı olarak iptaline, müvekkilinin senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasındaki vekâlet ilişkisinin sona ermesine rağmen icra dosyasında dava dışı Av. ...'nın imzasının atılması suretiyle davacının para çektiğini, vekillik görevi sona erdikten sonra hapis hakkının olamayacağını, davcının resmi mercileri kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediğini, davacının müvekkilinin hissedarı olduğu grup şirketlerinin vekilliğini üstlendiği dönemde 09.12.2006 tarihinde gereken yerlere sarf edilmek üzere ve belgesiz yapılacak harcamalar için 35.000,00 USD aldığını, kendi el yazısı ve imzasıyla tevsik edildiğini, 35.000,00 USD'yi harcayıp harcamadığı harcadıysa nereye harcadığını izah dahi edemediğini, davacının hesap mutabakatı yapılmasını istediğini, belgesiz harcamalar için almış olduğu 35.000,00USD'nin iadesi için bononun tanzim edildiğini, ceza yargılamasından vazgeçilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin katılan şirketin hissedarı olduğunu, uzlaşma konusunda irade göstermesinin dahi mümkün olmadığını, resmi belgede sahtecilik suçunun da uzlaşmaya tabi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Barosuna kayıtlı olarak uzun süreden bu yana avukat olarak geçimi sürdüren davacının senedin ortaya konuluş nedenine dayalı olarak tecrübesizliğinden veya düşüncesizliğinden (hafifliğinden) söz edilmeyeceği gibi ilgili kolluk birimi marifetiyle tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu ile senet bedeli arasında davacının müzayaka (maddi olarak darda olma, parasızlık hali içinde olma) halinde kaldığından da bahsedilemeyeceği, dolayısıyla somut hadisede gabinin oluşması için gerekli şartlardan olan subjektif unsurun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bononun düzenlenmesinde, müvekkilinin mesleğini kaybetme tehlikesi içerisinde olması, toplumdaki yerinin, psikolojisinin etkilenecek olması hallerinin objektif unsuru değil, subjektif unsuru gösterdiğini, davalının yalnızca şikayetten vazgeçmesi edimi karşılığında müvekkilinden yüksek bedelli senet almasının gabinin şartlarını oluşturduğunu, mahkemenin gabin şartlarında objektif ve subjektif unsuru bir birine karıştırdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının vekillik görevini ifası sırasında belgesiz harcamaları için yapılan ödemeye dair belge içeriği gözetildiğinde, duyumdan ibaret, soyut tanık beyanları karşısında somut olayda aşırı yararlanma hukuksal olgusunun gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, subjektif şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinde dava konusu olay nazara alındığında davacının hiffet ve tecrübesizliğinden söz edilemeyeceği, müzayaka hali üzerinde irdeleme yapılarak varsa davalının, davacının müzayaka halinden bilerek yararlanıp yararlanmadığı hususunun da kanıtlanması gerektiği ancak davalının bu şekilde davrandığını gösterir somut deliller bulunmadığı gerekçesi ile Mahkemece gerekçe kısmında objektif ve subjektif unsur yönünden nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddi ile istinaf isteminin mahkemenin gerekçesine yönelik olarak kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; aşırı yararlanma (gabin) hukuksal nedenine dayalı menfi tespit davasında gabinin objektif ve subjektif unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca göre davacının borçlu bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1675, K. 2023/3924, T. 20.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1675-e-2023-3924-k-97df6dfe9de6