Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/6193 E. 2022/7440 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6193
Karar No
2022/7440
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.05.2021 tarih ve 2019/296 E. - 2021/462 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkiye binaen çeşitli miktar ve meblağlarda mal alış verişinde bulunulduğunu, buna ilişkin fatura ve sevk irsaliyelerinin davalıya teslim edildiğini, faturalara süresinde itiraz edilmediğini, davalının cari hesap bakiyesi tutarını davacının ihtarlarına rağmen ödememesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek cari hesap alacağı miktarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğu, icra takibine de yetki itirazında bulunduklarını ancak her hangi bir karar verilmediği, icra dosyasında alacak sebebi olarak gösterilen varlığı şüpheli ticari ilişkide zamanaşımının geçtiği, icra takip dosyasında gösterilen alacağa davalının kayıtlarında rastlanılmadığı, 2008 yılında temerrüde düşürüldüğü iddia edilen davalıya herhangi bir tebligat gönderilmediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı belirlendiğinden ve dava konusu edilen alacak sözleşmeden kaynaklanan para alacağı niteliğinde olduğundan TBK 89/1 ve HMK'nın 10. maddesi gereğince davalının yetki itirazının reddine, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın BK 125 (TBK 146) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğu, alacak yönünden zaman aşımı süresinin 2004 tarihi itibariyle başladığı ve 05/11/2008 takip tarihi itibariyle söz konusu sürenin dolmadığı, 05/11/2008 tarihi itibariyle kesilen zaman aşımı süresinin TBK 156. maddesi gereğince ayni tarih itibariyle yeniden başladığı ve 09/11/2015 dava tarihi itibariyle de zaman aşımı süresi henüz dolmadığından zamanaşımı definin reddine, davalı tarafa usulüne uygun defterlerinin ibrazı için davetiye çıkartıldığı, davalının uyarıya rağmen defterlerinin ibraz edilmediği gibi bulunduğu yer konusunda da herhangi bir beyanda bulunulmadığı, davalının defter ibrazından kaçınmış sayılmasının gerektiği, davacının usulüne uygun tutulan ve sahibi lehine delil olma vasfına haiz 2004 yılı ticari defterlerine göre 15/10/2004 tarihi itibariyle davacının davalıdan 13.263,00 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, TTK 82. maddesi uyarınca defter saklama yükümlülüğünü yerine getirmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki bütün temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz istemine gelince, mahkemece kararın “Hüküm” kısmının 1 nolu fıkrasında “Davanın kabulü ile 13.263,20 TL’nin 10/11/2008 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ifadesinde yer alan faizin başlangıç tarihinin ödeme emrinin davalıya tebliği olan 25/03/2014 tarihi olması gerekirken 10/11/2008 tarihi olarak belirtilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7. maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 1. numaralı fıkrasında "Davanın kabulü ile 13.263,20 TL'nin 10.11.2008 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi" ifadesinde yer alan 10.11.2008 faiz başlangıç tarihinin hükümden çıkarılarak yerine 25.03.2014 tarihinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6193, K. 2022/7440, T. 26.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-6193-e-2022-7440-k-13a11e0879b4