Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4673 E. 2022/8641 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4673
Karar No
2022/8641
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.05.2019 tarih ve 2018/150 E- 2019/160 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.03.2021 tarih ve 2019/1207 E- 2021/420 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının, uluslararası tanınmışlığa sahip olan marka ve ambalajlarının kendilerine özgü yapıları ile sektörde oldukça bilindiklerini, müvekkili şirkete ait "bon o bon" kelime ve şekil ibaresinin, birçok ülkede olduğu gibi uluslararası marka tescilleri ile de korunduğunu, Türkiye'de de 2000/13334 sayılı şekil markası ile 2000/15109 sayılı "ARCOR BON O BON" ibareli markaları müvekkili adına tescilli bulunduğunu, ayrıca 2014/69299 sayılı marka başvurusunun da müvekkilince yapıldığını, bu başvurunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemiyle açtıkları davada, ret kararının iptaline karar verilmesinin muhtemel olduğunu, davalının faaliyetlerinin ise müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, D. iş dosyasından alınan tespit raporu ile de bu hususun ispat edildiğini, davalının kullanımları ile müvekkili markaları arasında hem görsel anlamda hem de kelime yönünden ayırt edilemeyecek derece benzerliğin mevcut olduğunu ileri sürerek, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, şimdilik 40.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, "bon o bon” ibareli markanın henüz tescil edilmediğini, 2000/13334 sayılı davacı markası ile müvekkili kullanımları arasında benzerlik olmadığını, ayırt ediciliği zayıf olan markaların koruma kapsamlarının da dar olacağını, davacı markalarının da ayırt ediciliği olmayan markalar olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından üretilen ürünler üzerinde kullanılan ve bu davaya konu edilen "TUYO BON BON", "CHN TUYO BON BON ŞEKİL" ve "CİHAN JELLY BON BON ŞEKİL" ibareli markaların, davacı adına tescilli 2000/13334 sayılı şekil markası ile 2000/15109 sayılı "ARCOR BON O BON" ibareli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil etmediği gibi davalı kullanımlarının davacı markaları ile haksız rekabet yaratmadığı, davalı tarafından üretilen ürünler üzerinde kullanılan "TUYO BON BON", "CHN TUYO BON BON ŞEKİL" ve "CİHAN JELLY BON BON ŞEKİL" markalarının, davacının 2014/69299 sayılı "BON O BON ŞEKİL" biçimindeki marka tescil başvurusu ile haksız rekabete yol açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu davalı kullanımları ile davacı adına tescilli markalar ve 2014/69299 sayılı marka başvurusu arasında, bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında, iltibasa yol açacak derecede bir benzerliğin olmadığı, taraf kullanımlarındaki şekiller benzer bulunmadıkları gibi markalarda ortak olarak yer alan "bonbon" ibaresinin de, "şerbet içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve" anlamına geldiği ve davalının ürettiği şekerleme ile dolgulu çikolata ürünleri yönünden ayırt edicilik taşımadığı, davalı kullanımlarının, davacı markaları ve marka başvurusu ile iltibasa yol açmayacağı, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 773,18 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4673, K. 2022/8641, T. 05.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4673-e-2022-8641-k-aab912bb65b0