Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4404 E. 2022/8283 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4404
- Karar No
- 2022/8283
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2014/1241 E- 2018/122 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/183 E- 2021/224 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının kiracısı bulunduğu taşınmazın 14.07.2011 tarihinde müvekkiline alt kiracı olarak 5 yıl süre ile kiralandığını, bu sözleşmenin davalı şirket ile dava dışı Merlog ... Ltd. Şti. ile arasında düzenlenen asıl kira sözleşmesine uygun yapıldığını, davalının kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamadığı gibi bayilik anlaşması kapsamında davacı şirketten ürün tedarik etmediğini, bu konuda davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye rağmen edimini yerine getirmediğini, davalının ihtara noter marifeti ile verdiği cevapta davaya konu sözleşmenin ifa kabiliyetinin olmadığını ileri sürdüğünü, davalının kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesini ihlal ettiğini, davalının bayilik sözleşmesinin 18. maddesinde belirlenen cezai şartı ve davacının uğradığı zararı ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 200.000-USD cezai şart, şimdilik 10.000-USD kâr kaybı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dışı Merlog ... Ltd. Şti’nin dava konusu sözleşmenin imzasından sonra taşınmazı sattığını, alıcının eski malik ve kendilerinin taşınmazı akaryakıt istasyonu olarak kullanacaklarını bildirdiğini, bu hususun davacıya bildirildiğini, taşınmazın satışı ile birlikte kira kontratının infisahı ve bayilik sözleşmesinin yürütülmesi imkanını da ortadan kalktığını, davacı tarafından ayni ya da nakdi yardım, intifa bedeli ödenmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 14.07.2011 tarihli alt kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl süre ile devam edeceği, asıl kira sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde alt kira sözleşmesinin devam edeceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin 12 maddesinde sürenin satış yerinin kurulu bulunduğu taşınmazın BP’ye kiralanmasına ilişkin olarak asıl kiracı ile BP arasında akdedilen kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl olacağının düzenlendiği, taşınmazın davalının mülkiyetinde olmayıp dava dışı Merlog firmasından kiralandığı, davacı vekili davalı şirket ile dava dışı Merlog firması arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürmüş ise de, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde her iki şirketin ortakları arasında önceleri benzerlik mevcut iken Merlog firmasının hissedarlarının 06.02.2012 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile paylarını şirket dışı kişilere devrettiği, bu devirler ile birlikte şirket paylarının tamamen üçüncü şahıslara geçtiği anlaşılmakla davalı vekilinin organik bağa ilişkin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, her iki sözleşmenin yürürlüğü kira sözleşmesinin tapuya şerh olgusuna bağlandığından kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmediği, bu sebeple davacı dahil tarafların hiç bir edimini yerine getirmediği, taşınmazın malik tarafından sözleşmenin imzasından sonra 16.12.2011 tarihinde 3. şahsa satıldığı, bu süre içinde davacının edimin ifasını istemediği, mahkemece celp edilen tapu kaydından asıl kiracı davalı ile malik arasındaki kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğinin anlaşıldığı, davalı taşınmaz maliki olmadığından kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamasının da mümkün bulunmadığı, kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmediği, davacının da davalıya bir yatırım yaptığı, bedel ödediği yolunda bir iddia ileri sürmediği, 09.10.2013 tarihli ihtara kadar sessiz kaldığı, kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesinin yürürlüğünü davalıdan talep etmediği, ihtar tarihi itibariyle de taşınmazın 3.şahsın mülkiyet ve işletmesinde bulunduğu, bayilik ve kira sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden davacının bayilik sözleşmesine dayalı bir talepte bulunamayacağı, ancak sözleşmelerin davalının kusuruyla yürürlüğe girmediğini ileri sürerek varsa uğradığı zararının giderilmesini isteyebileceği, yürürlüğe girmeyen sözleşme nedeniyle kâr kaybı ve bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istenemeyeceğinden davanın bu sebeple reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, kira sözleşmesinde bir cezai şart kararlaştırılıp buna dayalı bir istek de bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.