Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4293 E. 2022/8629 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4293
Karar No
2022/8629
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/238 E. - 2019/198 K. sayılı kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.02.2021 tarih ve 2019/1006 E. - 2021/164 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının KORUMA ibareli 2018/09382 sayılı markanın 5. sınıfta adına tescili için 30.01.2018 tarihinde başvuruda bulunduğunu, ancak başvurunun SMK 5/1,b,c bentleri gereğince ayırt edicilikten yoksunluk ve tanımlayıcılık gerekçeleriyle MDB tarafından reddine karar verildiğini, YİDK tarafından da itirazın reddine karar verildiğini, ancak "Koruma" ibaresinin tescili istenen sınıfta tanımlayıcı olmadığını, ayırt edici nitelikte olduğunu, davacının "Koruma" ibareli adına tescilli bir çok seri markasının bulunduğunu ve bu markaların uzun yıllardır davacı tarafından kullanıldığını, kullanımla ayırt ediciliğin sağlandığını belirterek 05.05.2018 tarih ve 2018/M-09382 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPMK vekili, başvuru konusu markanın, tescili istenen mal sınıfını tanımlayıcı niteliğe sahip olduğunu, malların amacını ifade ettiğini, davacı tarafından kullanım sonucu ayırt ediciliğin kazanıldığına ilişkin yeterli delil de sunulmadığını, kurum kararının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, “KORUMA” ibaresinin 6769 s. SMK’nın 5/1-b maddesi kapsamında reddinin mümkün olmadığı, işbu davaya konu olan markanın, 6769 s. SMK’nın 5/1-c hükmü çerçevesinde tescil kapsamındaki herhangi bir emtia yönünden doğrudan tanımlayıcı, nitelik bildirici bir yönü olmadığı, davacı şirketin dosyaya sunduğu delillerin 5/2 maddesi kapsamında, ayırt ediciliği olmayan bir markanın kullanımla ayırt edicilik kazandığını göstermeye yeter nitelikte olmadığı ancak, dava konusu marka 5/1-b ve c yönünden tescili mümkün görüldüğünden 5/2 maddesinin uygulanabilir ve değerlendirilebilir olmadığı, bu nedenle Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın 05.05.2018 tarih ve 2018-M-3497 sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'nın 05/05/2018 tarihli 2018-M-3497 sayılı kararının davacının itirazının reddi yönünden iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu işaretin, standart karakterle ve büyük harflerle yazılmış "KORUMA" ibaresinden oluştuğu, bunun dışında başvuruda herhangi bir unsurun yer almadığı, başvuru kapsamında ise 5. sınıfta yer alan "Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler" bulunduğu, anılan ibarenin tehlikeli, zararlı durumları önleme işi anlamına geldiği, bu anlamı itibariyle dava konusu işaretin, başvuru kapsamındaki malların kullanılma amacını gösterdiği, dolayısıyla, markanın ortalama düzeydeki yararlanıcı/tüketici kitlesi tarafından, hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan doğrudan doğruya başvuru kapsamında yer alan 5. sınıftaki mallar açısından vasıf, amaç bildiren bir ibare olarak algılanacağı, bu nedenle "KORUMA" ibaresinin somut ve soyut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacının başvuru konusu ibareye ayırt edicilik kazandırdığını da ispat edemediği, öte yandan her ne kadar davacı tarafça, başvuru konusu ibare üzerinde üstün hak sahibi olunduğu ve dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından bulunduğu ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2017 tarih, 2016/4981 Esas, 2017/6649 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, seri marka olduğu gerekçesiyle mutlak tescil engelinin aşılmasının mümkün olmadığı, açıklanan ilkelerin aksi yönde kanaat bildiren dosyadaki bilirkişi raporunun yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4293, K. 2022/8629, T. 05.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4293-e-2022-8629-k-b0e35552d942