Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4160 E. 2022/8141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4160
Karar No
2022/8141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/11/2018 tarih ve 2017/314 E.- 2018/1447 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 08/03/2021 tarih ve 2019/629 E.- 2021/234 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının davalıya müşteri bulup yapılan satış üzerinden komisyon aldığını, bu kapsamda satış bedeli için müşterilerden toplam tutarı 215.600,00 TL olan 5 adet çeki davalıya verdiğini, bunun üzerine davalının da onayı ile malların teslimini sağladığını, davalı şirketin cirosu olan çeklerin ibraz tarihinde karşılıksız çıkması üzerine davalı şirketçe arkalarının yazdırıldığını, bedellerin davacıdan istendiğini, çek bedellerinin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle çek asıllarının davacıya iade edildiğini, bu hususun Yargıtay kararlarına göre söz konusu çeklerin tahsil edildiğine ilişkin karine olduğunu, buna rağmen davalının davacı aleyhine Bursa 14. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7180 Esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, davacının davalıya borcu olmadığını, ancak icra tehdidi altında icra takibine konu borcun tamamını tek seferde ödemek üzere taahhüt vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, Bursa 14. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7180 Esas sayılı dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı şirketin davacıdan olan alacağına ilişkin Bursa 14. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7180 esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağına ilişkin icra takibi yapıldığını, takibin kesinleşmesini müteakip davacı borçlu icra müdürlüğüne gelerek takibe ve borca itiraz etmediğini ve borcu kabul ettiğini, icra müdürü önünde beyan ettiğini, yine davacı borçlunun borcun tamamını 15/02/2017 tarihinde ödemeyi icra müdürü önünde bizzat taahhüt ederek beyanını imzası ile tasdik ettiğini, davacının davalı şirketten aldığı bir kısım halının ödemesini dava dilekçesinde beyan ettiğini, ödeme yapmış olduğu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine 26.000.-TL’lik çek için 30/06/2015, 30.000.- TL’lik çek için 03/08/2015 ve 43.000.- TL ile 48.500.-TL’lik çekler için 02/10/2015 tarihli iade işlem bordrosu düzenlenerek, karşılıksız çeklerin davacıya imza karşılığı iadesinin yapıldığını, yine davacı ile 31/12/2015 tarihi itibariyle davalı şirkete 203.763,59 TL borcu bulunduğuna ilişkin hesap mutabakatı yapıldığını, davacının davalı şirkete 2015 yılı sonu itibariyle 203.763,59 TL borçlu olduğunu hesap mutabakatı imzalayarak açıkça kabul ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının alacağın varlığından haberdar olup yasal süre içinde borca itiraz edilmeyip takip kesinleştikten sonra davacı ve davalı vekilinin birlikte icra müdürlüğüne talepte bulunarak taahhütname düzenlendiği ve taahhütnamenin içeriğinde davacının açıkça borca ve takibe itirazının olmadığı ve borcu aynen kabul ettiğini tutanak altına alındığı, davacının tacir olup bütün iş ve işlemlerde basiretli olarak hareket etmesi gerektiğinden, haciz tehdidi ve manevi cebir altında olduğunun kabul edilemeyeceği, 01/09/2016 tarihinden önce dava konusu çeklerin ciro edildiği, ibraz edildiği ve karşılıksız kaldığı gibi işlem bordrolarındaki imzaların davacıya ait olduğundan dava konusu çekler ile ödeme yapıldığı savunmasına itibar edilemeyeceği, davacı tarafından borçlu olmadığının ispat edilmediği, verilen ihtiyati tedbirin teminat yatırılarak, fiilen uygulanarak davalının alacağına kavuşmasının engellenmediği gerekçesiyle davanın reddi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; dava konusu icra takibi nedeniyle davacının değinilen ödeme taahhüdü ile yapmış olduğu borç ikrarının kendisini bağlayacağı, bu nedenle mahkemenin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4160, K. 2022/8141, T. 22.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4160-e-2022-8141-k-0346da155e33