Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3841 E. 2022/7879 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/3841
Karar No
2022/7879
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11.04.2019 tarih ve 2018/309 E. - 2019/182 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.01.2021 tarih ve 2019/925 E. - 2021/41 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davanın davacı vekili, asıl ve birleşen davada, davacının 2017/27260 sayılı "ÜLKÜFIRIN" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanına davalı ... tarafından 99/020741 sayılı "ÜLKÜ ÜP+şekil" ibareli markaya dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kısmen yerinde görülerek başvuru kapsamından 30. ve 43/1. sınıftaki mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davacının 2004 yılından beri ticaret siciline kayıtlı şekilde fırıncılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanını marka olarak tescil ettirmek istediğini, markalar arasında tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacak bir benzerlik olmadığını, davacı markası ile benzer görülen markanın gerek görsel, gerek işitsel gerekse anlamsal olarak farklılıklar içerdiğini, davacının "ülkü" ibaresi üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davacı adına kayıtlı “ÜLKÜTAT” ibareleri markasının bulunduğunu, itiraz sahibinin sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-4531 sayılı kararının iptalini, marka başvurusunun tüm sınıflar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davanın davalısı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Birleşen davanın davalısı ... vekili, davacı başvurusu ile davalının itiraza mesnet markasının karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer olduğunu, davacının “ÜLKÜTAT” ibareli markası sebebiyle ülkü ibaresi üzerinde kazanılmış hakkının olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2017/27260 numaralı davacı başvurusunun, reddedilen bütün mal/hizmet sınıfları açısından redde mesnet marka ile 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi anlamında benzer olduğu, aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının bulunduğu, davacı başvurusunun, önceki tarihli tescilli markasının serisi olarak kabul edilemeyeceği ve kazanılmış hakka sahip olmadığı, iptali istenen Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; "ÜLKÜFIRIN" ibareli başvuru ile redde mesnet "ÜLKÜ+şekil" ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markanın asli unsurunun "ÜLKÜ" ibaresi olduğu ve markalarda yer alan diğer unsurların geri planda kaldıkları, bu ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun da söylenemeyeceği, davacı adına tescilli 2012/95730 sayılı markanın tescil tarihi ile dava konusu başvuru tarihi arasında yaklaşık üç yıl bulunduğu, dolayısıyla bu markaya dayalı olarak başvuru üzerinde davacının bir müktesep hakkının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 102,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3841, K. 2022/7879, T. 08.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-3841-e-2022-7879-k-e98079400eef