Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2705 E. 2022/6804 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2705
Karar No
2022/6804
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.02.2019 tarih ve 2017/161 E. - 2019/180 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/834 E. - 2020/1248 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalının, davacı işverenlerin 15.08.2008 tarihinde hizmet akdi ile yurtdışı satış sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının kimya mühendisi olduğunu, müvekkillerinin yurtdışı işlerini yürüttüğünü, müvekkillerinin verdiği işler kapsamında davalının harcamalar yaptığını, davalının görev tanımının ve yapacağı işlerin belli olduğunu, davalının iş sözleşmesini 20.12.2016 tarihinde feshettiğini, davalı ile davacılar arasında düzenlenen iş sözleşmelerinin 5.f maddesine göre rekabet yasağı öngörüldüğünü, davalının işten ayrıldıktan 1 hafta sonra rekabet yasağına aykırı şekilde davacılarla aynı işi yapan dava dışı MİTAŞ Enerji Grup Şirketleri bünyesinde çalışmaya başladığını, sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek davacıların fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle 107.055,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların çalışanlarına imzalattığı aynı hizmet sözleşmesinin 5/f maddesine istinaden farklı zamanlarda ve farklı mahkemelerde açtıkları 3 adet davanın red edildiğini, davacılardan Şara Enerji ... A.Ş. ile 15/08/2008 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin 01/06/2011 tarihinde Şara Dış Ticaret A.Ş.'ye girişinin yapıldığını, 2 yıllık süre davacılardan Şara Enerji ... A.Ş. yönünden geçtiğini, müvekkilinin 20/12/2016 tarihinde Şara Dış Tic. AŞ yetkililerine istifasını yazılı olarak sunduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin zorunlu unsurları içermediği için geçersiz olduğunu, sözleşmede davalının mezuniyet konusu işlerde geleceği yönünden çalışacağı hususunun dikkate alınmadığını, davalının davacılara maddi zarar verdiğinin somut delillerle ortaya konulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın başka bir şirkette çalışmaya başlamakla davacı şirketi ne şekilde zarara uğrattığını ispat edilecek şekilde delil sunulamadığı, davalının yalnızca aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir şirkette çalışmasının rekabet yasağını ihlal ettiği anlamına gelmeyeceği, davaya dayanak olan sözleşme maddesinin karşılıklılık esasını içermediği, tarafların sözleşmeden elde ettikleri yararlarda açık bir dengesizlik oluşturduğundan haksız rekabet şartlarını oluşmayacağı, ayrıca anayasal hak olan çalışma hürriyetinin işçi aleyhine ciddi biçimde kısıtlanmamasının asıl olduğu, sözleşmede iki (2) yıl süreyle aynı iş kolunda olan firmalarda çalışma yasağı konmasının işçi aleyhine çalışma hürriyetini ciddi bir biçimde kısıtladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davalının, davacı ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'de 15/08/2008-01/06/2011 arasında çalıştığı, ayrıldığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşmede bir coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olması nedeniyle, çalışma özgürlüğüne, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olan haksız rekabete ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı BK hükümleri uyarınca batıl sayılması gerektiği ve ayrıca sözleşmede belirlenen 2 yıllık süreden sonra davalının dava dışı şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle de davacının talebinin yerinde olmadığı, ancak davalının diğer davacı ...Ş.'de 01/06/2011-02/12/2016 tarihleri arasında çalıştığı, buradan ayrıldıktan sonra 02/01/2017 tarihinde dava dışı Mitaş Şirketinde çalışmaya başladığı, davalının davacı ... Ticaret A.Ş.'de kimya mühendisi olarak çalıştığı, davalının dava dışı şirkette de aynı görevi yaptığı, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı, buna göre, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli bulunduğu (Yargıtay 11. HD. 2015/11383, 2016/6482), davalının yeni işyerinde de benzer bir iş yaptığı, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığı, ancak, işbu davacı ile davalı arasında imzalanan ve geçerli bulunduğu sonucuna varılan rekabet yasağı kaydına aykırılığın yaptırımı olarak "son aylık brüt ücretinin 10 (on) katı tutarı" cezai şart kararlaştırılmış ise de, kararlaştırılan ve talep edilen cezai şart miktarının davalının ekonomik olarak mahvına neden olacak dereceyi bulduğu, davalının gelir düzeyine uygun bulunmadığı kanaatine varıldığından talep edilen cezai şart miktarının tenkise tabi tutulmasının ve 20.000,00 TL olarak belirlenmesinin hak ve adalet kurallarına uygun olacağı kabul edildiği, reddedilen kısım takdiri indirim olarak belirlendiğinden davacı ...Ş. yönünden reddedilen kısım için davalı yararına yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle davacı ...Ş. yönünden istinaf istemlerinin kabulü ile, davacı ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. yönünden davanın reddine, davacı ... Ticaret A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile, 20,000,00 TL'nin dava tarihi olan 01/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı ... Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir 1- HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibari ile 72.070 TL'dir. Davanın kabulüne karar verilen miktar 20.000,00 TL olup, bu miktarın yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı ... vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,10/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2705, K. 2022/6804, T. 10.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-2705-e-2022-6804-k-00489569dce7