Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/4224 E. 2013/20440 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/4224
- Karar No
- 2013/20440
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2012 tarih ve 2011/100-2012/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin nüfus cüzdanının... adlı şahıs tarafından çalındığını, davalı bankanın imza ve resim incelemesi yapmadan müvekkilinin hesabından para ödediğini, ayrıca kredi tahsis ettiğini, davacının durumu bankaya bildirmesine rağmen çekilen tutarlar iade edilmediği gibi maaşından ödenmeyen kredi borcu nedeniyle kesinti yapılmaya devam edildiğini, maaş+prim usulü satış temsilcisi olarak çalışan müvekkilinin yol parasını kendi karşılayarak şehir dışı satışlarına gittiğini, ancak maaşından yapılan haksız kesintiler nedeniyle önceki oranlarda satış yapamadığını, prim ve gelir kaybına uğradığını ileri sürerek, hesabından haksız olarak ödenen ve kesilen 5.435,44 TL, gelir kaybı için 500 TL maddi tazminat ile 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, işbölümü itirazında bulunmuş, davacının durumu bildirmesi üzerine müfettiş görevlendirildiğini, davacının makul süreyi beklemeden davayı açtığını, oysa söz konusu tutarın davanın açılmasından bir gün sonra davacının hesabına yatırıldığını, dava dilekçesinin daha sonra tebliğ edildiği nazara alındığında müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının durumu bankaya bildirmesinden sonra gerekli tedbirleri almayan davalı bankanın kesintilere devam ettiği, bu hususun yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinde nazara alınacağı, paranın çekilmesi nedeniyle faiz alacağının karar altına alındığı, davacının bunun dışında yoksun kaldığı kazancı olduğunu somut delillerle kanıtlayamadığı, manevi tazminat yönünden bildirime kadar bankanın sorumluluğu bulunmadığı, ancak bildirimden sonra zararı engellemeyen bankanın sorumluluğunun söz konusu olduğu, maaş hesabının boşaltılması nedeniyle davacının önemli ölçüde üzüntü duyduğu gerekçesiyle, davanın açılmasından bir gün sonra ödenen 5.435,44 TL ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, 100,28 TL faiz alacağı ve 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yoksun kalınan kazanca yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Ancak, taraflar arasında banka hesap sözleşmesi bulunduğu çekişmesizdir. Mülga 818 sayılı BK’nın 98/2. maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiil hükümleri arasında düzenlenmiş bulunan manevi zararın tazminine ilişkin hükümler, aynı zamanda sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan zararların tazmini için de geçerli olacaktır. BK’nın 49. maddesinde düzenlenen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut olayda davacı tarafın cismani bir zarara uğraması ya da maddi nitelikte olmayan kişisel değerlerinin ihlal edilmesi söz konusu olmayıp, manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu durum karşısında, manevi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Ayrıca, somut olayda davacının nüfus cüzdanının kötüniyetli üçüncü kişi tarafından ele geçirildiği, bu şekilde davacının hesabından para çekildiği ve kredi kullanıldığının anlaşılmış olmasına ve bu işlemin TTK'nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliği bulunmasına göre, süresinde yapılan işbölümü itirazının kabulüne karar vermek gerekirken reddi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.