Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/16349 E. 2013/13022 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16349
Karar No
2013/13022
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2012 tarih ve 2011/290-2012/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin hamili, dava dışı Dinamik Radyo Televizyon A.Ş.'nin keşidecisi ve Vakıfbank ... Şubesi'nin muhatabı olduğu 10.08.2007 tarih, 98.320,24 USD tutarlı çekin tahsili için davalı bankaya tevdi edildiğini, ancak davalının çeki kaybederek tahsil edemediğini, müvekkilinin çek bedelini geç tahsil etmesi nedeniyle faiz kaybı olduğu gibi sözleşmeyle yüklendiği edimi yerine getirememesi nedeniyle 15.033,20 TL iskonto iptal bedeli ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, keşide tarihi ile 17.01.2008 ödeme tarihi arasındaki 3.277.00 USD faiz kaybı ile davalının kusuru nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 15.033,20 TL iskonto iptal bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın Perpa Şubesi'ne tahsil için verilen çekin süresinde muhatap banka şubesine kurye ile gönderildiğini, kargonun muhataba teslim edildiğini, ancak kargodan çek aslının çıkmadığı beyanı üzerine müvekkilince çek iptali kararı alınarak alacağın tahsilinin sağlandığını ve müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamına göre alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile müşterisi dava dışı firmanın açık hesap şeklinde çalıştıkları ve bire bir ödemeye ilişkin bir kaydın mevcut olmadığı, ancak davacının bu firmadan mal aldığı, fatura bedeli sanki bu firmaya ödeme yapılmış gibi hesaba alacak kaydının yapıldığı, ayrıca davacının çekin keşide tarihi itibariyle çek bedeli olan 124.571,74 TL’yi ödeyecek mali güce sahip olmadığı, müşterisine davacının 198.074,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafından çek bedelinin tahsil edildiği, tahsil sırasında faiz hakkının mahfuz tutulmadığı ve BK’nın 113/1 ve 2 maddeleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işlemiş faiz bakımından davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacının hamili olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı iskonto bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının talep ettiği iskonto iptal faturasındaki bedelin davalı bankadan tahsiline yönelik olan talebe ilişkin ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda gerekçede herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır. Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının kusuru nedeniyle ödenmek zorunda kalınan iskonto iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16349, K. 2013/13022, T. 21.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-16349-e-2013-13022-k-78406f2d2d89