Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/11725 E. 2013/13359 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/11725
Karar No
2013/13359
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/05/2012 tarih ve 2011/38-2012/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müvekkillerinin, davalı şirketin 27/01/2005 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında yönetim kuruluna seçildiklerini, davalı şirketin (2004–2005–2006) yıllarına ilişkin 25/01/2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında müvekkillerinin belirtilen yıllar için ibra edildiğini ve 3 yıllığına yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerini, 10/03/2008 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkillerinin yönetim kurulu üyeliklerine son verildiğini, 02/04/2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan (5) nolu karar ile yönetim kurulunun 2007 yılına ilişkin ibrasının reddedildiğini, buna karşılık 2008 yılı için ibra edildiklerini, aynı toplantıda alınan (7) nolu karar ile de 27/01/2005–25/01/2008 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerine dava açılması için mevcut yönetim kuruluna yetki verildiğini, yapılan bu toplantıya müvekkillerinin TTK 368. maddeye uygun olarak çağırılmadığını, TTK 381/1 de sözü geçen dürüstlük kuralına aykırı olan (5) nolu karar ile kanuna aykırı olan (7) nolu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dava konusu genel kurul toplantısının yasa gereği tüm çağrı usullerine uyularak ilanen yapıldığını, davacıların nama yazılı hisse sahibi olmadığından taahhütlü mektup ile çağrılmalarının gerekmediği, davacıların görev yaptıkları süre boyunca şirketi trilyonlarca zarara uğrattıklarını, şirket işlerinde suiistimal ve usulsüzlükler yaptıklarını, bunun üzerine davacılara hesap vermek üzere noterden ihtarname gönderildiğini; ancak sonuçsuz bırakıldığını, sonra davacıların Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edildiğini, 25/01/2008 tarihli toplantıda...’in muhalefet oyuna karşılık davacıların oy çokluğu ile kendi kendilerini 2004 – 2005 – 2006 yılları için ibra ettiğini, yine...’in davacılar aleyhine Ankara 1. ATM 2008/470E sayılı dosyasında tazminat / alacak davası açtığını, yine bu davadan ötürü sorumluluktan kurtulmak için mal varlıklarını muvazaalı olarak devreden davacılar aleyhine Ankara 6. ATM 2008/447 ve 448 E. sayılı dosyada Ahmet Eriş, Ankara 3. ATM 2009/458 E. sayılı dosyada ...’in muvazaalı tasarrufların iptali davalarının açıldığını, tazminat davasında mahkemece şirket yönetimine dava açmak için yetki alınması için mehil verildiğini, bunun üzerine 02/04/2009 tarihli genel kurul toplantısının yapılarak (7) nolu kararın alındığını, alınan kararların haklı olduğunu, ibra edilen 2008 yılı yönetiminde davacıların yer almadığını, davanın haksız yere açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket ana sözleşmesinin 10. Maddesinde toplantıya davet hususunda özel bir düzenleme yapılmayarak TTK’nın 355, 365, 366 ve 368. Maddelerine atıf yapıldığı, her ne kadar TTK’nın 368. maddesinde hisse senetlerinin nama yazılı olması halinde ortakların taahhütlü mektupla toplantıya çağırılacakları düzenlenmiş ise de, davalı şirketin nama yazılı hisse senedi çıkarmadığı, hisselerin çıplak pay durumunda olduğu nazara alındığında sadece Ticaret sicil gazetesinde ilan yapmak suretiyle toplantıya davet yapılmasında bir usulsüzlük olmadığı, somut olayda 02/04/2009 tarihli genel kurulda alınmış olan ibra edilmeme ve dava açılması kararına karşı bu davanın 16/06/2009 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacıların kendilerine karşı bu karar doğrultusunda sorumluluk davası açılması için makul bir süre beklememiş olmaları nedeniyle bu davada hukuki yararlarının bulunmadığı, yine davacılar aleyhine genel kurur kararından evvel açılmış bulunan tazminat davalarına şirketin müdahil olarak katıldığı, ibra edilmeme hususunda alınan kararın yerindeliğinin bu dava içerisinde değerlendirileceği, davalı şirketin davacıların yönetimde bulunduğu 2007 yılı finansal göstergelerine göre 2006 ve 2008 yıllarına nazaran zarar ettiği, bu durumun nedenlerinin araştırmak üzere davalı şirketin davacıları ibra etmemesi ve haklarında dava açılması kararı almasının en temel haklarından biri olduğu, dolayısıyla iptali istenen kararın iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili; kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11725, K. 2013/13359, T. 26.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-11725-e-2013-13359-k-b9fb69f53f75