Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/9649 E. 2011/12315 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/9649
Karar No
2011/12315
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2009 gün ve 2007/250-2009/94 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.04.2011 gün ve 2009/10687-2011/4189 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin "ŞİRVAN" unvanını kullanarak ticaret yaptığını ve bu markayı adına tescil ettirdiğini, davalının ise müvekkiline ait müşteri çevresinden yararlanmak ve haksız menfaat sağlamak için mamullerinde "ŞİRVAN" markasını unvan olarak kullanmaya başladığını, mağaza açarak haksız rekabet ortamı yarattığını, tüketiciler nezdinde iltibas ve karışıklığa neden olduğunu, bunun TTK'nun 57/4. maddesi anlamında bir haksız rekabet ve 556 sayılı KHK’nin 9. maddesi anlamında markaya tecavüz oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zararının meydana geldiğini ileri sürerek, davalının ŞİRVAN sözcüğünü kullanmaması ve muarazanın men’ i için tedbir kararı verilmesini, davalının ŞİRVAN markasına tecavüzünün durdurulmasını, önlenmesini, davalının işyerinde ŞİRVAN sözcüğünü taşıyan reklam, levha, pano ve tabelalar ile bu sözcüğün mağaza girişinden ve unvanlarından silinmesini, ŞİRVAN markasını taşıyan eşya, araç, gereç, makine gibi vasıtaların üzerindeki ŞİRVAN sözcüğünün silinmesini ve bunlara el konularak mülkiyet hakkının müvekkiline geçirilmesini, 15.000 TL manevi, 25.000 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsilini, davalı tarafından ŞİRVAN sözcüğünün marka olarak tescil edilmesi halinde bu belgenin hükümsüzlüğünü, verilecek kararın ilanını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin netice bölümündeki ŞİRVAN sözcüğünün "Şirvan Halı Sarayı" olarak düzeltilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının markasının tek başına ŞİRVAN sözcüğü olmayıp, ŞİRVAN HALI SARAYI biçiminde olduğunu ve bu ibarenin üzerinde de küçük bir logo olarak Ş/H ibaresinin bulunduğunu, ŞİRVAN’ın, Siirt ilinin bir ilçesi olduğunu ve bu adın davacının tekeline verilemeyeceğini, davalının uzun yıllar davacının marka tescilinden önce ŞİRVAN Halı ve Ev Gereçleri Ltd.Şti. unvanını kullandığını, buna rağmen davacının tescilinden sonra basiretli bir tacir gibi hareket ederek unvanını değiştirdiğini ve ŞİRVAN Alışveriş Merkezleri Ltd.Şti. unvanını aldığını, davacının faaliyet alanları ile müvekkilinin faaliyet alanının farklı olduğunu, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını, müvekkilinin tescilli ticaret unvanını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının ŞİRVAN HALI-... biçiminde 1979 yılından bu yana ticaret unvanı tescili mevcut ise de, davalının dava tarihi olan 18.10.2007 tarihinden önce ticaret unvanını ŞİRVAN Alışveriş Merkezleri Ltd.Şti. biçiminde değiştirdiği, davacının markasının ŞİRVAN sözcüğünden ibaret olmayıp "ŞİRVAN Halı Sarayı+Ş/H" logosundan oluştuğu, bu nedenle tek başına ŞİRVAN sözcüğü için koruma talep edemeyeceği, davacının markasının tescil edilmiş haliyle davalı tarafından, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde kullanılmasının söz konusu olmadığı, jenerik olması nedeniyle tek başına ŞİRVAN sözcüğünün tescil kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından davacıya koruma sağlamayacağı, davalının davacının markasını bir bütün olarak markasal bir biçimde kullanmasının da sözkonusu olmadığı, davalı tarafından ticaret unvanının kullanılmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce gerekçe değiştirilmek suretiyle onanmıştır. Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9649, K. 2011/12315, T. 06.10.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-9649-e-2011-12315-k-e783dd31244b