Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/4061 E. 2012/12166 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4061
- Karar No
- 2012/12166
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2010 tarih ve 2007/244-2010/747 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğu, tasfiye halinde bulunan davalı anonim şirketin tasfiye memurlarının tasfiyeyi kanuna uygun yürütmediklerini, haklarında ceza davası açıldığını, ayrıca tasfiye memurlarının azli ve şirkete kayyım atanması için Ankara 2. ve 6. Ticaret Mahkeme’lerinde iki ayrı dava açıldığını, davaların derdest olduğunu, tasfiye memurlarının bazı şeyleri örtbas edebilmek için usulüne uygun çağrı yapmadan 03.02.2007 tarihinde genel kurul toplantısı yaptıklarını ileri sürerek genel kurulun ve alınan kararların iptalini istemiştir. Davalı vekili, davacının, davalı şirketin hissedarı olmadığını, aktif dava ehliyeti bulunmadığını, genel kurulun usulüne uygun olarak toplanıp karar aldığını savunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava tarihi itibariyle davalı şirket hisse senetlerine malik olumadığı, hisse senetlerinin bir gayrimenkul alım satımı dolayısıyla elden çıkarıldığı, mülkiyeti devredilen senetlerin karşılığında, karşı edim olan taşınmaz mülkiyetinin devralınamamış olması hisse senetlerinin mülkiyetinin davacıda olduğu anlamına gelmeyeceği, hem şirket hisse senetlerini bir taşınmaz alım satımı için devretmek hem de devredilen hisse senetlerine dayalı olarak ortaklık iddiasında bulunup ortaklık genel kurulunda alınan kararların iptalini istemenin mümkün olmadığı, TTK’nun 329. maddesi hükmü gereği davalı şirketin kendi paylarını iktisap etmesi yasaklanmış olduğundan davacı ile davalı arasındaki taşınmaz alım satımına ilişkin sözleşmenin hükümsüz sayılması ve alınanların iadesinin gerekmesi nedeniyle davacının ortaklığının devam ettiği bir an için varsayılsa dahi, davacı şirket, usulüne uygun davete karşın toplantıya katılmadığından yine TTK’nun 381. maddesi kapsamında genel kurul kararlarının iptalini isteme şartlarına sahip olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.