Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/13364 E. 2013/15870 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13364
Karar No
2013/15870
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/04/2011 tarih ve 2008/340-2011/165 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, uzun süreden beri davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinin işlemlerini çalışanı diğer davalının yaptığını, kendisinin yüksek faizli 1 ay vadeli hesap açılması teklifini kabul ettiğini, hesabındaki paranın 26.7.2007-25.08.2007 dönemi için aylık %19 faiz oranıyla vadeli mevduata bağlandığını, daha sonra bu çalışanın müşteri hesaplarında yolsuzluk yaptığını duyduğunu, başvuruya rağmen hesaptaki parasının tahsil edilmiş olduğunun söylendiğini, davalı çalışanın zimmetine geçirdiğini, durumu ceza yargılamasında kabullendiğini ileri sürerek, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek mevduat faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İng Bank A.Ş vekili, davacı beyanlarının çelişkili olduğunu, tüm işlemlerinin imzası karşılığı yapıldığını, hesaplarındaki parayı çektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı hesabından imzası olmadan para çıkışı yapıldığı, davacının da ortaya çıkan sonuç nedeniyle önemli ölçüde kusurunun bulunduğu, davacının bizzat bankaya gitmeyerek davalı çalışan ile olan dostluğuna güven duyarak bir çok işlemi bu davalıya bıraktığı, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla kusursuz sorumluluğu mevcut ise de davacının zararın doğmasında davalının en az yarı oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren mevduat faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Somut olayda mahkemece tefhim edilen kısa kararda davanın tamamen kabul edildiği açıklanmasına rağmen gerekçeli kararda davacının yapılan işlemlerde kusurlu bulunduğunun benimsenmesi, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı bulunması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13364, K. 2013/15870, T. 17.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-13364-e-2013-15870-k-08575c25de72