Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/9896 E. 2012/21093 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/9896
- Karar No
- 2012/21093
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2010 tarih ve 2008/212-2010/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkilinin ortağı olduğunu, 30.04.2007 tarihli sözleşmeyle hissesini diğer ortak ...ye devir ettiğini, ortaklığı döneminde kendi adına ancak şirket için iki adet bireysel ve bir adet konut kredisi kullandığını, taksitlerinin bir kısmının ödenmediğini, kalan kredi borçlarının ödenmesi için davalıya keşidecisi dava dışı firma olan 28.07.2007 tanzim tarihli 140.000 YTL bedelli çek verildiğini, çekin gününde tahsil edildiğini, çekin tahsili ile birlikte kredilerin kalan kısımlarının ödeneceğinin ve bakiyesinin müvekkili şirkete iadesinin kararlaştırıldığını, çekilen ihtara kredi borcu ve masrafların bakiyesinin 140.000 YTL’den fazla olacağı şeklinde cevap verildiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 33.595.90 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline hangi hukuki sebeple dava açıldığının belli olmadığını, devir sözleşmesine dayalı talep mevcut ise, anılan sözleşmenin TTK’nun 520. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, davacının talep hakkının bulunmadığını, kaldı ki, bu sözleşmenin tarafı olmadığını, aksi düşünülse bile, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca kredilerin derhal kapatılması hususunun müvekkili ihtiyarında bulunduğunu, zira böyle bir zorunluluk olmadığından yüksek bedelli çek verildiğini, davanın müvekkili zarara uğratmak amacı güttüğünü, kredi borcu ve masraf tutarının fazla olduğunu, takas ve mahsup hakkını kullandıklarını, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep var ise, davacıya husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, istemin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu, uyuşmazlık konusu 30.04.2007 tarihli sözleşmenin davacı şirketin kaşesi altında iki ortaktan biri olan ...... ile davalı tarafından adi yazılı şekilde yapıldığı, davalının, %50 payını diğer ortağa devrine ilişkin bulunduğu, anılan sözleşmenin 8. maddesiyle davalı tarafından kendi adına şirket için kullanılan üç ayrı kredinin tamamının ödenecek şekilde 1 adet müşteri çekinin davacı tarafından davalıya ciro edildiği, kredilerin kapatılması, haciz ve ipotek gibi masrafların düşüldükten sonra bakiyesinin ayrıca davacıya iadesinin hükme bağlandığı, çekin tahsilinden sonra bakiyesinin iadesi için işbu davanın açıldığı, hisse devir sözleşmesinin TTK’nun 520. maddesine uygun yapılmadığı, geçersiz bulunduğu, çekin keşidecisinin davacı olması nedeniyle aktif dava ehliyetinin olduğu, geçersiz sözleşmeyle tarafların verdiklerini talep edebilecekleri, davalının çeki tahsil etmesine rağmen bakiyesini iade etmediği, ıslahın BK’nun 133. maddesi uyarınca kesilen zamanaşımı süresinde yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000 TL’nin dava, 13.595.90 TL’nin ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin ortağı olduğu dönemde davalı adına kullanılan kredilerin şirket menfaatine harcandığının ve bu kredilerin kapatılması amacıyla davacının hamili bulunduğu çekin davalıya verildiğinin sabit olmasına, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulünün gerekmesine, uyuşmazlığın protokole dayalı bulunmasına, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olmasına, taraflarca yapılan ıslah işleminin dava niteliğinin bulunmamasına, zamanaşımını kesen nedenler arasında yer almamasına, her ne kadar mahkemenin mülga 818 sayılı BK’nun 133 ncü maddesi uyarınca yaptığı değerlendirme yerinde değil ise de bu durumun sonuca etkili bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.496,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.