Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/4168 E. 2010/6582 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/4168
Karar No
2010/6582
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 gün ve 2004/1042 - 2008/34 sayılı kararı bozan Daire’nin 02.12.2009 gün ve 2008/7375 - 2009/12316 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine Çorlu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2000/550 Esas ve 2000/1043 Esas sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, müvekkili tarafından imza itirazında bulunulduğunu, Çorlu İcra Mahkemesi’nde yapılan yargılama sununda davanın kabulüne ve takibin iptaline karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkili tarafından Çorlu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2000/550 Esas sayılı dosyasına 21.02.2001 tarihinde 7.875,00 YTL, 2000/1043 Esas sayılı dosyasına 22.02.2001 tarihinde 22.500,00 YTL ödemek zorunda kaldığını, takibin iptali sebebiyle gönderilen muhtıradan sonra davalının 15.01.2004 tarihinde 7.875,00 YTL, 16.01.2004 tarihinde 22.500,00 YTL ana para alacağını icra dosyasına ödediğini, müvekkilinin 2001 yılında kendisinden haksız olarak tahsil edilen parayı 2004 tarihine kadar kullanmaktan mahrum bırakıldığını, enflasyon oranı da göz önüne alındığında paranın değerinin düştüğünü, müvekkilinin zararının geçmiş günler faizinden daha fazla olması nedeniyle yoksun kalınan kazanç ve paranın alım gücünün azalması nedeniyle munzam zararının tazmini gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 YTL faiz, 10.000,00 YTL munzam zararının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafından davacı şirket aleyhine başlatılan takip dosyalarında davacının 2001 yılında toplam 30.375,00 YTL ödeme yaptığı, davacı tarafından açılan imzaya itiraz davasının kabul edilip kesinleştiği, davalıya icra müdürlüğünce gönderilen muhtıra üzerine ana paranın Ocak 2004 tarihi itibariyle icra dosyasına iade edildiği, belirtilen tarihler arasında davacının haksız olarak ödediği meblağı kullanamadığı, ancak talep edilen zarara ilişkin somut ispata yarar belgelerin ibraz edilmediği, davacı vekilinin kabul ettiği birinci bilirkişi raporunun davalı lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiği, BK’nun 105. maddesi uyarınca alacaklının munzam zararı geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazminle mükellef olduğu, davacının geçmiş günler faiz alacağının taleple bağlılık gereğince 50.000,00 YTL olduğu, bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar alacağının faiz miktarını aşmadığı, hatta davacı vekilince kabul edilen ilk bilirkişi raporundaki 58.936,00 YTL faiz miktarının ikinci bilirkişi raporunda ortalamada esas alınan faiz miktarı yerine esas alındığında ortalama munzam zarar miktarının 55.768,00 YTL olduğunun mahkemece resen hesaplandığı, bu durumda davacının faiz alacağına hükmedilmesi gerektiği, BK’nun 104/3. maddesi uyarınca faize faiz yürütülemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 YTL faiz alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, "davalı tarafın kambiyo senetlerine mahsus yolla giriştiği takipte davacının imzaya yaptığı itirazın takibi durdurmaması sebebiyle icra memurluğu işlemlerine dayalı olarak ödeme yapılmış olduğundan, faizin paranın yatırılış tarihinden değil İİK'nun 361. maddesi uyarınca davalıya icra müdürlüğünce gönderilen muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerekir." gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur. Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4168, K. 2010/6582, T. 08.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-4168-e-2010-6582-k-9a24d36959ee