Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/2179 E. 2011/281 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/2179
- Karar No
- 2011/281
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/151 - 2008/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde taraflar ve vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkili şirketin reklam ürünleri tasarlayıp çeşitli iletişim faaliyetleri ve organizasyonlar düzenleyen bir kuruluş, müvekkilleri İsmet'in reklam ürünlerinin metin yazarı, Zahide'nin ise tip yaratıcısı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında da bu kapsamda bir reklam hizmeti sözleşmesi bulunduğunu, davalıların bir süre sonra müvekkillerine ait olan ve onay için kendilerine gönderilen tasarımları, izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kullanmaya başladıklarını ileri sürerek, FSEK'nun 68. maddesi uyarınca 3 katını isteme hakkı saklı kalmak üzere şimdilik (50.775,50) TL'nın müvekkili şirket yararına, ayrı ayrı (20.000) TL manevi tazminatın da müvekkilleri İsmet ve Zahide yararına dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle eser olarak kabul edilen reklam ürünleri için (32.815,60) TL olan rayiç bedelin 3 katının, eser kabul edilmeyen ürünler için rayiç bedelleri olan (15.100) TL'nın ihlal tarihinden, manevi tazminat tutarının da dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'ın diğer müvekkili şirketin işçisi, diğer gerçek kişilerin de müvekkili şirketin ortağı olduğunu ve anılan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirketin dava konusu tasarımları dava dışı Anahtar Tanıtım Ltd.Şti.'ne yaptırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliğini koruduğu, dava konusu eser ve çalışmalara ait hakların davalı şirkete devredildiğine dair bir kanıtın bulunmadığı, davalıların eyleminin tazminat gerektiren bir mali ve manevi hak ihlali olduğu, zira dava konusu tiplemelerin yaratıcılarının ve mali hak sahibi davacı şirketin ismi belirtilmeden dava dışı bir başka şirkete bastırıldığı, davalı şirketin bu eyleminin aynı zamanda sözleşmenin ihlali niteliğinde bulunduğu, davacı şirketin çalışanları olan diğer davacıların ürettiği eserler üzerinde mali hak sahibi olduğu, dava konusu ürünlerin bir kısmının eser niteliğini taşıyıp bir kısmının taşımadığı, eser niteliğindeki ürünler için rayiç bedelin üç katının istenebileceği, davalı şirketin bu ürünlerin bedellerini ödediğini ileri sürmeyip tam tersine eser sahipliğinin başka bir şirkete ait olduğunu savunduğu, ancak bu savunmasını ispatlayacak bir kanıt sunamadığı, davacı gerçek kişilerin FSEK'nun 14 ve 15. maddelerinde düzenlenen izinsiz umuma arz ve ismin belirtilmesi haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı şirketin mali haklarının ihlali nedeniyle (98.446,80) TL'nın ve eser olmadığı tespit edilen reklam işleri için belirlenen (15.100) TL rayiç bedelin, davacılar İsmet ve Zahide için de ayrı ayrı (5.000) TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar işbu davada FSEK anlamında eser olduğu tespit edilen reklam ürünleri hakkında İzmir Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nce anılan ürünlerin eser olmadığına karar verilmişse de, davalılar vekili tarafından işbu mahkemede alınan bilirkişi raporlarına karşı sunulan 01.10.2007, 15.10.2007 ve 13.08.2008 havale tarihli dilekçelerde, dava konusu tiplemelerin FSEK’nun 4. maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğunun açıkça kabul edilmesi karşısında, mahkemece anılan tiplemelerin eser sayılmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve yine davalılarca dava konusu ürünlerin başka bir şirkete yaptırıldığı savunulmuşsa da bu savunmanın ispat edilememiş olmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak dava, FSEK ile BK’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Davacı ....Şti. ile davalı ....Şti. arasında görülen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/267 Esas - 2005/458 Karar sayılı davada, davalı vekilince taraflar arasında 17.10.2000 tarihli bir sözleşme düzenlendiği ve bu sözleşmede yer alan tüm borçlarının ödendiği savunulmuş, mahkemece taraflar arasındaki 24.10.2000 tarihli sözleşme uyarınca davacının (5.654.132.163.-) TL tutarında alacaklı olduğu belirlenmiş ve anılan meblağ üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Dosyaya sunulan gerekçeli karar örneğinin incelenmesinden başkaca bir husus anlaşılamamaktadır. İşbu davada da davacılar vekilince taraflar arasında düzenlenen 24.10.2000 tarihli sözleşmeye dayanılmış olup bu sözleşmenin son sayfasında 17.10.2000 tarihi yer almaktadır. Davalılar vekili ise İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde aleyhlerine hükmedilen meblağı ödediklerini, işbu davada mükerrer talepte bulunulduğunu savunmuş, mahkemece bu savunma üzerinde durulmadan karar verilmiştir. O halde mahkemece anılan dava dosyası getirtilerek davalılar vekilinin açıklanan savunmasının incelenmesi ve her iki davanın konusunun aynı olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Ayrıca davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde tüm tazminat talepleri için ticari faiz uygulanması istenirken, 23.09.2008 tarihli ıslah dilekçesinde ise yine tüm tazminat talepleri için bu kez reeskont türünden temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Oysa, 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanun'un 1/1. maddesi uyarınca, 01.01.2000 tarihinden itibaren reeskont faizi tabirinden yasal faizin anlaşılması gerekmekte olup, 3095 sayılı Kanun’un aynı yasa ile değişik 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için öngördüğü avans faizidir. Daha sonra 5335 sayılı Kanun ile anılan 1. madde hükmü yeniden değiştirilmiştir. Buna göre 01.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış, bunun yerine artırılma indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiştir. Böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir. Somut uyuşmazlıkta ise yukarıda da açıklandığı üzere davacılar vekilince sunulan dava dilekçesiyle avans faizi anlamına gelecek şekilde ticari faiz talebinde bulunulmuşken, ıslah dilekçesiyle tüm alacakları için bu kez reeskont faizi talebinde bulunulması, faiz oranı bakımından zımni feragat niteliğindedir. Bu durumda davacıların artık ancak 2/1. maddesi hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın 1. maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği düşünülebilir ise de, bu kabul tarzı da isabetli olamayıp yasanın böyle bir sonucu amaçlamadığı kabul edilmelidir. Zira reeskont faizi Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranıdır ve Merkez Bankası'nın yayınladığı bültenlere göre her zaman belirlenmesi mümkün ancak daima avans faizinden daha düşük bir oranı ifade eder. Yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacıların ticari işten doğan dava konusu alacağı için avans faizi yerine, bu faizden daha düşük ancak yasal faiz oranından daha yüksek orandaki reeskont faizi talep edebileceği kabul edilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece davacılar yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına reeskont türünden temerrüt faizi uygulanması gerekirken, ıslah dilekçesiyle ticari faiz talebinden feragat edilmiş olduğu gözden kaçırılarak, yazılı şekilde ticari faiz uygulanması da doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.