Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/13525 E. 2010/4003 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/13525
- Karar No
- 2010/4003
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.01.2007 gün ve 2007/268-2007/762 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.07.2009 gün ve 2008/4487-2009/8323 sayılı kararı aleyhinde davacı tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin kapalı anonim şirket türünden olan aile şirketi niteliğinde bulunduğunu, en büyük pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı ...’ın 09.07.2006 tarihinde öldüğünü, müvekkilinin bu kişinin mirasçısı olduğunu, diğer ortaklar olan anne ve kardeşlerinin kendisini dışladığını, terekenin tespiti için dava açıldığını, mahkemece kayıtlar üzerine başkaca işlem yapılmaması yönünde şerh konulduğunu, buna rağmen 26.01.2007 tarihinde davalı şirketin genel kurul toplantısı yaptığını, yetkiler kötüye kullanılarak kararlar alındığını, azınlığın ve münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarının ihlal edildiğini, şirket defter ve kayıtlarının inceleme talebinin gereğinin yerine getirilmediğini, 15 gün öncesinde de ortakların incelenmesine sunulmadığını, kar payının dağıtılmadığını, alınan kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, alınan kararların iptaline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 26.01.2007 tarihli genel kurulda davacının iptalini talep ettiği bazı kararlara muhalif kalarak tutanağa geçirmediği, iptal davası açma şartının gerçekleşmediği, diğer kararların yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/4487 E, 2009/8323 K sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, iptali istenen kararlara muhalif kalındığı halde muhalefetini genel kurul tutanağına yazdırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce hüküm bu gerekçeye alınan kararlarda yokluk sonucunu doğuracak şekilde emredici düzenlemelere aykırılık tespit edilemediği hususu da eklenerek onanmıştır. Davalı şirket kapalı bir aile şirketi niteliğinde olup % 99,62 payı davacı ve diğer ortakların miras bırakanı ...’a aitken adı geçenin 09.07.2007 tarihinde ölümü ile arasında davacının da bulunduğu tüm ortaklara kalmıştır. Murisin ölümüyle davalı şirketin % 99,62 oranında 154,411 adet payı davacı, annesi ve iki kardeşi olan diğer ortaklara kalmış ve paylaşma olmadığından iştirak halindedir. İştirak halinde mülkiyet durumunda söz konusu malvarlığı değeri üzerinde tasarruf edilmesi ve hakların kullanılması tüm ortakların ittifakı ile mümkündür. TTK’nun 373. maddesine göre her hisse senedi en az bir oy hakkı verir ve bir hisse senedinin birden çok maliki bulunduğu takdirde bunlar ancak bir temsilci marifetiyle oy haklarını kullanabilirler. Yine 400/1. maddede hisse senedini şirkete karşı bölünemeyeceğini ve bir hisse senedini birden fazla sahibi bulunduğu takdirde bunların şirkete karşı haklarını ancak müşterek bir mümessil aracılığı ile kullanabilecekleri zorunluluğu ifade edilmiştir ve bu hüküm emredici niteliktedir. TTK’nun 372. maddesine göre özel nisap aranmayı gerektirmeyen olağan işlerde esas mukavelede aksine hüküm yoksa toplantı nisabı ilk toplantıda esas sermayenin en az 1/4’üne sahip pay sahiplerinin huzuruyla yapılır. Yine aynı yasanın 378. maddesine göre özel düzenlemeye tabi olmayan hallerde mevcut oyların çoğunluğu ile karar verilir. Bu toplantı ve karar nisaplarına uyulmadan yapılan toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Res’en gözetilmesi gereken bu husus bakımından yukarıda yapılan açıklamalar ışığında alınan kararlar değerlendirildiğinde, iştirak halinde olan davalı şirketin % 99,62 payına ait oy hakkı mirasçılar tarafından temsilci tayin edilerek temsilci aracılığı ile kullanılmadığından iptali istenen genel kurul kararlarının nisaba uygun olarak alındığı kabul edilemez. Bu kararlar yoklukla maluldür. Yoklukla malul olan bir genel kurul kararının iptali isteğiyle dava açılması için TTK 381/1. maddesine göre karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirme zorunluluğu da yoktur. Bu nedenlerle davalı şirketin 26.01.2007 günlü genel kuruda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.07.2009 gün 2008/4487-2009/8323 sayılı kararının kaldırılarak mahkeme hükmünün açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 09.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.