Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/12928 E. 2011/5490 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/12928
Karar No
2011/5490
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2009 tarih ve 2008/7-2009/708 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Artvin'de bulunan müşterisine teslim edilmek üzere davalı kargo şirketine teslim ettiği kumaş emtiasının alıcısına teslim edilmediği gibi, davacıya da iade edilmediğini, kumaş bedeli ve işlemiş faiz toplamı 4.998,94 TL üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının teslim aldığı kumaş emtiasını alıcısına teslim etmediği gibi, davacıya da iade etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, taşıma sözleşmesinden doğan tazminat alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel yanlar arasında açıkça kararlaştırılmadığından, tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur. Bu durum karşısında, İİK'nun 67. maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra-inkar tazminat talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir. 3-Öte yandan, Borçlar Kanunu`nun 104/son madde ve fıkrası uyarınca, gecikme faizine faiz yürütülmesi mümkün değildir. Mahkemece, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmek suretiyle, takip talebinde yer alan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamına tekrar faiz yürütülmesi isteği de kabul edilmiş, bu suretle açıklanan madde hükmü ihlal edilmiş olduğundan mahkeme kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,(2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12928, K. 2011/5490, T. 05.05.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-12928-e-2011-5490-k-7e80c9b97a98