Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/11594 E. 2011/4011 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/11594
Karar No
2011/4011
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Şişli 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2008/137 - 2008/1811 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı işyerine davalının faaliyet yürüttüğü işyerinden sızan suyun zarar verdiğini, sigortalıya ödenen hasar bedeli olan 3.649,00 TL'nın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kiracı konumunda olduğunu, hasarın tuvalet rezervuarı arkasındaki fayans ve sıvanın altında bulunan temiz su borusunun patlaması sonucunda oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile davacı yararına % 40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Çekişme, davalının kiracısı olduğu daire su borusunun patlaması sonucu doğan zarardan davalı kiracının mı, yoksa, daire malikinin mi sorumlu olacağı noktasında toplanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda davalı kiracının sorumluluğuna karar verilmiştir. Oysa, davalının kullandığı işyerinde bulunan ve ortak borulardan olmayan daire içi boruların çürümesi nedeniyle patlaması sonucu doğan zarardan, dava dışı bina malikinin BK’nun 58. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı kiracının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Kabule göre; davacı, davasını TTK'nun 1301. maddesinde yazılı halefiyet hakkına dayandırmıştır. Böyle bir davada sigorta şirketi, ödediği tazminatı değil, ödenmesi gerekli gerçek zarar miktarını zarar sorumlusundan isteyebilir. Gerçek zararın belirlenmesi ise yargılamayı gerektirir. Bu nedenle, tazminat miktarının önceden belirlenebilir özelliğinden söz edilemez. O halde, İİK'nun 67. maddesinde yazılı koşullar oluşmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11594, K. 2011/4011, T. 07.04.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-11594-e-2011-4011-k-a67c69da8a9f