Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/3506 E. 2026/7833 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3506
- Karar No
- 2026/7833
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/8 E., 2016/34 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın ... Ticaret Ltd. Şti’nde çalıştığı, şirket adına çek keşide etme yetkisi bulunmadığı hâlde katılandan aldığı 13.500,00 TL bedelli malzeme karşılığında toplam 10.000,00 TL bedelli 3 adet çeki kendi imzasıyla keşide ederek katılana verdiği, çeklerin karşılıksız çıktığı iddia olunan olayda;
1. Tanık sıfatıtyla her aşamada beyanı tespit olunan ...'in bahse konu şirketin %50 ortağı olup hissesini 27... ’de tanık ...’a resmi olarak devrettiği; ...'in her aşamada istikrarlı şekilde şirketi resmi olarak ...'a devretmiş olsa da ...’ın firma ile ilgisinin bulunmadığını, işlerin sanık ... ve amcası ... tarafından yürütüldüğünü beyan ettiği; tanık ...'ın da kendisi ...’a vekâletname vermediği hâlde işlerin ... ve müteveffa amcası ... tarafından yürütüldüğünü, ...’ın ...’den aldığı vekâletnameye istinaden işleri takip ettiğini beyan ettiği; sanık ...’ın uluslararası talimat yolu ile alınan savunmasında ...’in kendisine şirket işlerini idare etmesi için noter vekâletnamesi verdiğini, suça konu çekleri şirket çalışanının doldurduğunu, kendisinin de vekâletnameye istinaden çekleri imzaladığını savunduğu; dava dosyasında ... tarafından sanık ...’a verilen Noter vekaletnamesinin mevcut olduğu; ayrıca sanık ...'ın da bu vekâletname ile akrabası olan tanık ...’a çek keşide etme konusunda yetki verdiği ve bu hususun söz konusu şirket adına çek keşide etme konusunda ...’ın yetkili olduğuna dair Banka cevabi yazısı ile sanık savunması ve tanık ... anlatımı ile sabit olduğu gözetilerek, öncelikle katılan ile Şirket arasındaki eyleme konu çeklerin verilmesine ilişkin ticari ilişkinin hangi tarihte yapıldığının katılandan ayrıntılı şekilde sorulması ve varsa bu ilişki kapsamında düzenlenen fatura, irsaliye vb kayıtların tetkiki ile her bir çekin tarihinin farklı olduğu nazara alınarak çeklerin ileri tarihli verilmiş olup olmadığının belirlenmesi, sanık ... tarafından Şirket adına imzalanıp piyasaya dağıtılan başkaca çeklerin bulunup bulunmadığının, varsa Şirket tarafından karşılıklarının ödenip ödenmediğinin, ödenmedi ise akıbetlerinin araştırılması ile sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğinin şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya konulması ve mevcut deliller kapsamında Şirkette fiili bir yetkilendirme bulunup bulunmadığının belirlenmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son maddesi kapsamında öngörülen hapis cezası miktarının alt sınırının 3 yıldan ve adlî para cezası miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı anlaşılmakla, sanık hakkında hüküm kurulurken hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği hâlde adli para cezasının, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, 3. Çeklerin verildiği tarihin kesin olarak tespiti ile suç tarihinin haksız menfaatin temin edildiği tarih olarak belirlenmesi; toplam meblağı sözleşme anında belirlenmiş olan ticari ilişki kapsamında farklı tarihlerde verilen çekler söz konusu ise son teslim tarihinin suç tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken her bir çekin keşide tarihinin suç tarihi olarak belirtilmesi,
4. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.