Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/4640 E. 2026/7892 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4640
Karar No
2026/7892
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2026/643 E., 2026/826 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık ... müdafii hariç diğer temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, sanık ... müdafii hariç diğer temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2025 tarihli ve 2025/458 Esas, 2025/625 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l, 158/3, 43/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 11... ay hapis ve 11.250.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme sonucunda sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, yeterli delil bulunmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın kastının bulunmadığına, olayda kullanılan hesapların sanığa ait olmadığına, lehe hükümler ile takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, hükmün gerekçesiz olduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. 3. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi Suçun unsurlarının oluşmadığına, yeterli delil bulunmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, olayda kullanılan hesapların sanık tarafından kullanılmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden Sanık müdafiine 22.04.2026 tarihinde gerekçesiyle birlikte ve usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde belirlenen iki haftalık kanunî süre geçtikten sonra 22.05.2026 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. 2. Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ... Müdafii, Sanık ... Müdafii ve Sanık ...'ün Temyizi Yönünden

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafiinin sübût ve vasfa, sanık ... müdafiinin sübûta yönelen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

Katılanın olay tarihlerinde kendisini polis olarak tanıtan kişi tarafından cep telefonundan aranarak kimlik bilgilerinin çalınıp adına şirket kurulduğu, bazı usulsüz işlemler gerçekleştirildiği şeklindeki sözlerle inandırıldığı, inandırıcılığı artırmak için de katılan ile eşinin bir takım kişisel bilgileri paylaşıldığı gibi katılanın cep telefonuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Ankara Emniyet Müdürlüğü antet ve logolu belgeler gönderildiği, sergilenen bu hileli davranışlara aldanan katılanın da bankadan çektiği 45.000,00 Euro parayı telefondaki kişinin yönlendirmesiyle 12.09.2024 tarihinde evinin önüne gelen sanık ...'ya verdiği, ertesi günü de yine bankadaki 412.000,00 TL'yi sanık ...'nın banka hesabına aktardığı, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; 1. Sanıkların suçlamaları kabul etmemesi, sanık ...'nın, hesaplarını eşi ... tarafından kullanıldığını savunması, sanıklar ... ve ...'ın karı koca olup benzer suçtan haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün ve derdest dosyaların bulunması, olayda sanık ...'nın banka ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesaplarının kullanılması karşısında; sanık ...'nın suç kastının, sanıkların hukuki durumlarının ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından, tüm sanıkların olay tarihinin makul öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtları getirtilerek (... ve ...'ın karı-koca oldukları da gözetilip) sanıkların birbirleriyle olan iletişim trafiği ve katılanı arayan GSM numaraları ile aralarında iletişim olup olmadığına ilişkin ayrıntılı rapor alınması, katılanı arayan kişi veya kişiler ile katılan arasındaki ses kaydının sanıklar ... ve ...'ya ait olup olmadığı, katılanı birden fazla farklı kişinin arayıp aramadığı hususunda ses analizi yaptırılması, sanıkların benzer eylemleri nedeniyle derdest/kesinleşmiş dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulmasından sonra oluşacak sonuca göre; a) Sanık ...'nın suç kastının değerlendirilmesi ve sanıklar ... ve ...'ın eylemlerinin hükümden sonra 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı TCK) 158. maddesine eklenen 4. fıkrasındaki "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir" şeklindeki düzenleme kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması, b) Sanıklar ... ve ...'ın eylemlerinin banka ve kripto varlık hesaplarının kullandırılması fiiliyle sınırlı olmadığının, suça iştiraklarının yukarıdaki fıkra hükmünde belirlenen sınırı aştığının kabulü halinde, tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanması, c) Aksi halde, 5237 sayılı TCK'nın 158/4. maddesinde tanımlanan fiili işleyen faillerin aynı Kanun'un 158/3. maddesindeki kişi sayısına dahil edilemeyeceği gözetilerek suçun işlenmesinde sanık ...'nın dışında başka faillerin bulunamadığının tespiti halinde ise, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanmaması gerektiğinin gözetilmesi, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; sanıkların eylemlerini gerçekleştirirken inandırıcılıklarını artırmak için katılana Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Ankara Emniyet Müdürlüğü antet ve logolu belgeler de gönderdiklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l maddesinin yanısıra aynı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu da oluşturacağının gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ... Müdafii, Sanık ... Müdafii ve Sanık ...'ün Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ...'ün temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/4640, K. 2026/7892, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-4640-e-2026-7892-k-2caefb084836