Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1992 E. 2026/6246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1992
- Karar No
- 2026/6246
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2870 E., 2025/684 K. SUÇ :Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Esastan ret hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2024 tarihli ve 2023/436 Esas, 2024/155 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-L-son,43/1-2, 62/1, 52/4,53,58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl 15... gün hapis ve 2.500.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin,26.02.2025 tarihli ve 2024/2870 Esas, 2025/684 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık müdafii temyiz isteği; katılanın sanığı kesin olarak teşhis edemediği , verilen ceza miktarının fazla olduğu , zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu, mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması talebine ilişkindir. Sanık temyiz isteği; masum olduğunu suç tarihinde cezaevinde olduğunu mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu, sanığın suç tarihlerinde cezaevinde olmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, kararında sanık ve müdafinin öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.06.2026 tarihinde karar verildi.