Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1785 E. 2026/4860 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1785
- Karar No
- 2026/4860
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/639 E., 2024/1504 K. SUÇLAR : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Bozma İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret İTİRAZA KONU KARAR :Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.09.2025 tarihli ve 2025/886 Esas,2025/1250 Karar sayılı kararı
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.09.2025 tarihli ve 2025/886 Esas, 2025/12050 Karar sayılı kararı sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2026 tarihli ve KD-2024/131215 sayılı yazıları üzerine yapılan inceleme neticesinde;
I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 12.03.2026 tarih ve 131215 sayı ile; "...CMK'nın 286/1. maddesinde bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği başka bir deyişle bozma kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği açık ve tereddütsüz bir şekilde belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin CMK'nın 2 80... . maddelerine aykırı bir şekilde bozma kararı vermesi ve bu kararın hukuka aykırılık oluşturması CMK'nın 286. maddesindeki açık düzenleme karşısında bu kararın 'kesin ve temyiz edilemez' olması niteliğini değiştirmemektedir, bu nedenle; 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde vermiş oldukları bozma kararlarının kesin nitelikte olduğu, bu itibarla bozma kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurma olanağının bulunmadığı, kararın, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken bozma kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
II. GEREKÇE İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2015/238 Esas, 2018/372 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 158/1-e-son, 43, 62/1, 53, 52. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile 66.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ilişkin hükümlerin katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesince 31.10.2024 tarih ve 2022-639 sayı ile Sanıklar ... ve ... haklarında İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma ve inceleme nedeniyle bozulmasına, karar verilmiştir. Kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 23.09.2025 tarihli ve 2025/886 Esas, 2025/12050 sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararlarının temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin bu kararları temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı kabul edilerek; "…İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi…" isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Daire Üyesi A. Badalı; "... 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde vermiş oldukları bozma kararlarının kesin nitelikte olduğu, bu itibarla bozma kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurma olanağının bulunmadığı, katılan vekilinin temyiz isteminin bu gerekçe ile CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
İncelenen dosya kapsamından; Hukukî süreç kısmında anlatıldığı şekilde aşamalardan geçen dosya kapsamında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK'nın 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde vermiş oldukları bozma kararlarının kesin nitelikte olduğu, bu itibarla bozma kararlarına karşı temyiz olanağının bulunmadığı görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi hükümlerine karşı olağan kanun yolu olarak da CMK'nın 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerden hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen hükümlerden hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da CMK'nın 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir. CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir." denilmek suretiyle, Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların kural olarak temyiz edilebileceği kabul edilirken, bu kuralın ilk istisnası da açıkça ifade edilmiş olmaktadır. Kanunun sarih metnine göre, Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararları temyiz edilemez.
Anılan normun ikinci fıkrasında temyize tabi olmayan diğer istisnalara yer verilmiş, 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanunun 29.maddesi ile eklenen üçüncü fıkrası ile de, iş bu istisnalar kapsamında olsa dahi temyiz yolu açılan suç tiplerine yer verilmiştir. Keza CMK'nın 284. maddesinde de, itiraza ve temyize ilişkin hükümler saklı olmak üzere, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine direnilemeyeceği ve bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Şu hale göre, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen usulüne uygun bozma kararına karşı ne temyiz (CMK madde 286/1), ne itiraz ne de sair bir kanun yolu öngörülmüştür. Bu kararlara karşı ilk Derece Mahkemesinin direnme hakkı da yoktur. (CMK madde 284) Kural olarak bir bozma değil ve fakat bir ıslah mahkemesi olan Bölge Adliye Mahkemesine tanınan istisnai ve sınırlı bir bozma yetkisinin, ceza yargılama sisteminin bütünü içinde, istinafın otantik yapısını da tahrif etmeden özenle kullanılmasının makul sürede yargılanma hakkına matuf bir yetki olduğu açıktır. Bu yetkinin sınırları içinde kullanıldığı hallerde CMK'nın 308/A maddesinde düzenlenen itiraza konu olamayacağında da tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak esastan bozma kararları verilegeldiği de bilinen bir gerçektir.Böylece Bölge Adliye Mahkemeleri bölgesel Yargıtaylar gibi birer bozma/temyiz mahkemeleri rolü üstlenmişlerdir. İşin esasına ilişkin olarak doğrudan ya da Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmış hallerden addolunup kanun dolanılarak verilen, hukuki akibeti belli olduğu için "makul sürede yargılanma hakkını güçlendirme" amacına da hizmet etmesi mümkün olmayan bu yetki aşımına müstenid bozma kararlarının hukuki statüsüne ilişkin tespit, Yüksek Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı, 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında şöyle yapılmıştır: "Bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki hâlde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur: a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz.
b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halükârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur. c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir. Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta olmasına karşın uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile işbu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle 'hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları' gerekmektedir. Yüksek Mahkemenin bu görüşü Genel Kurul ve Daireler nezdinde istikrar kazanmıştır. Oysa Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma verebileceği durumlar ancak yukarıda belirtilen ve davanın esasını çözmeyip temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesince direnilmesi imkânı dahi bulunmayan kararlardır. Kanunun vermediği bir yetkiye dayanarak verilen bozma kararlarının ise kesin nitelikte sayılmasından ve bu sebeple CMK'nın 308/A maddesinde belirtilen kararlar kapsamında farz edilerek bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itirazına konu olmasından söz etmek mümkün değildir. Bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği sınırlı hukuka aykırılıklarda kanun koyucu hukuka aykırılığın bir an önce çözüme kavuşturulması ile yargılamanın uzamasının önüne geçip makul sürede kesinleşmenin sağlanmasını amaçladığından olağan kanun yoluna başvurulmasını dahi öngörmemiştir." Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 7.01.20 26... /9-319, 2026/16 sayılı kararı ile de; Bölge adliye mahkemesinin usulüne uygun bozma kararlarının, CMK'nın 308/A maddesinde düzenlenen itiraza da konu olamayacağı benimsenmiştir. Bölge adliye mahkemesince verilen bozma kararlarının; yukarıda bahsedilen hukuka açık aykırılıkla malül olduğu hallerde, hukuki statüsünün Yüksek Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı, 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında saptanmış olması da gözetildiğinde, CMK'nın 286/1.maddesinin sarahati gereğince hukuka uygunluğunun temyiz yoluyla denetlenmesinin mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmalıdır. Açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen bozma kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağının kabulü gerekir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2015/238 Esas, 2018/372 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 158/1-e-son, 43, 62/1, 53, 52. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile 66.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ilişkin hükmün katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesince 31.10.2024 tarih ve 2022-639 sayı ile Sanıklar ... ve ... haklarında İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma ve inceleme nedeniyle bozulmasına, karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında;
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ve ... haklarında ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesi tarafından 31.10.2024 tarih ve 2022/639 Esas, 2024/1504 sayılı kararı bozulmasına ilişkin kararın, temyizi kabil bir karar olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğunun sonucuna varılmıştır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.09.2025 tarihli ve 2025/886 Esas, 2025/12050 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık suçuna ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin 31.10.2024 tarihli ve 2022/639 Esas, 2024/1504 sayılı bozma kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin, CMK'nın 286. maddesinin 1. fıkrası gereği bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarının temyizi kabil olmadığından aynı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, 4- Dosyanın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.