Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/416 E. 2024/12830 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2023/416
Karar No
2024/12830
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/274 E., 2022/153 K. SUÇ : Değişen suç vasfına göre kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Katılan vekilinin 23.05.2022 tarihli temyiz dilekçesi içeriğine göre, her iki sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz talebinde bulunduğu ve sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmakla, sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyizine hasren inceleme yapılmıştır. 1)Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesinin, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, somut olayda sanık hakkında incelemeye konu resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün daha önce İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin istinaf incelemesinden geçtiği ve 31.12.2020 tarihinde bozulduğu, bu nedenle hükmün esasının daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemiş, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş hüküm olması nedeniyle, kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 2)Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafii ve Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Sanığın, kimliği tespit edilemeyen faili meçhul şüpheli vasıtasıyla, katılan adına sahte şikayetten vazgeçme dilekçesini Mahkeme yazı işleri müdürüne kimlik tespiti yaptırmak suretiyle verdirmesi ve bu dilekçeye dayanılarak Mahkemece sanık hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen cezanın, ortadan kaldırılmasına yönelik mahkeme kararı yazılmasını sağlamak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlenmiş, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik ceza tayini, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2017/452 Esas ve 2018/319 Karar sayılı kararının sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle 1412 sayılı CMUK'nin 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunması için, aleyhe temyiz olsa da bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, eleştirilen hususlar dışında suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan ... ve Üye ...'ın suç vasfına yönelik karşı oyları ile oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 5237 sayılı TCK'nin temel ilkelerinden biri "kaç tane fiil var ise o kadar suç, kaç tane suç var ise o kadar ceza vardır" şeklinde ifade edilen ilkedir. Dolayısıyla suçun belirlenmesinde fiil esas alınmalıdır. Hukuki bakış açısıyla yapılan değerlendirmede bir bütün oluşturmakta ise fiilin tekliğinden de söz edilir. Hukuk normu ile yasaklanan veya emredilen şey de fiildir. Fail iradi olarak gerçekleştirdiği yasaklanan fiil nedeniyle kusurlu addedilmektedir. Ayrıca suça iştirak durumunda da fail-şerik ayırımı da fiil üzerindeki hakimiyete göre belirlenir. Bu itibarla dış alemde sebebiyet verilen neticeler fiil ve sayısını belirlemede esas olmamalıdır. Netice, kusurun yoğunluğu, fiilin sebebiyet verdiği zarar veya tehlikenin ağırlığı bakımından cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, somut olayda sanığın kimliği tespit edilemeyen şüpheli vasıtasıyla katılan adına sahte şikayetten vazgeçme dilekçesini mahkeme yazı işleri müdürüne kimlik tespiti yaptırmak suretiyle verdirmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde sanığın fiili bu aşamada tamamlanmıştır. Cezai sorumluluğun sınırları sanığın fiiline göre belirleneceğinden bu aşamada TCK'nin 207/1 maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Mahkemece cezanın ortadan kaldırılmasına yönelik kararın yazılması sanığın tamamlanan fiilinden sonra gerçekleşen netice olup, mahkeme hakiminin de iradesine ve değerlendirmesine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Ceza Genel Kurulu'nun 08.03.2022 tarih 2021/11-97 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararında da bu husus ifade edilmiştir. CGK kararında; ".... belirtilen iddiaların Mahkemece araştırılması, maddi ve şekli gerçeğe uygun olup olmadığının denetlenmesi sonucunda takdir hakkı kullanılarak verilmiş olması.... mahkemenin iradesinin sakatlandığından ve kararın hile ile elde edildiğinden söz edilmeyecek olunması nedeniyle verilen ödemede men kararı yönünden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı...." belirtilmiştir. Neticenin fiil üzerinde etkisi olmadığı fiilin haksızlık muhtevasını artırdığı gözetilerek, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle sanığın fiilinin TCK'nin 207/1 maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçu sınırlarında kaldığı değerlendirilerek kararın suç vasfından dolayı bozulması, suç tarihine göre de TCK'nin 66/1-e, 67/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımı süreleri dolduğundan CMK'nin 223/8 maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 05.11.2024

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/416, K. 2024/12830, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2023-416-e-2024-12830-k-3dcec6d5b39a