Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/785 E. 2024/71 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/785
- Karar No
- 2024/71
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/480 E., 2016/34 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/480 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ertelenmesine ve 3 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, suça konu senedi katılanın bilgisi dahilinde ciro edip icraya koyduğunu, sahtecilik kastı olmadığını, ödenmeyen çeke karşılık alınan senedin, çekin ödenmeyen miktarı yönünden icraya konulduğunu beyan ederek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanın, sanığın suça konu senedi ofisinden çaldığını ve imzasını taklit ederek icraya koyduğunu, senet borçlusunun kendisini araması üzerine haberdar olduğunu, sanığın kendisini dolandırdığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, delillerin takdirinin mahkemeye ait olmak üzere sanığın atılı suçu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık savunmasında; katılanın bilgisi dahilinde senedi ciro edip bedeli ödenmeyen çek miktarı kadarı için senedi icraya koyduğunu, katılan ... ve tanık ...ile ortak inşaat işi yaptıklarını, işlerin takibi, yasal muhasebe işlemleri ve tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu, katılanın ... ve ... isimli şahısların ...vasıtası ile çeki ciro ederek katılana verdiklerini, çekin karşılığı çıkmayınca suça konu senedi verdiklerini, katılanın senedi işleme koymasını söylediğini, senedin arkasına katılanın adını yazarak imzaladığını, senedi şantiyeden gizlice almadığını, senedin zaten kendisinde olduğunu beyan etmiştir. 3. 21.01.2016 tarihli duruşmada, senet üzerinde yapılan gözlemde, suça konu senedin 15/04/2013 ödeme tarihli 21.000 TL bedelli, ... adına düzenlenmiş, borçlusu ..., düzenleme tarihi 04.04.2013, kefili ... olan senet olduğu, senedin ön yüzünde borçlu ve kefil bilgilerinin farklı kalemler ile yazılmış olduğu, borçlu ve kefil imzalarının farklı kalemlerle atılmış olduğu, senedin arkasında ... ismi ve imzası yazılı bulunduğu tespit edilmiştir. 4. Mahkemece sanığın savunmasının hayatın olağan akışına aykırı ve suçtan kurtulmaya yönelik bulunduğu kanaatine varılarak mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdirinin yargılamayı yapan hakime ait olması ve yapılan sahteciliğin belli bazı kişilere karşı değil, objektif olarak herkese karşı aldatma yeteneğine sahip olması gerektiği cihetle; suça konu senet aslının duruşmada incelenenerek: aldatıcılık niteliğini ve Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığının özellikleri tutanağa yazılarak belirlenip gerekçeli kararda tartışılması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, 2. Sanığın 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul etmesi, yüklenen suç nedeniyle oluşan maddi bir zarar bulunmaması ve suç tarihinin 6545 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 28.06.2014'ten önce olması da dikkate alındığında; suç tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkemede kanaat oluşması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği halde, anılan suç bakımından sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat hasıl olmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek çelişki oluşturulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/480 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.