Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/3667 E. 2024/11044 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/3667
- Karar No
- 2024/11044
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü. Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Dosya kapsamında suça konu çeklerin farklı tarihlerde düzenlendiğine ve kullanıldığına dair delil bulunmaması karşısında, eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve sahte belge sayısının 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, zincirleme suç hükümleri uygulanması, 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan“resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek; Sanık hakkında UYAP sisteminde yapılan araştırmada benzer nitelikteki fiili nedeniyle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2009 tarihli ve 2009/60 Esas, 2009/184 Karar sayılı dosyasında kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığının ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, mükerrer yargılamanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilebilmesi bakımından, UYAP üzerinden ve sair surette varsa benzer davaları ile anılan dosyaların akıbeti araştırılarak ilgili dava dosyaları ile varsa diğer dosyalarının da getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre sanığın eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.