Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/29166 E. 2026/6321 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29166
- Karar No
- 2026/6321
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/782 E. 2015/931 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : Dolandırıcılık yönünden 22/06/2015; özel belgede sahtecilik yönünden 21/05/2015 HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: ... yetkili bayisi olan sanığın, faturalarını ödemek isteyen mağdurdan 2015 yılının Mayıs ayına ait fatura bedelini tahsil edip kendisine sahte tahsilat makbuzu verdiği, daha sonra mağdur Haziran ayına ait fatura bedelini ödemek istediğinde bu aya ait bedel ile birlikte Mayıs ayına ait fatura bedelini tekrar tahsil ettiği, böylece basit dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, her ne kadar Mahkemece sanığın mağdurun zararını giderdiği ve suç kastının bulunmadığı gerekçe gösterilmiş ise de;
A) Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, mağdurdan tahsil ettiği Mayıs ayına ait faturayı kasten tekrar tahsil ederek bedelini mal edindiği gibi ... bayiliğinin suç tarihinden sonra 17.08.2015 tarihinde iptal edildiği cihetle, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sübut bulan eyleminin 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 2 53... . maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına alınan ve 5237 sayılı TCK'nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükmü kurulması,
B) Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, Nisan ve Mayıs ayına ait fatura bedellerini ödemek isteyen mağdurdan anılan bedelleri tahsil ettikten sonra mağdura Nisan ayına ilişen ödeme için gerçek fakat Mayıs ayına ait ödeme için sahte tahsilat makbuzu verdiği, makbuzların üzerinde ... ambleminin bulunduğu, ödemeyi sisteme girdikten sonra makbuzu bilgisayardan otomatik olarak çıkaran sanığın sisteme almadığı ödemeyi sanki almış gibi bir şekilde haricen makbuz düzenleyerek mağdura verdiği, özel belge niteliğindeki bu makbuzun sahte olarak düzenlendiğinin sabit olduğu ve böylece ve böylece atılı suçu işlediği toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu şekilde sübut bulan eyleminin, benzer şekildeki başka eylemleriyle ilgili olarak dava dosyası ve UYAP ortamından yapılan incelemede, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/630 Esas, 2018/1596 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 207/1, 43, 62. maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.07.2020 tarihli ve 2020/3781 Esas, 2020/7469 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinin anlaşılmasına nazaran, anılan dava dosyasının getirtilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına yazılması, 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması hâlinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden oy birliğiyle, özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında zincirleme suçta zincirin herbir halkasının bağımsızlığını koruduğu ve buna göre gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin Başkan vekili ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 10.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 10.06.2026 tarihli, 2021/29166 Esas, 2026/6321 Karar sayılı ilamındaki sayın çoğunluğun bozma görüşüne aşağıda belirtilen gerekçe ile katılmıyorum. Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir. İnceleme konusu somut olayda; Saruhanlı ilçe merkezinde bulunan iş yerinde yaklaşık 6 yıldır ...-TTNET yetkili bayiliğini yapan sanığın 21.05.2015 günü saat 17:00 sularında iş yerinde gelen ve 2015 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin internet faturalarını ödemek isteyen müşteki ...'den Nisan ayı için 83,50 TL Mayıs ayı içinde 84 TL nakit parayı ilden aldığı müştekiye Nisan ayına ilişkin bilgisayar çıktısı olarak tahsilat makbuzu verdiği buna karşılık mayıs ayı fatura borcu olarak 84 TL için yazıcıdan çıkardığı boş tahsilat makbuzunun elle doldurup müştekiye verdiği bir ay sonrada Haziran ayına ilişkin fatura borcunu ödemek üzere iş yerine gelen müştekiye Haziran ayına ilişkin 83,50 TL'lik borcunun yanı sıra mayıs ayına ait 84 TL borcu içinde mükerrer ödeme yaptırdığı anlaşılmaktadır. Buna göre sanığın elle düzenlenmiş sahte tahsilat makbuzu düzenlediği hususunda bir kuşku yoktur. İlk derece mahkemesince sanığın dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından beraatine ilişkin hükümlerin yerel Cumhuriyet savcısınca temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda Nisan ve Mayıs aylarına ait fatura bedellerini ödemek isteyen mağdurdan anılan bedelleri tahsil ettikten sonra mağdura Nisan ayına ilişen ödeme için gerçek fakat Mayıs ayına ait ödeme için sahte tahsilat makbuzu verdiği, makbuzların üzerinde ... ambleminin bulunduğu, ödemeyi sisteme girdikten sonra makbuzu bilgisayardan otomatik olarak çıkaran sanığın sisteme almadığı ödemeyi sanki almış gibi bir şekilde haricen makbuz düzenleyerek mağdura verdiği, özel belge niteliğindeki bu makbuzun sahte olarak düzenlendiğinin sabit olduğu, ancak UYAP ortamından yapılan incelemede, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/630 Esas, 2018/1596 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 207/1, 43, 62. maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.07.2020 tarihli ve 2020/3781 Esas, 2020/7469 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinin anlaşılmasına nazaran, anılan dava dosyasının getirtilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına yazılması, 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması hâlinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiğine işaretle özel belgede sahtecilik suçunda kurulan beraat hükümünün bozulması yoluna gidilmiştir. İnceleme konusu dosya kapsamına göre özel belgede sahtecilik suçunun işlendiği (düzenlenip mağdura verildiği) tarih 21.05.2015'tir. Temyiz incelemesinin yapıldığı 10.06.2026 tarih itibariyle zamanaşımını kesen son işlem olan 21.10.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi dolmuştur. Her ne kadar sahtecilik suçlarında mağdur kamu yani tüm toplum olduğu için suçların sübutu halinde aynı suç işleme kararı ile işlenen sahtecilik suçları bakımından TCK'nin 43/1 ve devam maddeleri kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirse de zinciri oluşturan her bir suç bağımsızlığını korumaktadır. Dolayısıyla zamanaşımının da her bir zinciri oluşturan suç bakımından ayrı ayrı ele alınması zorunludur. Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden... işlemeye başlar.” Yargılamaya konu olayda sanığın 21.05.2015 tarihinde düzenleyip mağdura vermek suretiyle kullandığı özel belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak zamanaşımını kesen son usuli işlem sanığın savunmasının alındığı 21.10.2015 tarihidir. Bundan itibaren yasada öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süreside inceleme tarihi itibari ile dolmuştur. Çünkü TCK’nin 43/1 maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; KUNTER, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca TAŞDEMİR Kubilay, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134) TCK’nin 66/6. maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir. Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6. maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Bu açıklamalar ışığında inceleme tarihi itibariyle olağan zamanaşımının gerçekleştiğine ilişkin belirleme yapılarak düşme kararı verilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 10.06.2026